Hepimiz hayatımızın bir döneminde yanlış insanlarla karşılaşırız. Kimi dost bildiğinden yara alır, kimi güvendiği birinin ihanetine uğrar, kimi de emek verdiği insanların vefasızlığıyla tanışır. İlk bakışta bunların hepsi bir kayıp gibi görünür. Oysa mesele yanlış insanlarla karşılaşmak değil, o karşılaşmalardan ne öğrendiğimizdir.

Yanlış, insanı tek başına büyütmez. Eğer öyle olsaydı, hayatta hata yapan herkes olgunlaşırdı. Oysa bazı insanlar aynı yanlışları tekrar tekrar yaşarken, bazıları tek bir tecrübeden büyük dersler çıkarır. Aradaki fark, yanlışın içindeki doğruyu görebilmektir.

Bir ihanet, sadakatin değerini öğretir. Bir haksızlık, adaletin kıymetini hatırlatır. Bir vefasızlık, gerçek dostluğun ne kadar nadir olduğunu gösterir.

Yaşanan olumsuzluklar aslında bize kim olmamamız gerektiğini anlatan sessiz derslerdir.

Mevlânâ'nın şu sözü bu gerçeği ne güzel ifade eder: “Dikenlerden korkan, gül bahçesine giremez.” Hayatın dikenleri de çoğu zaman yanlış insanlar ve acı tecrübeler şeklinde karşımıza çıkar. Ancak o dikenlerin arasında saklı olan hikmeti görebilenler, sonunda kendi güllerini yetiştirir.

Bugün dönüp geçmişe baktığımızda, bizi en çok değiştiren insanların çoğunun hayatımıza mutluluk getirenler değil; sabrı, direnci ve farkındalığı öğretenler olduğunu görürüz. Çünkü insan bazen bir iyilikten değil, bir yanlıştan aldığı dersle olgunlaşır.

Bu yüzden yaşadığımız kırgınlıklara sadece bir kayıp gözüyle bakmamalıyız. Her yanlışın içinde saklı bir doğru, her hayal kırıklığının içinde gizli bir ders vardır. Önemli olan, yaşananlara öfke ile değil, ibretle bakabilmektir.

Deniz feneri de ancak karanlıkta anlam kazanır. Gündüz vakti ışığı fark edilmez. Yanlış insanlar ve zor zamanlar da hayatımızın karanlığıdır. O karanlık sayesinde doğruları daha net görürüz.

Bu yüzden mesele yanlış insanlarla karşılaşmak değildir. Çünkü herkesin yolu bir gün yanlış insanlarla kesişir. Asıl mesele, o karşılaşmalardan ne öğrendiğimizdir.

Unutmayalım; insanı büyüten yanlış insanlar değil, o yanlışların içindeki doğruyu görebilecek kadar olgunlaşmış bir bakış açısıdır.