Aslında çoğu zaman cevap tek bir cümlede gizlidir: Doğru bilgi, doğru aramayı başlatır.
Son yıllarda özellikle ileri yaşta, yön bulmakta zorlanan veya zaman zaman bulunduğu ortamdan farkında olmadan uzaklaşabilen vatandaşlarımızla ilgili kayıp ihbarlarıyla daha sık karşılaşıyoruz. Yakın zamanda Seydişehir'de ve Akşehir'de yaşanan olaylar da bunun en somut örnekleri oldu. Çok şükür her iki vatandaşımıza da sağ olarak ulaşıldı. Ancak bu olaylar bize bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Arama çalışmaları, kayıp ihbarıyla değil; kaybolmadan önce alınan tedbirlerle kolaylaşır.
Peki aileler neler yapabilir?
Öncelikle, yakınınızın güncel bir fotoğrafını telefonunuzda mutlaka bulundurun. Yıllar önce çekilmiş fotoğraflar yerine, bugünkü görünümünü yansıtan net bir fotoğraf arama ekipleri için çok daha değerlidir.
Arama çalışmalarının temelini oluşturan en önemli bilgi ise en son görüldüğü noktadır. Kayıp ihbarlarında ekiplerin ilk sorduğu soru, "En son nerede görüldü?" olur. Çünkü oluşturulacak arama planı bu bilgi üzerine kurulur. Yanlış ya da eksik verilen bilgiler, ekiplerin zaman kaybetmesine ve kritik saatlerin boşa harcanmasına neden olabilir.
Yakınınız evden çıkarken üzerinde bulunan kıyafetin rengi, ayakkabısı, şapkası, bastonu veya yanında taşıdığı çanta gibi ayrıntılar mutlaka bilinmelidir. Arama çalışmalarında bu bilgiler, ekipler kadar vatandaşlardan gelecek ihbarların doğrulanmasında da büyük önem taşır. Bazen sadece doğru tarif edilen bir kıyafet, kayıp bir vatandaşın kısa sürede bulunmasına vesile olabilir.
Yaşlı yakınınızın sık gittiği yerleri önceden not edin. Eski evi, çocukluğunun geçtiği mahalle, cami, park, mezarlık, komşusu ya da her gün uğradığı market... Bu bilgiler, arama ekiplerinin öncelikli değerlendirdiği alanlardır.
Mümkünse üzerinde isim ve en az iki yakının telefon numarasının bulunduğu küçük bir bilgi kartı taşımasını sağlayın. Bu basit tedbir, onu gören duyarlı bir vatandaşın veya görevli ekiplerin yakınlarına kısa sürede ulaşmasını sağlayabilir.
Teknolojinin sunduğu imkânlardan da yararlanılabilir. GPS özellikli akıllı saatler, konum paylaşabilen bileklikler ve benzeri takip cihazları, özellikle yönünü bulmakta zorlanan kişiler için önemli bir destek sağlayabilir.
Yakınınızın günlük alışkanlıklarını da iyi bilin. Hangi saatlerde dışarı çıktığı, hangi güzergâhı kullandığı, hangi duraklarda beklediği veya hangi noktalara uğradığı gibi bilgiler, arama planlamasında önemli avantaj sağlar.
Ve belki de en önemli konu...
Böyle bir durumda "Birazdan gelir." düşüncesiyle saatlerce beklemeyin. Kaybolma ihtimali varsa vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bilgi verin. Arama kurtarma çalışmalarında ilk saatler, başarı ihtimalini artıran en kritik zaman dilimidir.
Unutmayalım; arama kurtarma ekipleri geniş alanları tarayabilir, teknolojik imkânlardan faydalanabilir, gece gündüz demeden görev yapabilir. Ancak ekiplerin en büyük yardımcısı ne drone'dur ne de termal kameradır. En büyük yardımcı; ailelerden gelen doğru, eksiksiz ve zamanında bilgidir.
Yakın zamanda Seydişehir ve Akşehir'de yaşanan kayıp olaylarında da bir kez daha gördük ki; en son görüldüğü noktanın doğru bilinmesi, üzerindeki kıyafetin renginin doğru tarif edilmesi ve sık gittiği yerlerin paylaşılması, arama çalışmalarının hızını ve başarısını doğrudan etkiliyor.
Belki bugün ayıracağınız birkaç dakika, hazırlayacağınız küçük bir bilgi notu veya alacağınız basit bir tedbir, yarın saatler sürecek bir aramayı dakikalara indirebilir.
Çünkü doğru bilgi, doğru aramayı başlatır. Bazen doğru zamanda paylaşılan tek bir bilgi, bir insanın yeniden sevdiklerine kavuşmasına vesile olabilir.





