İyi ki geldi, İnşaAllah hoşluklar iyilikler getirdi. Yemekler ve tatlılar hazırlandı, çocukların elbiseleri alındı. Bir ay boyunca nefsine sahip çıkan müminlere, sonunda kolaylık geldi ve yüce Mevlâ, bayram sabahında coşku ve sevinçle geniş aileleriyle birlikte, kahvaltı yapmayı lütfetti.
Şimdi dedelerin, ninelerin, babaların, annelerin, amcaların, halaların, dayıların, teyzelerin gözleri kapıda. Artık vakit kucaklaşma, el öpme, dua alma, huzurla, mutlulukla, ağız tadıyla bu bayramın tadını çıkartma vaktidir.
Bayram ayıpları ortaya serme, birbirine sırt dönme günü değil, varsa yaşanan sıkıntıların üstüne beton döküp affetme günüdür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Birbirinizle ilişkinizi kesmeyin, sırt dönmeyin, kin beslemeyin, haset etmeyin! Ey Allah'ın kulları, kardeş olun.
Maalesef günümüzde nice kardeşlikler aylar, hatta yıllar süren küslüklere kurban ediliyor. Belki bir sonraki bayramda, O ya da Sen olmayacaksın. Sevdiklerinizin soğuk yüzüne tabutuna değil, yaşarken gözlerinin içine bakın, ellerinden tutun, sıcak vücuduna sarılın.
Bunu düşünmek bile kinleri, nefretleri, dargınlıkları bir kenara bırakmak için yeterli değil mi? Affetmek, Allah’ın rızasına talip olanlara yakışır.
Yaptığınız her ibadette, "Allah'ım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affeyle" demiyor musunuz? Öyleyse neden birbirinizi affetmiyorsunuz?
Rabbimiz, Kur'an-ı Kerim’de Adem ve Havva'yı nasıl affettiğini, balığın karnındaki Yunus Peygamberi nasıl bağışladığını, insani bir örnek olarak Hazreti Yusuf'u anlatıyor.
Allah; kendisini kuyuya atan kardeşlerini Mısır'a sultan olduğunda muhtaç vaziyette karşısına geldiklerinde affeden, Hazreti Yusuf'u. "Bugün size kınama yoktur. Size kötü bir söz söylemeyeceğim. Bana yaptığınız gibi zulmetmeyeceğim. Bilakis Allah'ın sizi affetmesi için dua ediyorum" diyen o peygamberin davranışlarını örnek olarak veriyor ki, hayatımıza tatbik edelim. Tıpkı Hazreti Yusuf'un yaptığı gibi, üzerinde hakkımız olan ve bizi incitenleri affetmek, bu bayram günlerinde bizlere yakışan bir tavır olacaktır.
Küskünlükler, bayramın lezzetini ve sevincini yok eder.
Hele ki küs olduklarınız en yakın akrabalarınız ise, kalbinizdeki kin ve nefret, sırtınızda ağır bir yük olur ve sizi hep huzursuz eder.
Nefsinize ve şeytana galebe çalarak, Rabbimizi ve Peygamberimizi memnun etmek için, ilk adımı siz atın. Kim önce adım atarsa, sevabın büyüğünü de o alır. "Ben büyüğüm, o küçük, önce o gelsin, sonra ben gideyim" gibi düşüncelerle oyalanmayın, harekete geçin.
Bayramlar, Rıza-yı İlâhîye'nin kazanıldığı günlerdir.
Yanık yüreklilere, kimsesizlere, biçarelere cennet serinliği veren manevi ziyafetlerdir. Tek başına ne bayram namazı kılabilirsiniz, nede bayramlaşabilirsiniz. Çünkü bayramlar müşterek sevinçlerdir. Bayramlar, şefkat ve merhametle yardım götürme günleridir. Akrabadan başlar, çevreye doğru yayılır. Mazlumların, kimsesizlerin ve muzdariplerin gönlünü almakla bayram ihya edilir.
Çocuklar gördüklerini ve yaşadıklarını asla unutmazlar! Siz onların yaşananları anlamadığını zannedersiniz ama onlar, gördüklerini ve duyduklarını hafızalarına ve kalplerine nakşederler.
Bayram sabahında çocuklara güzel örnek olunmalı, küs durmanın değil barışmanın, kin tutmanın değil affetmenin güzelliği gösterilmelidir. Akraba, komşu ve arkadaşlarınıza hal hatır sormak ve özellikle üzerinizde hakkı bulunanları ziyaret edip onlarla bayramlaşmakta acele ediniz. Büyükler ne tarafa meylederse neyi yaşarsa, arkadan gelenlerde o tarafa meyledeceklerdir.
Bu dünya kimseye kalmayacak!
Kötü olsanız da, iyi olsanız da son bulacak.
Arkanızdan “öldü kurtulduk” denmesi yerine, “keşke bir daha sarılsaydım” denmesi için herkese saygılı olun, iyilik edin.
Bu bayramı fırsat bilin.
Bugünü dargınlıkları bitirme, barışma, kucaklaşma, helalleşme günü ilan edelim. Bayramlar kötü geçmişin muhasebesi yapma günü değil, geleceğe umutla bakmanın adıdır.
Kırgın olduklarınız uzaktalarsa telefonla, yakındalarsa kapılarını çalın. Yıllardır konuşmadığınız kardeşinizin, dargın olduğunuz komşunuzun, küstüğünüz akrabanızın gönlünü alırsanız, dünyada mutlu Ahirette huzurlu olursunuz.
Ramazan bayramınız mübarek olsun.
Küslüklerin olmadığı, sağlık, huzur ve mutlulukla dolu nice bayramlar niyaz ederim.
(Bu bayram "Şeker Bayramı" değil, Ramazan Bayramı'dır.)





