Cümleler Milli Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet'e ait. Heybet yalnızca bakan yardımcısı değil; aynı zamanda ASFAT'ın Yönetim Kurulu Başkanı ve bir Yunaklı. Yani sözü veren kişi hem karar masasında oturuyor hem de bu coğrafyayı içeriden tanıyor. Bu ikisi bir araya gelince sözün ağırlığı artıyor.
Ne söylendi?
Konuşmanın süsünü ayıklayınca geriye dört somut mesaj kalıyor.
Birincisi, bir envanter çıkarılacak. Heybet, OSB'deki fabrikaların üretim kapasitesinin, ürün türlerinin ve teknik seviyesinin belirlenmesini, ardından Ankara'da bir toplantı yapılmasını istedi. “Organize sanayi bölgesinin bir envanterini hep birlikte çıkaralım” dedi.
İkincisi, ASFAT'ın üç ihtiyacı masaya kondu: tedarik, ürün geliştirme ve Ar-Ge, bir de uluslararası pazarlama. ASFAT'ı pek duymamış olabilirsiniz. 27 askeri fabrikayı ve 10 askeri tersaneyi işleten bir devlet şirketi. Dünyanın en büyük 100 savunma şirketi arasında yer alıyor. Bu yıl yalnızca ağustos sonuna kadar 20'yi aşkın ülkeye 550 milyon doları geçen ihracat yaptı. Pakistan'a savaş gemisi inşa ediyor, Avrupa ülkelerinin A400M askeri nakliye uçaklarına bakım yapıyor, eski silah sistemlerini modernize ediyor.
Üçüncüsü, dost ve müttefik ülkelerden talep var. Ukrayna-Rusya savaşının uzaması, Karadeniz ve Baltık'taki gerginlik Türkiye'yi güvenilir bir üretim merkezi haline getirdi. Bu talebi karşılamak için Anadolu'daki üretim kapasitesine ihtiyaç var.
Dördüncüsü ve bence en önemlisi: Heybet, Akşehirli iş insanlarına savunma sanayine yönelik yedek parça ve malzeme üretimi konusunda destek vereceğini söyledi.
“Yedek parça” kelimesinin altını çizin
Savunma sanayi deyince akla hemen silah, füze, İHA gelir. Oysa Akşehir'e uzatılan el başka bir yeri gösteriyor.
ASFAT'ın asıl işi üretimden çok bakım, onarım ve modernizasyon. Bir tankı, bir kışla jeneratörünü, bir askeri kamyonu yıllarca çalışır halde tutmak. Bu işin en büyük kronik derdi de yedek parçadır. Bazı parçaların üreticisi artık yoktur. Bazıları yurt dışından gelir, siyasi bir krizde kapı kapanır. Bazıları tek bir firmadan alınır, o firma aksadığında bütün bakım durur.
Düşünün: Elinizde otuz yıllık ama sapasağlam bir traktör var. Tek bir pompa dişlisi bulunamadığı için aylarca yattığını görmüşüzüdür. Orduların yaşadığı sorun da budur, sadece ölçeği çok daha büyüktür. O dişliyi tersine mühendislikle çizip, doğru malzemeden, doğru tolerans ve belgelerle üretebilen firma, bu zincirin vazgeçilmez halkası olur.
Kısacası Akşehir'den beklenen şey silah fabrikası kurmak değil. Beklenen şey, mevcut tezgâhları savunmanın idame ve lojistik ihtiyacına, yani sistemleri ayakta tutma işine açmak. Bu fark, yol haritasının tamamını belirliyor.





