Onun öykülerinde gündelik yaşamın içten sahneleri vardır. Büyük olayların peşine düşmez; küçük gibi görünen ama insan ruhunda derin izler bırakan anları yakalar. Bir kasaba sokağı, bir okul hatırası, bir aile içi konuşma… Hepsi onun kaleminde canlılık kazanır. Akşehir’in yerel konuşmaları, Anadolu insanının sıcaklığı ve samimiyeti satır aralarında hissedilir.
Hüseyin Yenim’in dili sade, akıcı ve tertemiz bir Türkçedir. Yapaylıktan uzak, süssüz ama etkileyici bir anlatımı vardır. Öyküleri uzun uzadıya değildir; su gibi akar. Okuyucuyu yormaz, tam tersine içine çeker. Sevgi vardır metinlerinde… İnsan sevgisi, memleket sevgisi, geçmişe duyulan saygı vardır. Dün ile bugün arasında kurduğu köprü, okuyucuya hem bir hatırlayış hem de bir iç muhasebe imkânı sunar.
Bu yönüyle onun kalemini okurken, Türk hikâyeciliğinin güçlü ismi Ömer Seyfettin’i hatırlamamak mümkün değildir. Nasıl ki Ömer Seyfettin sade ve anlaşılır bir Türkçe ile milletin dilini edebiyatın merkezine taşımışsa; Hüseyin Yenim de aynı berraklıkta, aynı özenle Türkçemizi kullanmaktadır. Öz Türkçeye olan bağlılığı, dili temiz ve doğru kullanma hassasiyeti onu günümüzde ayrı bir yere koymaktadır.
Yazarın öykü ve anı kitabı Çırak, bu anlayışın en güzel örneklerinden biridir. Kendi el imzasıyla “Güzel saatlerde okumam dileğiyle” notunu düşerek hediye ettiği bu 75 sayfalık eser; hem bir vefa hem de bir gönül armağanı niteliğindedir. Kitapta “Çırak”, “Davet”, “Savsak Baba”, “Dağılan Pembe Düşler”, “Gözdağı”, “Rica”, “Culla”, “Avlandım”, “Oda Aynası”, “Tavşancıl Çalısı”, “Kalaycılar”, “Erken Kıydılar Ona”, “Doğum Günü”, “Koliden Çıkan Mektup” ve “Kısa Anılar” başlıklı metinler yer almakta; ayrıca “Yakışmalı” isimli bir şiir de bulunmaktadır.
Her biri hayatın içinden süzülen bu öykülerde güçlü bir gözlem, sahici bir anlatı ve derin bir insan sevgisi vardır. Abartıya kaçmadan, ajitasyona düşmeden yazılmıştır. Kısadır ama etkilidir. Okuyucunun ruhuna dokunur; bir anı canlandırır, bir duyguyu hatırlatır.
Ayrıca çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan öykü ve denemeleriyle de edebiyat dünyasında yer edinmiş olan Hüseyin Yenim’in, Söke Şairler ve Yazarlar Derneği Zarızeybek Dergisi hikâye yarışmasında ikincilik; Gonca Çocuk ve Kültür Dergisi’nin 2007 Kasım sayısındaki hikâye yarışmasında ise üçüncülük ödülü bulunmaktadır. Bu başarılar, onun kaleminin takdir edildiğinin açık göstergesidir.
Onun öyküleri bize şunu hatırlatır: Edebiyat, hayatın en sade anlarında saklıdır; Türkçe ise onu hakkıyla kullanan bir kalemin elinde yeniden dirilir, güzelleşir ve kalplerde yer bulur.






