Hikâyenin bugünkü “maymunları”; temeli, bilançosu veya reel bir karşılığı yeterince sorgulanmadan, yalnızca “daha yüksek fiyata satarım” beklentisiyle alınan spekülatif hisseler ve yüksek riskli kripto varlıklar.

Eskiden köye gelen simsarın yerini ise bugün sosyal medya aldı. TikTok, X ve Telegram'daki “VIP sinyal grupları”, yatırım içerikleri ve finans fenomenleri, piyasalardaki hareketleri milyonlarca kişiye aynı anda ulaştırabiliyor.

Bir varlık düşük seviyelerden alınır. Ardından sosyal medyada büyük beklentiler oluşturulur, yüksek fiyat hedefleri konuşulur. Fiyat yükseldikçe ilgi artar. “Herkes kazanıyor, ben neden geride kalıyorum?” düşüncesi devreye girer.

Sonrasında piyasaya en son girenler, yükselişin devam edeceği beklentisiyle yüksek seviyelerden alım yapabilir. Fiyat tersine döndüğünde ise aynı hızla çıkmak her zaman mümkün olmaz. Böylece kâğıt üzerinde görünen kazançlar kısa sürede kayıplara dönüşebilir.

1929'daki “ayakkabı boyacısı” hikâyesinin günümüzdeki karşılığını da burada aramak mümkün.

Bugün otobüste yanımızda oturan bir lise öğrencisinin, berberimizin ya da sosyal medyadaki bir içerik üreticisinin “kaldıraçlı işlemde 10 kat kazandım” demesi, yatırım dünyasının ne kadar hızlı gündelik hayatın içine girdiğini gösteriyor.

Eskiden bilgi yavaş yayılırdı. Bugün bir hissenin yükselişi veya bir kripto varlığın fiyat hareketi saniyeler içerisinde milyonlarca kişinin ekranına düşüyor. Bu hız, fırsat kadar kaçırma korkusunu da büyütüyor.

Tavan serisinin son gününde alım yapan yatırımcı, ertesi gün fiyatın tabana yönelmesiyle satış yapmakta zorlanabiliyor. İşte “tavanın tabanı üttüğü” yer tam da burası.

Borsa mı, şans oyunu mu?

Dikkat çekici arayüzlere sahip mobil yatırım uygulamaları da finansal işlemleri giderek daha kolay ve hızlı hale getirdi. Bazı platformlarda kazançların görsel efektlerle öne çıkarılması, tek tıkla yüksek kaldıraçlı işlemlere ulaşılabilmesi ve işlemlerin bir mobil oyun kadar kolay görünmesi, risk algısını olduğundan daha düşük gösterebiliyor.

Bunun sonucunda bazı yatırımcılar “yatırım yaptım” demekten çok, “girdim, çıktım, kaldıraçta kaybettim” ifadelerini kullanıyor.

Oysa yatırım ile kısa vadeli spekülasyon aynı şey değil.

Yeni köy ağaları algoritmalar mı?

Maymun hikâyesinin yazıldığı dönemdeki “yabancı hâkimiyeti” veya köydeki simsarların yerini bugün çok daha karmaşık bir piyasa yapısı aldı.

Yüksek frekanslı işlem sistemleri, algoritmalar, büyük fonlar ve kurumsal yatırımcılar piyasada çok yüksek hızlarda işlem gerçekleştirebiliyor.

Burada mesele, her fiyat hareketinin arkasında mutlaka kötü niyetli bir aktör olduğu düşüncesi değil. Asıl mesele, küçük yatırımcının kendisinden çok daha hızlı çalışan, çok daha fazla veriye erişebilen ve risk yönetimi açısından çok daha farklı imkânlara sahip piyasa oyuncularıyla aynı ortamda işlem yapması.

Küçük yatırımcı yüksek fiyattan alım yaptığında fiyatın yükselmeye devam edeceğini varsayabilir. Ancak piyasa beklentisi tersine döndüğünde, likiditenin azalması ve satışların hızlanması kayıpları büyütebilir.

Değişen araçlar, değişmeyen insan psikolojisi

Velhasıl…

Sermayenin tabana yayılması, finansal piyasalara erişimin kolaylaşması ve yatırım imkânlarının genişlemesi önemli gelişmeler.

Fakat araçlar değişse de insan psikolojisinin bazı tarafları değişmiyor.

Eskiden köylü elindeki maymunların daha yüksek fiyata satılacağına inanıyordu.

Bugün ise küçük yatırımcı, ekranında hızla yükselen bir varlığı gördüğünde aynı beklentiye kapılabiliyor:

“Biraz daha yükselsin, sonra satarım.”

Sorun çoğu zaman tam da bu cümlede başlıyor.

Çünkü piyasada herkes aynı anda kazanamaz. Bir varlığın fiyatının yükselmesi, o fiyattan işlem yapan herkesin kazanç elde edeceği anlamına gelmez.

Günün sonunda hikâyedeki köylülerin ellerinde kalan maymunlar neyse, kontrolsüz biçimde yükselen varlıklara yalnızca fiyat artışı beklentisiyle giren yatırımcının elinde kalan zarar da odur.

**İsimler değişiyor, araçlar değişiyor, ekranlar değişiyor…

Ama insanın “daha yükseğe çıkar” umudu değişmiyor.**