Bir insanın ne söylediğinden ziyade, o söylenen veya yazılana kaç kişinin yorum yaptığı konuşuluyor. Oysa her fikre cevap vermek zorunda değilsiniz. Çünkü bazı insanlar anlamak için değil, ses çıkarmak için konuşur. Boş teneke de çok ses çıkarır. Dolu ve donanımlı insan huzur verir.

Mesela başarılı bir insan düşün. Çalışıyor, hedeflerine odaklanıyor. Ama sosyal medyada veya günlük hayatta sürekli onu eleştiren insanlar var. Eğer o kişi her yoruma tek tek cevap verseydi, enerjisini başarıya değil tartışmaya harcardı. Bu yüzden bazı insanlar sessiz kalır. Çünkü bilirler ki:

“Kartal, sineklerle yarışmaz.”

Eskiden “söz gümüşse sükût altındır.” denirdi. Şimdi ise herkes birbirinin cümlesine saldırmayı büyük bir hüner sanıyor. Bir yazı paylaşıyorsun; okumadan yorum yapan var. Bir düşünce söylüyorsun; anlamadan peşin hüküm veren var. İnsanlar artık fikir tartışmıyor, egolarını ve cahilliklerini yarıştırıyor. Ve en acısı da şu: Her şeye yorum yapanlar, çoğu zaman hiçbir şey üretmeyenler oluyor.

Oysa insanın kalitesi, her tartışmaya girmesinde değil; nerede susacağını bilmesindedir. Çünkü seviye bazen konuşmakla değil, cevapsız bırakmakla korunur. Her taş atanla kavga edersen yol yürüyemezsin. Her laf edene dönersen hedefe varamazsın. Bazen en güçlü cevap, hiç cevap vermemektir.

Bugün birçok insan, karşısındakini anlamak için değil; açık aramak için okuyor. Bu yüzden günlük hayatta ve sosyal medya meydanlarında fikir değil, linç büyüyor. Saygı azalıyor, tahammül tükeniyor. Herkes savcı olmuş ama kimse kendini yargılamıyor. Oysa insan önce kendi eksiklerini görmeyi öğrenmeli.

Unutulmamalıdır ki; her yazıya yorum yapmak zorunda değilsin. Her cümle sana cevap hakkı doğurmaz. Bazı sözler geçer gider, bazı insanlar da öyle… Hayatta enerjini her tartışmaya dağıtırsan, kendine ayıracak gücün kalmaz.

Çünkü bazen susmak; yenilmek değil, seviyeni korumaktır.

Unutma:

“Cevap vermek zekâ ister, susmak ise karakter.”