Sonuç artıysa reel faiz pozitiftir, eksiyse negatiftir. Ama bu tek bir sayı, cebinizdeki paranın değerinden döviz kuruna, kredi taksitlerinden markette gördüğünüz fiyatlara kadar hayatın her köşesine dokunuyor.
Önce basit bir örnekle başlayalım
Diyelim ki bankaya 100 bin lira yatırdınız ve yıllık yüzde 40 faiz aldınız. Kulağa iyi geliyor, değil mi? Ama o yıl enflasyon yüzde 30 çıktıysa, paranızın alım gücü aslında yüzde 10 arttı; yani reel faiz pozitif. Enflasyon yüzde 50 çıktıysa, elinizde daha çok lira olsa da o liralarla eskisinden daha az şey alabiliyorsunuz demektir; reel faiz eksiye düştü, yani paranız eridi.
Bugün Türkiye'de tablo şöyle: Merkez Bankası'nın politika faizi yüzde 37 seviyesinde, yıl sonu enflasyon beklentisi ise piyasa anketlerine göre yaklaşık yüzde 29 civarında seyrediyor. Yani şu an reel faiz tarafında pozitif bir görüntü var; bankaya parasını yatıran, enflasyonun biraz üzerinde bir getiri elde ediyor. Bu, son birkaç yılın aksine dikkat çekici bir değişim.
Reel faiz negatifse ne olur?
Reel faiz eksiye düştüğünde, yani banka faizi enflasyonun gerisinde kaldığında, elinde nakit tutan ya da mevduatta bekleten herkes aslında para kaybeder. Böyle bir ortamda insanlar mantıklı olanı yapar: Parasını erimeye terk etmek yerine dövize, altına, arsaya, konuta ya da hemen tüketime yönlendirir. Bu da iki şeyi tetikler. Birincisi, dövize olan talep arttığı için kur yükselme baskısı altına girer; herkes doları, avroyu “değerini koruyan liman” olarak görüp ona koşar. İkincisi, insanlar parayı bankada tutmak yerine harcamayı tercih ettiği için talep artar, talep artınca da fiyatlar daha da yükselir. Yani negatif reel faiz, enflasyonu düşürmek bir yana, kendi kendini besleyen bir sarmala dönüşebilir: Düşük reel faiz, yüksek döviz talebi, yüksek kur, yüksek enflasyon, yine düşük reel faiz.
Peki reel faiz pozitif olunca tablo tersine döner mi?
Reel faiz pozitife döndüğünde mantık tam tersi işler. Bankaya para yatırmak, enflasyonun üzerinde getiri sağladığı için cazip hale gelir. İnsanlar ve şirketler dövize, altına hücum etmek yerine parasını Türk lirası mevduatta tutmayı tercih eder. Bu durum dövize olan talebi azaltır ve genellikle kurun daha sakin, öngörülebilir bir seyir izlemesine yardımcı olur. Aynı zamanda yüksek mevduat faizi insanları harcamak yerine biriktirmeye teşvik eder; harcama yavaşlayınca talep baskısı azalır, bu da zamanla enflasyonun düşmesine katkı sağlar. Tabii bunun bir bedeli vardır: Kredi faizleri de yüksek kaldığı için ev, araba, iş yatırımı gibi kredili alımlar pahalılaşır ve ekonomik faaliyet yavaşlar. Yani pozitif reel faiz enflasyonla mücadelede güçlü bir araçtır ama bedelsiz değildir; büyümeyi ve kredi kullanan kesimi sıkıştırır.
Satın alma paritesiyle bağlantısı nedir?
Satın alma gücü paritesi, basitçe “aynı parayla iki farklı ülkede ne kadar mal alabildiğiniz” sorusuna cevap arar. Bir ülkede enflasyon diğerine göre sürekli daha yüksek seyrediyorsa, o ülkenin parası zamanla değer kaybetmelidir ki iki ülkedeki fiyatlar birbirine yakın kalsın. Türkiye'de enflasyon, örneğin Avrupa'dan çok daha yüksek seyrettiği için lira, teoride avro ve dolar karşısında sürekli değer kaybetmesi beklenen bir para birimidir. Reel faizin pozitif ya da negatif olması burada devreye giriyor: Reel faiz pozitifse ve sürdürülebilirse, lirayı elde tutmanın bir “ödülü” olduğu için kur, enflasyon farkının öngördüğünden daha yavaş değer kaybedebilir; hatta kısa vadede reel olarak değerlenebilir. Reel faiz negatifse, kur genellikle enflasyon farkının işaret ettiğinden daha hızlı ve sert şekilde değer kaybeder, çünkü hem enflasyon farkı hem de “parayı elde tutmanın cezası” aynı yöne, liranın aleyhine çalışır.
Sonuç olarak
Reel faiz, görünüşte teknik bir ekonomi terimi ama aslında hepimizin cebini doğrudan ilgilendiriyor. Pozitif reel faiz, tasarrufu ödüllendirir, dövize hücumu frenler, enflasyonla mücadeleye destek olur; ama kredi maliyetini yükselterek yatırımı ve büyümeyi yavaşlatır. Negatif reel faiz ise tam tersine, harcamayı ve dövize kaçışı teşvik ederek enflasyonu ve kur baskısını büyütme riski taşır. Bugün Türkiye'nin pozitif reel faiz bölgesine geçmiş olması, enflasyonla mücadelede attığı adımın bir göstergesi; ama bu dengenin kalıcı olup olmayacağını önümüzdeki aylarda açıklanacak enflasyon verileri ve Merkez Bankası'nın faiz kararları belirleyecek.





