“Kaymakam ne iş yapar? Yaparsa işi çoktur, yapmazsa yoktur.’’
Eski bir tarihte, atla köylere ziyarete giden bir kaymakam, köyde bulunan tek kamu binası olan okula gider ve girdiği sınıfta kendini tanıttıktan sonra bir öğrenciye: “Söyle bakalım, kaymakam ne iş yapar?” diye sorar. Hayatında ilk kez en yüksek seviyede bir kamu görevlisi gören çocuk düşünür ve “Yaparsa işi çoktur, yapmazsa yoktur” diye çok basit ama akıl ve hikmet dolu bir cevap verir.
Bu olayı dinledikten sonra, yerel manada sıkıntıların anlatımı için kullanılabilecek bu cevabı “Belediye başkanı ne iş yapar? Yaparsa işi çoktur, yapmazsa işi yoktur” diye çevirerek sosyal medya sayfamda paylaştım. Amacım, daha güzel bir Akşehir için görünen eksikleri tekrar gündeme getirmek, yapılmasına veya yapılana kadar gündemde tutmak.
Önceki dönemde oy verdiğim başkanları da eleştiren biri olarak, size de yeterli süre verdiğimizi düşünüyorum. Görev sürenizin neredeyse yarısına yaklaştınız. Bundan mütevellit eleştiride bulunma hakkımız doğdu. Arkasına sığınacak ya da üreteceğiniz “yerim dar” diyeceğiniz bir bahaneniz kalmadı. Artık bundan böyle birkaç kelam etme zamanı geldi.
Sayın başkan şu ana kadar Akşehirspor’umuzun başarısındaki en büyük payın sahibi olarak, her platformda kutlama yaparak ve gündeme getirerek haklı gururu sonuna kadar yaşadınız/yaşamaya da devam ediyorsunuz. “Şampiyonluk Kolay Olmadı” köşe yazımla ve özel olarak sizi iki kez tebrik ettim; bu da üç olsun. Siz başta olmak üzere emek veren herkesi tekrar kutluyorum. Artık bu konuyu yeni yönetime bırakalım ve asıl işimize dönelim.
“Altyapı, Altyapı” diyerek halkı yıllarca toz, toprak, çukur içinde bırakan “biraz sabır” diyerek halktan destek isteyen Sayın Salih Akkaya, yaptığı birçok güzel hizmeti unutturan boyutlara çıkan altyapı çalışmaları sonun da aday olamamıştı. Bugün itibariyle görüyoruz ki, aslında o altyapı çalışmalarında çokta başarılı olamamış.
Siz de bu alt yapı çalışmalarına ve Ak Parti adayının yetersizliğinden oluşan tepkiden dolayı, yirmi yıl sonra tekrar aynı koltuğa oturmuş oldunuz.
Yani sözün özü, belediye başkanlarının ilk işi yol, su, kaldırım, park ve çevre düzenlemeleri gibi başlıca hizmetlerdir ve bu işleri yapmak için de kaynak bulmaları gerekir. Kaynak denilince önceki dönemlerde olduğu gibi köyde, beldede, mahallede ne bulursa satmak demek olmamalı. Daha akılcı projeler üretmeli ve projelerden gelecek sıcak paralar kullanılmalı. Yoksa gelecek nesilleri dımdızlak bırakacak gayrimenkul satışlarına sizde devam etmemelisiniz!
Eski hastane, müftülük önü ve Hasan Paşa Camii karşısında geçmiş dönemde istimlakları yapılan binaları yıkarak yol çalışmalarını tamamladınız ve çekilen sıkıntıların ortadan kalkması için gereken son altın vuruşu yaptınız. Bundan dolayı da kamuoyundan ve taraftarlarınızdan yeterince alkış ve destek aldınız.
Girişte bahsettiğim sosyal medya paylaşımımın altına yapılan yorumların makul olanlarını, sadece imla hatalarını düzelterek aktarıyorum:
Ömer Faruk Aydemir: “Beş Kavak - Atakent arası, sayın başkanımız Nuri Köksal’ı, direksiyonda kendisi olmak kaydıyla kiraz yemeye bekliyoruz. Yıllardır köstebek yuvasına dönen yoldan geçip gelmesini bekliyoruz.”
