Atalarımız asırlar öncesinden "Balık baştan kokar" demişti. Bu coğrafi ve kültürel gerçeği idrak edemeyenlerin, bugün modern yönetim ilkelerinden bahsetmeye hakkı yoktur.
Masaya Vaktinde Varamayanın Otoritesi Olmaz
Sabahın erken saatleri, bir kurumun sadece güne başladığı an değil; vizyonun çizildiği, günün rotasının belirlendiği ve geleceğin planlandığı en kıymetli zaman dilimidir. Kurum amiri dediğin kişi; sağlığına, özel işlerine ya da o anki ruh haline göre mesai saatleri belirleyemez. "Bugün de geç gideyim, nasıl olsa altımda çalışanlar var" lüksü, bir yöneticinin arkasında bırakacağı en büyük enkazdır.
Sen mesaiye zamanında gelmezsen, gün içindeki zamanı akıllıca yönetmezsen; personeline neyi, hangi yüzle dikte edeceksin? Disiplin, talimatla değil örnek olmakla başlar. Kapısından geçmediğin, sabahın telaşını ve heyecanını birlikte yaşamadığın bir kurumda, liderlikten değil ancak memuriyetten bile uzak bir düzenden bahsedilebilir.
"Yoruldum" Diyen Koltuğu İşgal Etmeyecek
Gelelim bir diğer acı gerçeğe: Kurumların sağlıklı işleyebilmesi için önce yöneticisinin ruhen ve bedenen sağduyulu, zinde ve temposu yüksek olması şarttır.
Tempolu çalışmaya ayak uyduramayan, mental ya da fiziksel olarak bu yükü kaldıramayacak durumda olan bir amir, yönettiği kuruma yapabileceği en büyük kötülüğü yapıyordur. Yönetim kademesi; dinlenme tesisi, emeklilik öncesi konaklama yeri veya "idare-i maslahat" alanı değildir.
Eğer sağlığınız, enerjiniz veya zihniyetiniz bu yoğun tempoya uyum sağlayamıyorsa; orada kalmakta ısrar etmek, sadece kişisel bir zaaf değil, o kurumun ve kamu kaynaklarının hakkına girmektir.
Erdemli Olmak, Affını İstemeyi Bilmektir
Yönetici koltuğunu otoritelerden almak bir ayrıcalık olabilir; ancak o koltuğu hakkıyla taşıyamayacağını anladığında affını istemek ise saf bir erdemdir.
Kurumların geleceği, kişilerin egolarına ya da yorgunluklarına kurban edilemeyecek kadar kutsaldır. Görevini tam zamanlı, hakkıyla ve zindelikle yapamayacak durumda olanlar, daha dinamik, daha üretken ve işin başında bizzat duracak isimlerin önünü açmalıdır.
Unutmayın; başı bozuk olanın sonu hüsrandır. Kurumu kurtarmak istiyorsanız, önce baştakilerin zihniyetini ve mesai saatlerini masaya yatırmak zorundasınız!





