Dün sabah aynı konuya paralellik arz ettiğini düşündüğüm Alara Baykent'in bir yazısı çıktı karşıma.
Yazıdan bazı alıntılar yapmak isterim. Yazı şu şekilde başlıyor,
"Tarihin en yetenekli süvarileri olarak bilinen Komançi kabilesi(Numunuu), vahşi mustang'leri yakaladıklarında modern insanın düştüğü en büyük yanılgıya düşmezlerdi: Onları domine edip, ruhlarını kırıp zorla boyun eğdirmeyi seçmezlerdi. Komançi kültüründe güç, karşıdakini ezerek değil onunla uyumlanarak gösterilirdi. Onların yöntemi, korkuyu güvene dönüştüren derin bir psikolojik ve biyolojik aktarımdı. Amaç, kontrol altına alınmış köle bir canlı değil, kendi gücünün farkında olan ama bu gücü binicisiyle paylaşmayı seçen bir yol arkadaşı yaratmaktı.
Bugün modern dünyada, özellikle insan ilişkilerinde yaşadığımız tıkanıklıkların temelinde de çoğu zaman karşı tarafı biçimlendirme ve domine etme arzusu yatıyor. Komançilerin yüzyıllar önce uyguladığı üç kadim adıma bakmak, bize tahakküm kurmadan bağ kurmanın yollarını anlatıyor."
diyerek devam ediyor ve bu üç kadim adımı açıklıyor.
Yazının sonuç kısmının başlığı ise, Kontrol Yerine Sevgi
Bu başlıkta ise yazı şu şekilde ilerliyor,
"Komançiler bilirlerdi ki baskılanan, iradesi kırılan bir canlı tüm gücünü ve savaşçı ruhunu kaybeder. Onların amacı atın tüm potansiyelini koruması ama bu gücü gönüllü olarak ortak bir amaca yönlendirmesini sağlamaktı.
İnsan ilişkilerinde de en büyük yanılgımız, sevgiyi kontrolle karıştırmak ve karşımızdakini domine etmeye çalışmaktır. Oysa gerçek bir bağ, karşı tarafın alanını daraltarak ve ona boyun eğdirmek değil, onun kendi kimliği ve benzersiz gücüyle tamamen kendi isteğiyle yanınızda koşmayı seçeceği o güvenli ortamı yaratabilmektir."
diyerek yazıyı sonluyor.
Benim sizlere seslendiğim gazetemiz Pervasız’da geçen hafta yayımlanan yazım ile ulusal medyada karşıma çıkan Alara Baykent’in yazısı aslına bakarsanız günümüz Türkiye'sinde yaşadıklarımıza değiniyor.
Bu yazıda da son sözüm yine adı geçen yazımdaki son cümlelerim gibi olsun. Zira başımızda bizi yönetmeye çalışan kadroların, nasıl ki bizlerin her fırsatta beynini yıkamaya çalıştıkları gibi bende halkın sesi olarak bazı mesajları tekrarlamakta fayda umuyorum. Olurda bir gün mesajımız dikkate alınır.
Sonuç: ZORLAMA, DÜZENİ SAĞLAMANIN EN ETKİSİZ YOLUDUR !





