Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, insanlığın cehalet döneminden Asr-ı Saadet’e yöneldiği büyük dönüşümün başlangıcıdır. Asr-ı Saadet; şirkin ve inkârın yerini imanın aldığı, cehaletin yerini ilmin doldurduğu, zulmün yerine adaletin, batılın yerine hakkın hâkim olduğu; vahşetin yerini medeniyetin, nezaketin ve sevginin aldığı umut dolu aydınlık bir dönemdir.

Kur’ân-ı Kerîm, insanlığın önceki durumunu şöyle anlatır:

“Siz birbirinize düşman idiniz; Allah kalplerinizi uzlaştırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz.” (Âl-i İmrân, 103)

Başka bir ayette ise düşmanlığın ne kadar derin olduğu şöyle ifade edilir:

“Yeryüzündeki her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini uzlaştıramazdın; fakat Allah onların arasını buldu.” (Enfâl, 63)

Ramazan ayında, Hira Mağarası’nda gelen ilk vahiy ile birlikte Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlanması İslâm’ın doğuşu ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) risaletle görevlendirilmesi demektir. Bu, Allah’ın nurunun yeryüzünü aydınlatmaya başladığı; insanlığın yeniden fıtrata, huzura, barışa ve kardeşliğe yöneldiği; hak ve adaletin ölçü olduğu çok değerli bir zaman dilimidir.

İslâm’ın tebliği sırasında müşrikler, Peygamber Efendimizden alaycı bir şekilde nehirler fışkırtması, dağları verimli ovalara çevirmesi gibi gerçekleşmesi mümkün olmayan mucizeler istemişlerdir (bkz. İsrâ, 90-93). Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Onlar hâlâ: ‘Rabbinden ona bazı mucizeler indirilmeli değil miydi?’ diyorlar. De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım. Kendilerine okunan bu kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için rahmet ve ibret vardır.” (Ankebût, 50-51)

Bu ayetler, Kur’ân-ı Kerîm’in indirilmeye başlanmasının insanlık için en büyük lütuf, ihsan, mucize, rahmet ve aydınlık olduğunu bildirmektedir.

Allah Teâlâ Kur’ân’ın insan için değerini şu ayetle vurgular:

“Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki şerefiniz ondadır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiya suresi 10)

İnsana gerçek şeref kazandıran hayatın Kur’ân’la yaşanan hayat olduğunu belirtir. Bunun hikmetini de şu ayet açıklar:

“Şüphesiz ki bu Kur’ân insanları en doğru ve en sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsrâ, 9)

Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, Kur’ân’ın indirilmeye başlandığı gecedir. Kur’ân hayat veren bir kitaptır. Nasıl ki indiği geceye ve mekâna büyük bir değer ve şeref katmışsa, rehberlik ettiği insana, topluma ve çağa da değer ve şeref kazandırmıştır.

Bu nedenle Kadir Gecesi, sadece ibadet edilen bir gece değildir. Aynı zamanda vahyin insanlık tarihine müdahale ettiği ve yeni bir medeniyetin temellerinin atıldığı büyük bir dönüşümün başlangıcıdır.

Bizim gerçek Kadir gecemiz, Kur’ân ile buluştuğumuz ve onu hayat rehberi edindiğimiz zamandır. İşte o zaman bir gecemiz bin aydan daha hayırlı hâle gelir ve hayatımız daha anlamlı, daha güzel olur.

İnsan vahyin mesajını idrak edip Allah’ın hükümlerini hayatının merkezine yerleştirdiğinde; yeryüzünde Allah’ın hâkimiyetini kabul ettiğinde, bu bilinç onun için bin aydan daha hayırlı bir dönüşüm olur.

Çünkü vahyin insan hayatına girdiği an, insanın hayatı değişir.

Hayat Kur’ân’la anlamlıdır, Kur’ân’la güzeldir, Kur’ân’la mutludur.

Kadir Gecemizin kadrimizi yükseltmesine vesile olması dileğiyle, gecenizi tebrik ederim.