Elbette bu konuya neden taktın diyenler çıkacaktır aranızda. Konu kafaya takılmayacak gibi değil. Zira memlekette kalitesizlik, her alanda olduğu üzere bilgi paylaşımında da dip yapmış durumda. Ama ne hikmetse insanlarımız bu ipe sapa gelmez paylaşımlar/bilgilerin peşine takılır yere göğe sığdıramazlar. Oysa dönüp baktıklarında bu işler birer sabun köpüğü misali kafada bir iz bırakmaz. Sen otur ders çalışır gibi araştır, bul/buluştur gerçek bilgiyi/katışıksız bilgiyi bu dostlarımıza servis et tık yok. Neden mi ? Nedenlerini elbette bende kendime soruyorum. Bazı cevaplar aklıma gelmiyor değil. Ancak yine de kesin bir teşhis koyamıyorum. Sizlerden ricam, bu kafaya taktığım hususu, sesli düşünüyormuşum gibi algılamanız ve böyle kabul etmeniz. Eee hep siz dertlenmeyin canım. Arada bizde derdimizi dökelim sizlere. Yazı erbabı çoğu zaman halkın dertlerini/sıkıntılarını/bunalımlarını aksettiriyoruz bu köşelerden malumunuz. Ancak bizlerinde bu negatif ülke ortamında, sizlere dertlerimizi açmak kadar olağan bir durum olmasa gerek.

Yine biz yazımızın ana konusuna dönelim. Hakikaten ülkenin her alanda şirazesi kaydı. Yukarıda da değindiğim üzere artık günümüzde; gerçek bilgi, faydalı bilgi, insanlara katkı verebilecek bilgi konusunda bile bu hale geldik. Bir dönem müzik alanında bu konu çokca gündeme gelmişti hatırlarsınız. Ülkemizde arabesk olarak adlandırılan müziğin türküler yada Türk sanat müziğine karşı nasıl eleştirildiğini hatırlarsınız. Şimdi değil bir başına müzik konusu, artık kültür/sanattan tutun da yaşamın tüm alanlarında kalitesizlik hat safhada. Ama bu kalitesiz üretimleri destekleyende çok büyük bir kitle var. Ha buna herşey popüler oldu diye bir adlandırma yapılıyor ve sonucunda da popüler olan herşeyin insanımız tarafından daha çok kabul gördüğü, alkışlandığı, anlaşıldığı, sevildiği tezi ortaya atılıyor. Yani durumun normalleştirmesine/kanıksanmasına çalışılıyor. E peki bu kifayetsiz, faydasız üretimleri/paylaşımları yapıp halka/insanına sunanların/servis edenlerin, onların beğenilerini/ algılarını yönetenlerin bu işte hiç mi parmağı/dahli yok. Bu durumu bile isteye halklarını/kendi ülke vatandaşlarını; bu kalitesiz, sabun köpüğü üretim ve paylaşımları ile meşgul edenlerin hiç mi günahı yok? Bu tayfanın; gerçek bilginin, insanlara faydalı olabilecek bilginin, insanları ileriye taşıyacak bilginin önünü aldıkları apaçık ortada.

Uzun lafın kısası her alanda olduğu üzere sosyal medya konusunda da insanımıza ciddi yatırımlar yapılmalı, eğitimler verilmeli düşüncesindeyim. Neyin ne olduğunun farkına varmalarının gerektiğini düşünüyorum. Tüm Dünya vatandaşlarının olduğu gibi bizim ülkemiz vatandaşlarının da bir anda kendisini bu karmaşanın içinde bulduğu kesin. Dünya ülkelerinde; çocukları, gençleri ve elbette tüm vatandaşları kapsayan bir sosyal medya hukuku, anlayışı henüz tam olarak geliştirilmiş değil. Adeta bu sisli/bulanık/net olmayan ortamda insanlar el yordamıyla yollarını bulmaya çalışıyorlar ama ne yazık ki başta genç nesiller olmak üzere eleştirdiğim bu insanlarda neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmeksizin bu girdabın içinde bocalıyorlar gibi geliyor bana. İşin otorite yönü böyleyken yinede ben ülke insanımızın kendi kültüründen gelen değerlerle bir yol bulabileceğini düşünmüştüm ama sanırım yanıldım. Çünkü bu gerçek/kaliteli/doyurucu/geliştirici bilgiye duyulan adeta bir kin ve öfke varmış gibi geliyor bana. Yoksa neden insanlar olmadık mevzuların peşine bunca rağbet gösterip diğerini elinin tersiyle itsin. Evet düzeni kurgulayanların her zaman ekmeğine yağ sürüldüğünü hepimiz biliyoruz. Ama bir çok konuda olduğu gibi bunu kıracak olanlarda yine bizleriz. Aksi takdirde korkarım ki yıllar önce bir devlet büyüğü siyasetçimizin diline doladığı gibi “küçük amerika” mı olmaya hevesliyiz. Bilirsiniz abd vatandaşını. Ortalaması son derece cahildir. Biz çok uzağa gitmeyelim. Nüfusumuz bu yıllardaki nüfusumuzun dörtde biriyken bile insanımız dünyaya daha aydınlık bir pencereden bakıyordu. Oysa şimdi son sürat okumuş insanımız dahil duvara doğru toslamaya doğru gidiyoruz.

Yukarıda kızıyor yazıyorum ama bakmayın ben yinede bu hususta; eğitimden, farkındalıktan başka çıkış yolumuz olmadığınıda çok iyi biliyorum. Sizlerden ricam başta kendiniz olmak üzere, ailenizdeki, çevrenizdeki insanların da kaliteli içeriklere yönelmelerini teşvik etmeniz, bu paylaşımları/içerikleri üreten insanlara da gereken değeri/kıymeti vermenizdir. Gelin bu farkındalık yaratma havuzuna bir tuğlada siz koyun. Zaman zaman bende bu köşeden, “sosyal medya farkındalığı yaratma” yada “emeğe saygı” başlıklı yazılarımla değinmeye çalışmıştım bu konulara. Ancak konu her geçen gün negatif yönde derinleşiyor. İçinden çıkılamaz hale doğru evriliyor.

Sevgili okurlar kafaya taktığım bu hususta hepimize görevler düşüyor. Özellikle çocuklarımıza, gençlerimize kendi davranışlarımızla örnek teşkil ettiğimizi bilerek kaliteli içerik peşinde koşalım ve bu içerikleri üretenlere dönüp bir bakalım. Bu üretimleri yapanlar, çoğu zaman özverili bir şekilde kendilerine/ailelerine ayıracakları zamanlardan ve üstelikte bila beden olarak sizlerin hayatlarına doğunmak/katkı vermek/tecrübelerini aktarmak peşindeler. Onların bu çabalarının yanında olduğunuzu gösterin kendilerine lütfen.

Sevgili okurlar, ülkemiz için güncel ve ciddi bulduğum bir konuda bir başına böyle bir yazı ile yetinmeyeceğimi tahmin ediyorsunuzdur. İlerleyen zaman içinde yeni yazılarda konuyu farklı boyutlarıyla derinlemesine sizlerle paylaşacağımın sözünü vererek bu yazıyı sonluyorum.

Sonuç: Sizlerin hayatına katkı sunacak, kalite paylaşımlara/içeriklere sırtınızı dönmeyin. Size katkı vermek için gayret gösteren bu insanlarımızı teşvik edin. Bahsi geçen kaliteli bilgi ve içeriği sizin talep etmeniz, dönüp desteklemeniz halinde sorunun büyük ölçüde ortadan kalkacağına emin olun.