Yapılan hatırlatmalara rağmen çocukların görüntülerinin paylaşılması, yalnızca bir ihmal olarak görülemez. Çünkü kurum bakımında bulunan çocukların kimliklerinin korunması, onların güvenliği ve geleceği açısından temel bir sorumluluktur.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu konudaki yaklaşımı açıktır. Çocukların yüzlerinin görünmesi veya kimliklerini ortaya çıkarabilecek detayların paylaşılması çoğu durumda uygun değildir. Bu nedenle fotoğrafların mozaiklenmesi ya da arkadan çekilmesi gibi yöntemler uygulanır. Çünkü bugün masum görünen bir paylaşım, yarın bir çocuğun karşısına hiç istemediği şekilde çıkabilir.

Asıl düşündürücü olan, yapılan uyarılara rağmen bu hassasiyetin göz ardı edilmesidir. Gazetecilik yalnızca haber yapmak değil, kamu yararını gözetmek ve zarar vermemektir. Aynı sorumluluk sosyal medya yöneticileri ve içerik üreticileri için de geçerlidir. Çocuklar, beğeni veya etkileşim uğruna kullanılabilecek birer içerik malzemesi değildir.

Burada cevap bekleyen bir soru daha var: Bakanlık ve ilgili kurumlar bu tür paylaşımları takip etmiyor mu? Takip ediyorsa, çocukların mahremiyetini ihlal eden içeriklere neden müdahale edilmiyor?

Mesele bir fotoğraftan ibaret değildir. Mesele, devlet koruması altındaki çocukların mahremiyetine ne kadar değer verdiğimizdir. Çünkü bir haber unutulabilir; ancak internete düşen bir fotoğraf yıllarca kalabilir.