Yoğun bir tempodan sonra YKS sınavı bitti ve sonuçlar açıklandı. Kimisi sevindi, kimisi üzüldü. Kimileri de umudunu bir sonraki yıla bıraktı. Şimdi başka bir zorluk dönemi. Tercih zamanı… Gençlerimiz bir an önce geleceklerine dair ilk somut adımı görmek için sabırsızlanıyorlar doğal olarak.
Aileler olarak muhtemelen birçoğumuz, çoktan alternatif planlar yapmaya, hangi okulu tercih edeceklerini, hangi mesleğe yönelebileceklerini düşünmeye başladık. Kafalar karışık, sorular çok, ihtimaller fazla ve zaman darılıyor. Aileler başka, çocuklar bambaşka yerler istiyor değil mi?
İşte tam da bu noktada durup birlikte düşünmemiz gerekiyor.
Liseyi yeni bitiren evlatlarımızın çoğunun kafası karışık. Üniversite tercih dönemi yaklaşırken aynı sorular dönüp duruyor:
“Acaba doğru bölümü mü seçeceğim?”
“Ya pişman olursam?”
“Ya iş bulamazsam?”
Önce şunu net söyleyelim:
Yanlış tercih bir yıl kaybettirir.
Yanlış okul dört yıl kaybettirir.
Yanlış meslek ise bir ömür…
Meslek Sadece Para Değildir
Bugün birçok genç; doktor, mühendis, avukat, öğretmen olmak istiyor. Ama gerçekten istedikleri için mi? Yoksa toplum öyle dediği için mi?
Meslek seçmek aslında yaşam biçimi seçmektir. Sabah hangi ortamda uyanacağınızı, kimlerle çalışacağınızı, nasıl bir hayat süreceğinizi belirler. Sadece maaşa bakarak seçilen meslek, bir süre sonra yük olur.
Asıl Soru bence;” kendini ne kadar tanıyorsun?”
Meslekleri tanımıyoruz, doğru. Dünyayı yeterince tanımıyoruz, doğru. Ama en önemlisi şu: Kendimizi tanımıyoruz.
Şu soruları kaçımız kendine dürüstçe soruyor?
Ben gerçekten ne yaparken mutlu oluyorum?
Hangi ortamda daha verimli çalışırım?
İnsanlarla mı, makinelerle mi, sayılarla mı, doğayla mı uğraşmak isterim?
On yıl sonra nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?
Bu soruların cevabı yoksa, tercih listesi ne kadar doğru olabilir?
Gençlerimizin en sık yaptığı hatalar şunlar:
“Puanım bu bölüme yetti, o zaman yazayım.”
“Herkes orayı istiyor, ben de yazayım.”
“Şehir güzel, üniversite fark etmez.”
“Maaşı yüksekmiş.”
Oysa maaş, mesleğin sonucu olabilir ama amacı olmamalıdır.
Tavsiyem Net:
Sevgili gençler,
Önce kendinizi tanıyın. Sonra meslekleri araştırın. Mümkünse o mesleği yapan biriyle konuşun. Bir gününü gözlemleyin.
Unutmayın, hayat sizin hayatınız. Seçimin bedelini de mutluluğunu da siz yaşayacaksınız.
Aynaya bakın ve kendinize şu soruyu sorun:
“Ben kimim ve nasıl bir hayat istiyorum?”
Cevabı bulduğunuzda, doğru meslek zaten sizi bulacaktır.
Ama şunu da unutmayın: Anneniz, babanız sizin geçtiğiniz yollardan yıllar önce geçti ve bu hayatta epey yol katetti. Arkalarında yaşanmış büyük bir tecrübe var. Onların bu birikiminden mutlaka faydalanın. Ailenizle çatışmak yerine onları dinleyin, fikirlerini alın ve kararlarınızı birlikte olgunlaştırın. Hiçbir ebeveyn evladının kötülüğünü istemez. Bütün bu çaba, sizin geleceğiniz için en doğru kararı verebilmeniz içindir.
Unutmayın ki aileniz sizi çok seviyor ve tercihiniz ne olursa olsun her zaman arkanızda durmaya devam edecekler.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…
Saygılarımla
Tolga Yuvalı
Sizden birisi





