17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden geçen yıllara rağmen deprem gerçeğinin Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini belirten İnşaat Mühendisleri Odası Akşehir Temsilciliği, hayatını kaybeden vatandaşları saygıyla andı.

Açıklamada, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunan bir deprem ülkesi olduğu vurgulanarak, milyonlarca vatandaşın deprem güvenliği yeterince bilinmeyen veya güncel mühendislik kriterlerini karşılamayan yapılarda yaşamını sürdürdüğüne dikkat çekildi.

Yapı stokunun bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi ve riskli yapıların vakit kaybetmeden dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, kentsel dönüşümün yalnızca eski binaların yıkılarak yenilerinin yapılmasından ibaret olmadığı ifade edildi.

Gerçek kentsel dönüşümün; afet risklerini azaltan, kent altyapısını güçlendiren, sosyal yaşamı koruyan ve kamu yararını esas alan bütüncül bir planlama anlayışıyla yürütülmesi gerektiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, mevcut imar planları ve yapılaşma koşullarının bazı bölgelerde parsel bazında dönüşümün ekonomik olarak uygulanmasını zorlaştırdığına işaret edildi.

Özellikle kat artışına izin verilmeyen bölgelerde hak sahiplerinin dönüşüm konusunda ekonomik açıdan zorlandığı belirtilerek, güvenli yapılaşmanın önündeki imar ve planlama kaynaklı sorunların da çözüme kavuşturulması istendi.

İskan sonrası yapılan müdahalelere dikkat çekildi

İnşaat Mühendisleri Odası Akşehir Temsilciliği, yapı güvenliğinin yalnızca binanın inşa edildiği aşamayla sınırlı olmadığını vurguladı.

İskan belgesi alındıktan sonra yapılan bilinçsiz tadilatların da deprem güvenliği açısından ciddi risk oluşturabileceği belirtilen açıklamada, özellikle kolon ve kirişlere zarar veren uygulamalar, dükkân genişletmek amacıyla taşıyıcı sistem elemanlarının zayıflatılması, çatı ve kat ilaveleri ile mühendislik hizmeti alınmadan gerçekleştirilen müdahalelerin yapı güvenliğini önemli ölçüde azaltabileceği ifade edildi.

Artan konut maliyetleri, yüksek kira bedelleri ve ekonomik zorlukların vatandaşların güvenli yapılara erişimini güçleştirdiği belirtilen açıklamada, ekonomik nedenlerle riskli yapılarda yaşamak zorunda kalan vatandaşlara dikkat çekildi.

Bakım, onarım ve güçlendirme çalışmalarının ekonomik nedenlerle ertelenebildiği, bazı yapı sahiplerinin ise mühendislik hizmeti almadan düşük maliyetli çözümlere yönelebildiği ifade edildi.

Açıklamada, “Hiçbir vatandaş ekonomik imkânsızlıklar nedeniyle can güvenliğinden ödün vermek zorunda bırakılmamalıdır. Güvenli yapı, her bireyin temel hakkıdır.” mesajı verildi.

Deprem zararlarının azaltılabilmesi için bilimsel planlama, nitelikli mühendislik hizmeti, etkin yapı denetimi, güçlü yerel yönetimler ve toplumda deprem bilincinin artırılması gerektiği vurgulandı.

Riskli yapıların tespit edilmesi, mevcut yapı stokunun düzenli olarak takip edilmesi ve iskan sonrasında taşıyıcı sistemi etkileyen değişikliklerin etkin biçimde denetlenmesinin afetlere dirençli kentlerin oluşturulmasında büyük önem taşıdığı belirtildi.

17 Ağustos’un yalnızca geçmişte yaşanan büyük bir felaketin yıl dönümü olmadığı ifade edilen açıklamada, depremlere karşı alınması gereken önlemlerin ertelenmemesi gerektiği vurgulandı.

İnşaat Mühendisleri Odası Akşehir Temsilciliği açıklamasını şu mesajla tamamladı:

“Depreme karşı güvenli kentler oluşturmak, riskli yapı stokunu azaltmak ve gelecek nesillere yaşanabilir şehirler bırakmak ancak ortak akıl, bilimsel yaklaşım ve kararlı kamu politikalarıyla mümkündür. Depremler engellenemez; ancak gerekli önlemler alınarak can kayıpları büyük ölçüde önlenebilir. Bugün atılacak her doğru adım, yarının hayatlarını kurtaracaktır.”