Mehmet Yıldırım: “Oba Camii’nden Engilli’ye kadar Isparta yolu tam bir rezalet. Arabalarda ne rot kaldı, ne rotil, ne amortisör. Sayın başkan, ricamız odur ki kendi arabanla bu yoldan geç, kendi gözlerinle gör. Kaçıncı defadır bu sayfalarda yazdık.”
Selami Solak: “Yunus Emre Camii’nin önünden geçen yol, hastaneye giden taraf çok kötü. Her taraf çukur oluşmuş. O taraftan hastaneye gelen belki 150-200 personel, 150 hasta, pazara gelenin haddi hesabı yok. Herhalde belediye çalışanlarından veya siyasetçilerden o tarafa gidenler yok. O yolu, özellikle Karayolları yolu ile İstasyon arasındaki bağlantı görmüyorlar mı? Araçların ön düzeni bozuldu. Ömer bey, onu da bir gündeme getirsen; senin kalemin kuvvetli.”
Murat Taciroğlu: “Diğer belediye başkanına bakarak Nuri Bey çalışıyor. En azından yanına gidiyor, halkını dinliyor. AK Partili belediye başkanı Salih Akkaya’yı yerinde bulmak mümkün değildi. Gidiyoruz Yahya Bey, gidiyoruz Yahya Bey; ona da kalmadı belediye sonunda. Ben de bıktım gitmekten, pes ettim. Yolları, sokakları asfalt yerine yıllarca yama yaptı. Otogarı rezil etti; köy garajı yeni otogardan daha iyiydi.”
Son yorumu okuyan herkesin, sizin bile şunu dediğinizi duyar gibiyim: “Ya hu, ben kimi dinliyorum /dinlemişim, kimi makamda kabul etmişim? Salih başkanın Yahya’sı varsa, benim de Eray Zengin’im var. Benim mesaim öğleden sonra başlar, gece yarılarına kadar sürer. Müdürlerime gece yarısı talimat vermemden dolayı onları da bıktırdığımın farkındayım. Gece yarısı verdiğim talimatlarımı ertesi gün olunca iptal ettiğim de çok olur.”
Sayın Akşehir Belediye Başkanı A. Nuri Köksal;
Sağanak yağışlar sonrası göle dönen yollar ve garaj ruhsatlı ama depo olarak kullanılan bina altlarındaki yerler, kot farkından dolayı yoldan yaklaşık bir metre düşük olan apartman girişlerinden içeri giren ve asansör boşluklarını dolduran sular, kanallardan geri tepen pislikler, taş döşenmesine rağmen çöken yollar ve eksilen taşlar, yapılmış ama tesviyesi yapılmadığından engebeli yollar, kazılmış ama sonrasında tamiratı yapılmamış yollar, itfaiye önünde, sanayi civarında, sanayiden Ata Park’a giden yoldaki gibi birçok ana arterde yağmur sonrası oluşan göletlere ne zaman ve nasıl bir çözüm bulacaksınız?
Biliyoruz ki hatiplik ve diksiyon konusunda, kimse elinize su dökemez. Vatandaşa bunu hizmet konusunda da söyletmek istiyorsanız ve sizden öncekilerin durumuna düşmek istemiyorsanız, her konuda ve yerde ben demekten ve her şeyin başkanı olmak arzusundan vazgeçin, erken vakitte mesainize başlayın, kapınızı ve makamınızı vatandaşa açın. Borcunu hâlâ ödemediğinizi itiraf ettiğiniz Kırmızı Doğan fantezinizden de vazgeçin; hediye edilen yerli ve milli TOGG aracını kullanın. Yapılan işleri zaman zaman bizzat takip edin. Her çağırıldığınız yere gitmeyerek vaktinizi daha tasarruflu ve faydalı işler de kullandığınızı düşünmek istiyorum.





