İnsan yaptığı iyilikleri Allah'tan, kötülükleri kendinden bilmesi onu kemale götürecektir. Kötülükleri kendinden bilmezse ıslah yolunu kapatmış olur. İyilikleri kendinden bilirse buda kibir ve gurur bataklığında bencilleşerek insanın kendisini putlaştırma yoludur. Bu Nisa suresi 79.âyette : "Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir." buyurularak hakikat yolu gösterilmiştir.
İnsanın yaptığı hata ve kötülüğü anlaması, mahcup olması ve ondan haya etmesi bir erdemdir. İfşa etmesi hatayı katlamak ve devam etme sebebidir.
Kötülük, haksızlık, hata insanlara karşı ise özür ve telafi etmenin yoluna bakmalı, Allah'a karşı ise tövbe ve iyiliklerle günah kirinden temizlenmelidir. "Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Nisa 106) Mevlana'nın 7 öğüdünden biri hataları örtmede gece gibi olmadır.
Kötülüklerin ifşası ve övünç vesilesi olması, kötülüklerin yayılmasına, utanma duygusunun yok olmasına vesile olacağından, kötü çığır açanlar için bir Hadis-i Şerifte bildirildiği üzere başkalarının hatalarından pay almaya sebep olacaktır.
Nisa 148. Âyette Allah’ın sevmediği bir durum olarak zikredildiği üzere:
"Allah kötü (eylem ve) sözün açığa vurulmasını sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir.
Kötülüklerin dillendirilmesi hayatta olanlar için olduğu gibi ölüleri de hayırla, iyilikleriyle yad etmek rahmete vesile olacaktır.
Bunlar kötülükler cezasız kalacak anlamına ve kötülerin şerrine karşı uyarmamak anlamına gelmez.
Bütün arzumuz iyiliklerin çoğalması, kötülüklerin azalması ve yok olması içindir.





