Gönül işi, sevgi işidir, duygudur, şiir yazmak, nefes almaktır, ekmek gibi kutsal, su gibi azizdir.

Boş kelimeleri yan yana dizmek,

Boş kelimelerle oyun işi değildir.

Boş kelimelerle anlamsız cümleleri dizmek şiir değildir.

Anlamsızlıklardan anlam aramak, anlamsızlık içinde kaybolmak değildir şiir yazmak..

Şair bile olamayanların, örneğin resme soyunması, hele ki öykü yazarlığına soyunması hiç değildir.

Gülerler adama.

Hayatında hiç öykü yazmamış birisinin öykü yarışmasında jüri olmasına…

Ne alaka, kel alaka…

Ya da ne bileyim bir şairin resim yarışmasında jüri üyesi olmasına…

Şiir yazmak ayrı bir sanat dalıdır..

Şairlik sevgi işi, yürek işidir..

Duyguların kağıda dökülmesi, duyguların bir ırmakta su gibi akmasıdır…

Şiir yazmak…

Hele ki güzel şiir yazmak…

Herkesin harcı değildir.

Akşehir dendiği zaman, ilk akla gelen, Akşehir “de Akşehir ismini Türkiye”ye duyurmuş şair Mehmet Cem Yiğit ve onun güzel şiirleri akla gelir…

Onun şiirlerini Çoşkun Sabah “ın okuması akla gelir.

Onun şiirlerini Garo Mafyan “ın bestelemesi..

TRT repertuvarlarına eserlerinin alınması ve şiir kitapları akla gelir.

Şiir onunla güzelleşir, şiir onunla güzeldir..

Benim yazdıklarım mı?

25 yıl öncesinin bir hevesidir…

Şiir kitabım mı?

Bir hatıra bir anıdır..

Şiir …

Şiir, felsefe değil, şiir dediğim gibi, boş kelimelerin, anlamsızlıkların içerisinden anlam çıkarmak değildir..

Diyeceksiniz ki, bunlar okunmaz mı?

Okunur, neden okunmasın?

Boşa zaman harcamak istendikten sonra, bulmaca da bir eğlencedir… kahvehane de… adamına göre gezme de…

Değil mi?

Hoşça kalın, hoş kalın…