Rücu Hakkının Hukuki Dayanağı
Türk Borçlar Kanunu’nun 596. maddesi uyarınca kefil, borcu ödediği anda kanunen alacaklının yerine geçer (halef olur). Bu nedenle alacaklının borçluya karşı sahip olduğu tüm fer’i ve asli hakları kullanabilir.
Önemli bir düzeltme olarak belirtmek gerekir ki; kefilin rücu hakkı sadece genel hükümlere değil, doğrudan TBK hükümlerine dayanmaktadır.
Rücu Hakkının Şartları
Kefilin rücu edebilmesi için:
- Geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmalıdır.
- Kefil, kendi sorumluluğu kapsamında borcu ödemiş olmalıdır.
- Ödeme, haklı ve zorunlu bir ödeme olmalıdır. (Borç doğmamışsa veya zamanaşımına uğramışsa yapılan ödeme rücuya konu olmaz.)
- Kefil, yaptığı ödemeyi ispat edebilmelidir.
Rücu Edilebilecek Alacak Kalemleri
Kefil aşağıdaki kalemleri borçludan talep edebilir:
- Ana para
- Ödenmiş faizler
- Takip ve dava giderleri
- Vekalet ücretleri
Ancak cezai şart, kefalet sözleşmesinde açıkça belirtilmemişse kefilin sorumluluğu dışında kalır.
Zamanaşımı
Kefilin rücu hakkı için zamanaşımı süresi, kefilin ödeme yaptığı tarihten itibaren başlar.
Genel kural olarak 10 yıllık zamanaşımı uygulanır (TBK m.146).
Birden Fazla Kefil Bulunması Halinde
Birden fazla kefilin bulunduğu durumda borcu ödeyen kefil:
- Asıl borçluya rücu edebilir.
- Diğer kefillere ise kendi payları oranında başvurabilir.
Bu durum TBK m. 587 kapsamında “iç ilişki” gereğidir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Kefil ödeme yapmadan önce borçluya bildirimde bulunmalıdır.
- Ödeme makbuz ve dekontla ispatlanmalıdır.
- Zamanaşımı süresi kaçırılmamalıdır.
- Rücu davası açılmadan önce ihtarname gönderilmesi ispat açısından faydalıdır.
Sonuç
Kefil, borcu ödemekle mağdur konumda bırakılmamıştır. Kanun koyucu, kefile halefiyet yoluyla rücu hakkı tanımış ve ödediği bedeli asıl borçludan tahsil edebilme imkânı sağlamıştır.
Bu yazımında kefillik müessesesinden bahsetmiş olup bir sonraki yazımızda görüşmek üzere sağlıklı günler dilerim.





