Geçtiğimiz pazar günü okul bahçesinde, çam ağaçlarının gölgesinde gerçekleştirilen program, sadece mezunların bir araya geldiği sıradan bir etkinlik değildi. O bahçede yıllar adeta yeniden canlandı; çocukluklar, gençlik heyecanları, öğretmenlerin kulaklarda çınlayan nasihatleri, sınıf arkadaşlıkları ve unutulmaya yüz tutmuş nice hatıra yeniden gün yüzüne çıkartıldı.

İstiklal Marşı ve Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programa; üst düzey kamu yöneticileri, eğitim camiasının temsilcileri, din görevlileri ve çok sayıda mezunun katılım sağlaması, aslında yarım asrı aşan bir eğitim geleneğinin ne denli güçlü bir aidiyet oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne sermiş oldu.

Sadece ders değil, karakter inşası

İmam Hatip okullarını diğer eğitim kurumlarından ayıran en dikkat çekici yanı, mezunlar arasında yıllar geçse de kopmayan o güçlü gönül bağıdır. Çünkü bu sıralarda sadece ders okutulmaz; aynı zamanda karakter inşa edilir, sorumluluk bilinci kazandırılır, vefa öğretilir ve kardeşlik duygusu aşılanır.

Mezunlar yıllar sonra aynı okulun bahçesinde buluştuklarında birbirlerini isimleriyle değil, gönülleriyle tanıyabiliyorlarsa; bunun arkasında işte bu ortak ruh vardır.

AKİMMED Başkanı, emekli okul müdürü Mehmet Kencik’in konuşması da bu anlayışı güçlü bir şekilde özetliyordu:

“Her okul bilgi kazandırır; ancak bazı okullar bilgiyle birlikte karakter, dava şuuru, vefa ve kardeşlik de kazandırır.” Bu cümle, aslında İmam Hatip mekteplerinin eğitim felsefesinin en net tanımıydı.

Konuşmalarda sıkça vurgulanan "vefa" kavramı, üzerinde özellikle durulması gereken bir değer. Günümüzde insanlar aynı şehirde yaşamalarına rağmen birbirlerinden habersiz hale gelirken, yarım asır önce aynı sıraları paylaşan insanların bugün bile hâlâ aynı heyecanla bir araya gelebilmeleri sıradan bir durum değildir. Bu tablo, okul kültürünün zihinlere ve kalplere nakşettiği sağlam bir manevi bağın eseridir.

Programın en duygusal ve anlamlı anlarından biri de ilk mezunlardan Mehmet Emin Coşkun’un hatıralarını paylaştığı dakikalardı. Kuruluş yıllarının zorluklarını bizzat yaşayan insanlar, yalnızca geçmişi değil, geleceği de aydınlatırlar. Çünkü kurumların gerçek hafızası soğuk beton binalar değil, o binalara can ve emek veren insanlardır.

AKİMMED’in mezunlar arasındaki iletişimi sürekli kılmak amacıyla oluşturduğu duyuru grubu ve her yıl belirlenen "İmam Hatip Mottosu" uygulaması da, bu buluşmaların yılda bir günle sınırlı kalmayacağının en açık göstergesidir. Asıl hedef; mezunlar arasındaki dayanışmayı diri tutmak, ihtiyaç anında birbirinin hızır gibi yardımına koşabilmek ve genç nesillere rol model olabilmektir.

Program boyunca zihinlere kazınan bir gerçek vardı: İmam Hatip okulları yalnızca diploma veren birer öğretim binası değildi. Bu okullar; ülkeye öğretmen, doktor, mühendis, hukukçu, akademisyen, imam hatip, esnaf ve yönetici yetiştirirken; aynı zamanda dürüstlüğü, emanete sahip çıkmayı, merhameti ve toplumsal sorumluluk duygusunu aşılamayı hedefler.

Bugün dünyanın belki de en fazla ihtiyaç duyduğu şey tam olarak budur. Bilginin arttığı, teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, buna karşın insani değerlerin giderek zayıfladığı bir çağda eğitim, yalnızca akademik başarıyla ölçülemez.

Eğitim, aynı zamanda iyi insan yetiştirme sanatıdır.

Akşehir İmam Hatip Okullarının elli yılı aşan geçmişi, bu sanatın yaşayan en somut örneklerinden biridir. Bu okulun kapısından çıkmış binlerce insan, Türkiye'nin dört bir yanında farklı mesleklerde hizmet üretirken, aynı ortak kimliği ve değerleri gururla temsil etmeye devam ediyor.

Programın sonunda çekilen toplu hatıra fotoğrafı, sadece bir kareden ibaret değil; geçmişle geleceğin aynı zaman diliminde buluşmasının sembolüydü.

Törene torunlarının elinden tutarak katılan ak sakallı dedeler ile çocuklarıyla gelen anneler, sadece eski günleri yâd etmiyor, aynı zamanda bu asil vefa kültürünü yeni nesillerin hafızasına miras bırakıyorlardı.

Toplumları ayakta tutan yegâne unsur ekonomik veya askeri güçle birlikte asıl güç; ortak değerlerini koruyabilen, geçmişini unutmayan ve geleceğini bu sağlam temeller üzerine inşa edebilen insanların varlığıdır.

Akşehir’de çam ağaçlarının gölgesinde gerçekleştirilen bu buluşma bir kez daha gösterdi ki; İmam Hatip ruhu, mezuniyetle son bulan bir okul hatırası değildir. O ruh; ömür boyu süren bir aidiyet, sarsılmaz bir kardeşlik ve kesintisiz bir medeniyet yürüyüşüdür. Kökleri güçlü olan kurumlar, geleceğe daha sağlam adımlarla yürürler. Akşehir İmam Hatip ailesinin en büyük gücü de işte bu köklü ruh ve eksilmeyen vefa duygusudur.

İnsan ömründe bazı yollar unutulur, bazı kapılar kapanır. Ancak insanın karakterini şekillendiren kutsal mekânların kapısı zihinlerde hiçbir zaman kapanmaz. Aradan kaç yıl geçerse geçsin, o bahçeye yeniden adım atan herkes, aslında kendi gençliğine, kendi hatıralarına ve kendi özüne dönmüş olur.

Belki de "İmam Hatip Ruhu" dedikleri tam olarak budur: Bir okuldan mezun olmak değil, bir ömür aynı değerlere sadık kalabilmektir.