Rahmetliye ‘’Baba bu bölümleri kazanmam mümkün değil, velev ki attım tuttu kazandım, kan görsem bayılacağım bir mesleği puansız deseler dahi yapmak istemem’’ dememe rağmen, kaşlarını çatarak ‘’okuyacaksan bu bölümlere gideceksin, yoksa dükkana geleceksin’’ demişti. Söylediklerini harfiyen yazdıktan sonra, sınıf arkadaşım Ahmet Buğra ile Muğla’da yüksek okulda okuyan ağabeyi Çakır Buğra ve Orhan Erdem’in kaldıkları evde, sınava girme bahanesiyle gidip on gün tatil yaptığımız hiç aklımdan çıkmaz.

Sınav sonucu geldiğinde, meslek dersleri öğretmenliğini kazanacak bir puan aldığımı görmüştüm. Bununla birlikte lisanslı olmam hasebiyle, beden eğitimi öğretmenim Salim Eskioğlu Beden Eğitimi Öğretmenliğine otomatik olarak gidebileceğim hususunda çok üstüme düşmüştü ama bu konuda da babamı aşamamıştım. Ayrıca İzmir Gaziemir Hava Teknik Astsubaylık sınavlarına girerek kazandım, lakin babam yine razı gelmemişti. Velhasıl o günlerde öğrenci veya öğretmenlerin değil, ailelerin dediği olurdu.

Sonuç itibariyle, o günden bugüne 42 yıl geçti. Ticaret yapmaktan ve sosyal bir hayat yaşamaktan asla şikayetçi olmadım.

Aslında rahmetli babam beni iyi etüt etmiş ve doğru hedefe yönlendirmişti. Uzun yıllar sonra, belediye başkan aday adayı olduğumda lise diplomasının yetmeyeceği söylenince, Yerel Yönetimler ile Medya iletişim bölümlerini açıktan okudum. Şu anda da, hobi olarak Emlak Yönetiminde okumaya devam ediyorum.

Bu hatıratımın ardından, günlerdir merakla beklenen YKS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte milyonlarca hanede heyecan, umut ve zaman zaman da kaygı dolu bir süreç başladı.

Tercih haftasında gemiyi alabora etmeden güvenli bir limana yanaştırmak adına, gençlerin geleceklerini şekillendirecek doğru tercihleri yapabilmeleri için stresli günler başladı. Bu kritik süreçte öğrenci, aile ve rehber öğretmen üçgeninde farklı beklentiler ve vizyonlar çatışabiliyor.

Bir yanda hayallerinin peşinden gitmek isteyen gençler, diğer yanda etiket ve garantili iş peşinde koşan aileler, tünelde ise hem öğrenciyi korumaya hem de gerçekçi bir rotada tutmaya çalışan rehber öğretmenler var.

Ailelerin çok sık düştüğü tuzaklardan biri, çocuklarının sadece prestijli sıfat kazanması adına puanının yettiği en yüksek bölümü zorlamalarıdır. Unutulmamalıdır ki, mesleğin unvanı kişiyi mutlu ve başarılı kılmaz. Kişiyi başarılı kılan, öğrenimi sırasında tutkuyla bağlı olacağı bir bölümde okuması ve mezun olduktan sonra, seveceği ve başarılı olabileceği bir mesleğin sahibi olabilmesidir.

Aileler için doğru yaklaşım, çocuğunuzun puanı sizin prestij belgeniz değildir. Onu başkalarının çocuklarıyla kıyaslamak yerine, bu çocuk 10 yıl sonra hangi işi yaparken gözlerinin içi parlar sorusunun cevabına odaklanmak olacaktır.

Öğrenciler için doğru yaklaşım ise; sırf aileniz ya da çevreniz alkışlasın diye sevmediğiniz bir unvanın altına girmeyin. İstemeyerek okunan bir bölüm, ömür boyu sürecek bir mesleki tatminsizliğin ilk adımıdır.

Tercih listenizi oluştururken yapılan en büyük teknik hata, geçen yılın taban puanlarına göre hareket etmektir. Sınavların zorluk derecesi her yıl değiştiği için puanlar aldatıcı olabilir, asıl belirleyici olan başarı sırası ve kontenjan değişimleridir.

Bunun da ötesinde, dünyanın hızla değiştiğini ve geleneksel mesleklerin dönüşüme uğradığını unutmamak gerekir. Bugün geleceği yok denilen bir alan, doğru bir yetenek setiyle birleştiğinde muazzam fırsatlar sunabilir.

Okul rehber öğretmenleri, bu sürecin en rasyonel pusulalarıdır. Öğrencinin akademik geçmişini, mizacını ve sınav psikolojisini en iyi analiz eden uzmanlar olarak rehber öğretmenlerin yönlendirmeleri hayati önem taşır.

Tercih listesi hazırlarken sıralamanıza puanınızın biraz üzerinde olsa da hayalini kurduğunuz bir tercihle başlayıp, gerçekçi tercihlerle devam edin. Listenizin sonuna ise gidersem mutlu olurum dediğiniz, güvenli limanları yerleştirin.

Üniversiteler sadece dersliklerden ibaret değildir. Akademik kadro, yurt ve barınma olanakları, staj imkanları, sosyal kulüpler ve şehrin yaşam maliyeti bütüncül bir şekilde değerlendirilmelidir.

Bir bölümü seçerken sadece ismine bakmak yeterli değildir. O bölümün uluslararası geçerliliği ve yurt dışı değişim programları, çift anadal-yandal imkanları mutlaka araştırılmalıdır. Artık günümüz iş dünyası tek bir alanda uzmanlaşmış kişilerden ziyade, daha donanımlı bireyler arıyor.

Tercih dönemi bir bitiş değil, yepyeni bir başlangıçtır. Hiçbir puan bir gencin değerini belirleyemeyeceği gibi, hiçbir üniversite de tek başına başarının garantisi değildir.

Sevgili gençler, hayallerinizin sesini dinleyin ama gerçeklerin ışığında adım atın.

Kıymetli aileler, evlatlarınıza bir unvan kazandırmak değil, onların kendi hayatlarının mimarı olmalarına destek vermek ana hedefiniz olsun.

Doğru analiz, açık iletişim ve rasyonel bir planlamayla atılacak her adım, geleceğe güvenle bakmanızı sağlayacaktır.

Gençler 42 yılda ülkemizde çok şey değil, her şey değişti ama gerçekler değişmedi. Seveceğiniz ve başarılı olabileceğiniz en önemlisi de iş bulmakta zorlanmayacağınız bir bölümü tercih edin ama illa da üniversite mezunu olacağım diye, yıllarınızı heba etmeyin.