Tarih boyunca insanlar savaşların ve çatışmaların sona ereceğini umarak yaşadılar; ne yazık ki her kuşak kendi payına düşen acılara da tanıklık etti. Ancak aynı tarihte, karanlık dönemlerde bile türkülerin, şiirlerin, romanların ve senfonilerin insanlığın vicdanını ayakta tuttuğunu görüyoruz. Bir insanın silahı olmayabilir ama sözü olabilir, ezgisi olabilir.
Bir zamanlar Anadolu ozanları da benzer duygularla söylemişlerdi. Acıyı anlatırken aynı zamanda insanlığın daha iyi olabileceğine dair bir iz bırakmaya çalıştılar. Belki sanatın en önemli yanı da budur: Dünyayı tek başına değiştiremez ama insanların kalplerinde bir şeyleri canlı tutabilir. Doğaya, hayvanlara ve insanlara yapılan kıyımı konu olan eserler, yaşadığımız çağın tanıklığıdır. Bugün duyduğumuz üzüntü de o tanıklığın bir parçası.
Aklıma sizin bir karalama geldi.
Bir çocuk sustuğunda
Dünya biraz eksilir
Bir anne ağladığında
Gökyüzü de kirlenir
Savaş kazanır derler
Haritalar değişir de
Toprağa düşen insanın
Yokluğu hiç değişmez
Dünyadaki savaşlar ve ülkemizin geleceğine dair kaygıları hepimizin taşıdığını biliyorum.
İnsan tek başına dünyayı değiştiremez. Ama merhametin eksilmemesi için kendi payına düşeni yapabilir
Dünya döner yükü ağır
Kimi sevinç kimi kahır
Bir ses kalır yıllar boyu
İnsanı insan yapan sır





