25 Mart 2009’da Keş Dağı’nın karlı zirvelerinde son bulan/buldurulan bir hayatın asil, şerefli, imanlı bir duruşun hikâyesi. Onu milletinin gönlüne nakşeden şey yıllarca süren siyasi mücadelesinden ziyade, bu mücadeleyi verirken değerlerinden asla taviz vermediği ilkeleriydi.

“Beton çok soğuk, üşüyorum” mısralarıyla yazdığı şiir, o zorlu günlerin içindeki ruhunun yansımasıydı . Ancak o bu süreçte asla yıkılmadı; bilakis, bu acılar onu daha da olgunlaştırdı.

1993 yılında kurduğu Büyük Birlik Partisi onun fikirde milli, yaşantıda Müslüman, yönetimde demokrat anlayışının siyasi tezahürü oldu .

Siyaset sahnesinde İslam eksenli duruşundan ötürü, muhafazakar kesimlerin çoğunun sandıkta desteğini alamamış olsa da, kalben en çok sevilenlerden oldu.

28 Şubat sürecinde Refah-Yol hükümetine cesaretle verdiği destek hafızalara kazındı. O ülkenin karanlık günlerinde, tanklar Sincan’da sokaklara indiğinde, sesini yükseltenlerden biriydi. “Namlusunu millete çevirmiş tanka selam durmam” sözü, sadece bir siyasi çıkış değil; iradesini milletten aldığı gücün ilanıydı . Hayatı boyunca makam ve mevki uğruna değil, inandığı değerler uğruna mücadele etti.

Muhsin Yazıcıoğlu’nu sadece bir siyasi lider olarak değil, aynı zamanda bir gönül insanı olarak da hatırlıyoruz. O, toplumun farklı kesimlerini bir arada tutan, “yaratılanı yaratandan ötürü seven” bir anlayışa sahipti .

Kendisine farklı siyasi görüşte olanların dahi saygı duyduğu bir beyefendiydi . Lüksten ve şatafattan uzak duruşu, samimiyeti ve söylediğinin arkasında duran karakteri, onu “sıradan” siyasetçilerden ayıran en önemli özellikti.

Aradan yıllar geçti. Bugün, 17. yıl dönümünde hala onu anıyor, onunla birlikte o acı kazada hayatını kaybeden Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İsmail Güneş ve Kaya İstektepe’yi rahmetle yâd ediyoruz .

Ancak bilinmelidir ki, her yıl dönümünde yüreklerde tazelenen sadece bir hatıra değil, aynı zamanda bir adalet talebidir. Kazanın üzerinden geçen yıllara rağmen, hala cevap bekleyen sorular, hala aydınlatılamamış noktalar var. Bu durum, milletin vicdanında derin bir yara olarak kalmaya devam ediyor.

Muhsin Yazıcıoğlu, “Ölünce ya da gidince anlayacaklar” dedirten bir hayat yaşadı . O, giderken geride sadece bir siyasi parti değil; mertliği, dik duruşu ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş bir miras bıraktı.

Bugün bizlere düşen görev, bu mirasa sahip çıkmak, onun gösterdiği “Alperenlik” ruhunu yaşatmak ve hakikatin peşinden asla vazgeçmemektir.

Yüreği iman ve vatan sevgisiyle dopdolu, duruşu, dili, samimiyeti, mertliğin ve sadakatin timsali, ardından onlarca milyon insanın ağladığı, gerçek dava adamı Muhsin Yazıcıoğlu’nu saygıyla ve rahmetle anıyorum. Muhsin Başkan, mekânın cennet olsun.