Ama bir gün televizyonu açıyor, sosyal medyaya giriyor, başka şehirleri görüyor. Yeni fabrikalar, yeni yollar, yeni yatırımlar, yeni iş imkanları…

İşte o anda zihninde bir soru beliriyor:

“Biz neden burada değiliz?”

Sosyologlar bu duruma göreli mahrumiyet diyor.

Göreli Mahrumiyet Nedir?

Göreli mahrumiyet teorisi, insanların mutsuzluğunun çoğu zaman gerçek yoksulluktan değil, başkalarıyla yapılan kıyaslamadan doğduğunu söyler.

Bu kavram ilk kez Amerikan sosyolog Samuel Stouffer tarafından ortaya atılmış, daha sonra siyaset bilimci Ted Robert Gurr tarafından geliştirilmiştir.

Teoriye göre insanlar şu üç şeyi karşılaştırır:

1. Kendilerinin neye sahip olduğunu
2. Başkalarının neye sahip olduğunu
3. Kendilerinin aslında neye sahip olması gerektiğini

Eğer bu üçü arasında fark büyürse toplumda adaletsizlik hissi oluşur.

Akşehir’in Hikayesi de Biraz Böyle

Akşehir’de yaşayan birçok insan şu cümleyi kurmuştur:

“Eskiden Akşehir daha hareketliydi.”

Gerçekten de Akşehir tarih boyunca önemli bir ticaret merkeziydi. Anadolu’nun önemli yollarının kesişim noktalarından biri olan bu şehir;

- tarım ticaretinde
- hayvancılıkta
- küçük sanayide
- kültür ve turizmde

bölgenin güçlü merkezlerinden biri olmuştur.

Ama zamanla çevre şehirler büyümeye başladı.

Konya büyüdü.
Afyon büyüdü.
Isparta büyüdü.

Organize sanayi bölgeleri genişledi. Yeni lojistik merkezleri kuruldu. Büyük fabrikalar açıldı.

Akşehir ise bu gelişmeleri çoğu zaman uzaktan izledi.

İşte burada göreli mahrumiyet devreye giriyor.

Sorun Fakirlik Değil, Beklentinin Artması

Akşehir bugün Türkiye’nin en fakir ilçelerinden biri değildir.

Ama insanlar artık kendilerini Konya ile, Eskişehir ile, Ankara ile karşılaştırıyor.

Bu karşılaştırma büyüdükçe toplumda şu duygu oluşuyor:

“Biz de bunu hak ediyoruz.”

Bu duygu aslında toplumsal gelişmenin başlangıcıdır.

Çünkü tarih boyunca birçok büyük toplumsal değişim bu duygu ile başlamıştır.

Akşehir İçin Bu Duygu Tehlike Değil

Aslında bu duygu doğru yönlendirilirse büyük bir fırsata dönüşebilir.

Çünkü göreli mahrumiyet iki sonuç doğurabilir:

1. Umutsuzluk
2. Hareket

Birinci yol toplumları küçültür.

İkinci yol ise şehirleri büyütür.

Akşehir’in önünde de tam olarak böyle bir yol ayrımı var.

Akşehir’in Önünde Yeni Bir Fırsat

Son dönemde konuşulan Mega Organize Sanayi Bölgesi meselesi bu açıdan kritik.

Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan tarafından dile getirilen yeni sanayi alanları planı, Anadolu’da yeni üretim merkezleri oluşturmayı hedefliyor.

Eğer Akşehir bu süreçte doğru hamleleri yapabilirse;

- lojistik avantajını kullanabilir
- tarım sanayisini geliştirebilir
- ihracat yapan işletmeleri çekebilir
- genç nüfusu şehirde tutabilir.

Aksi durumda ise şehir göç veren bir ilçe olmaya devam eder.

Akşehir’in Asıl Gücü

Bir şehri büyüten şey sadece fabrika değildir.

Bir şehri büyüten şey zihniyetidir.

Akşehir’in güçlü tarafları aslında oldukça fazladır:

- Anadolu’nun önemli ulaşım koridorlarının ortasında olması
- güçlü tarımsal üretim kapasitesi
- girişimci esnaf kültürü
- güçlü kültürel miras

Ama bütün bunların harekete geçmesi için bir şey gerekir:

ortak hedef.

Artık Şu Soruyu Sormalıyız

Akşehir neden geri kaldı sorusu artık çok anlamlı değil.

Asıl soru şu olmalı:

Akşehir bundan sonra nasıl büyür?

Bunun için;

- sanayi yatırımlarını çekmek
- lojistik avantajları değerlendirmek
- genç girişimcileri desteklemek
- yerel ekonomiyi birbirine bağlamak

gerekiyor.

Sonuç

Bazen bir şehir kendini geri kalmış hisseder.

Ama aslında o şehir geri kalmamıştır.

Sadece potansiyelinin farkına varmıştır.

Akşehir bugün tam olarak böyle bir noktadadır.

Eğer bu farkındalık doğru yönetilirse,
Akşehir sadece bir ilçe değil, bölgesel bir üretim merkezi haline gelebilir.

Ama bunun için önce şunu kabul etmek gerekir:

Göreli mahrumiyet bir şikayet değil, bir uyanıştır.

Ve bazen şehirler tam da böyle uyanır.