Eylül, Türk edebiyatında hiçbir zaman yalnızca “sonbaharın başlangıcı” olmadı. O; ayrılığın, hatırlamanın, zamanın geçişinin ve insanın kendisiyle baş başa kalmasının adı oldu.
Belki de bu yüzden Mehmet Rauf, Türk edebiyatının unutulmaz romanlarından birine Eylül adını verdi. Çünkü Eylül, insan ruhundaki kırılmaları anlatmak için başlı başına bir mevsimdi.
Yahya Kemal'in şiir dünyasında sonbahar, geçmiş zamanın hüznünü taşır. Tanpınar'da zaman, insanın elinden sessizce kayan bir nehir gibidir. Cahit Sıtkı'da ise mevsimlerin değişmesi, insana kendi ömrünü hatırlatır.
Ve Eylül tam da burada başlar:
Yaprak düşerken insan biraz da kendi ömrünü düşünür. Her düşen yaprak, içimizden sessizce kopan bir hatıradır.
Yaz boyunca unuttuğumuz bazı şeyler Eylül'le birlikte yeniden akla gelir. Bir eski dost, yarım kalmış bir hikâye, dönülmeyen bir yol, kaybedilmiş bir insan…
Çünkü bazı mevsimler dışarıda yaşanmaz.
Bazı mevsimler insanın içinde başlar.
Eylül de böyledir.
Gündüzleri hâlâ yazdan izler taşır ama akşamları insana kışın yaklaşmakta olduğunu fısıldar. Tıpkı hayat gibi…
Her güzel şeyin bir sonu olduğunu hatırlatır.
Belki de Eylül'ün en büyük hikmeti budur:
Gitmeyi de kalmayı da, bitmeyi de yeniden başlamayı da öğretir.
Bir yaprağın dalından düşüşünü izlerken aslında hayatın bize söylediği çok eski bir cümleyi yeniden duyarız:
“Hiçbir şey aynı kalmaz.”
İnsan da değişir.
Dostluklar değişir.
Şehirler değişir.
Sevdiklerimiz değişir.
Ve bazen biz, kendi içimizde bile kendimize yabancılaşırız.
Ama Eylül bütün bu hüznün içinde bir umut da taşır.
Çünkü düşen her yaprak, ağacın öldüğünü değil; yeniden doğmaya hazırlandığını gösterir.
Belki insan hayatı da böyledir.
Bazı kayıplar yeni başlangıçların sessiz habercisidir.
Bu yüzden Eylül'e yalnızca hüzün ayı demek eksik kalır.
Eylül; hatırlamanın, kabullenmenin, susmanın ve yeniden başlamanın ayıdır.
Ve belki de bu yüzden Eylül geldiğinde insan biraz daha az konuşur.
Çünkü bazı duyguların kelimesi yoktur.
Sadece bir akşam serinliğinde hissedilir.
Bir yaprağın yere düşüşünde görülür.
Uzakta kalan bir şarkıda duyulur.
Ve insan, bütün kalabalıkların ortasında bir an durup kendi kendine şöyle der:
“Bir Eylül daha geldi…
Demek ki bizden yine bir şeyler eksildi.
Ama hayat hâlâ devam ediyor.”
Eylül, güzelliklerle gelsin; gönlümüze huzur, ömrümüze umut bıraksın.





