İşte son günlerde sosyal medyada ki etkileşimi yüz milyonlara ulaşan “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisi de, böyle sessiz bir dalganın habercisi oluverdi.
Ortada dev prodüksiyonlar yok!
Reklam bütçeleri yok!
Ajanslar yok!
Sadece üç arkadaşın dilinde, milyonların kalbine dokunan samimiyetle söylenen “Kâbe’de Hacılar Hu Der Allah” ilahisi ve bir de def var.
Samsun Belediyesi Temizlik İşleri’nde çalışan Celal Karatüre’nin hikâyesi, aslında bu milletin özündeki inancın hikâyesi.
Gösterişten uzak bir hayat, roman mahallesinde mütevazı bir yaşam, menzil cemaatinin temiz yüzlü dervişi ve bir gönül insanı.
Karatüre’nin popülerliliği masa başında üretilmedi, sokakta cep telefonu kameralarının önünde tamamen doğaçlama doğdu.
Celal ve arkadaşlarının ilahileri, ulusal medya keşfetmeden önce de zaten gençlerin dilindeydi. Sosyal medyanın ve Samsun sokaklarının neşesiydiler.
Bugün hâlâ belediyedeki mesaisini aksatmadan çalışıyor ve fırsat buldukça arkadaşlarıyla birlikte, caddelerde dolaşıp ilahilerini söylemeye devam ediyorlar.
Artık çocukların dilindeki anlamsız ve çoğu zaman gayriahlaki şarkı sözlerinin yerini, ilahiler almış durumda.
Okullarda, evlerde, işyerlerinde söylendi Avrupada, Amerikada söylendi yetmedi, TBMM’de Cumhurbaşkanımız Erdoğan tarafından dahi söyledi.
İşte asıl mesele tam da burada başladı.
Çünkü bazı çevreler ilk defa kontrol edemedikleri bir dalgayla karşılaştılar.
Bu dalga reklam ajanslarından çıkmamıştı, fonlarla desteklenmemişti, senaryosu yazılmamıştı.
İşte bu yüzden paniklediler, küçümsemeye başladılar, alaya bile aldılar.
Laiklik kavramının arkasına saklanarak, bu etkiyi kırmaya çalıştılar.
Biliyorlar ki, bu milleti özüne döndürecek maya tutarsa kurdukları bütün yapay dünyalar çökecek, söylemler boşa çıkacak.
Oysa gerçek ortada:
Bu topraklarda hâlâ samimiyet kazanıyor.
Bu topraklarda hâlâ maneviyat karşılık buluyor.
Bu topraklarda hâlâ gönülden çıkan sözler gönüllere ulaşıyor.
Batı dünyası kimlik krizleriyle sarsılırken, bu millet hâlâ köklerine tutunmaya çalışıyor.
Bir ilahinin milyonlara ulaşması basit bir sosyal medya olayı değil!
Bu bir işaret fişeği.
Bu milletin ruhunun hâlâ diri olduğunun işareti.
İnanç, gelenek ve kültürel kodlarımızı çözemediklerinin işareti.
Bir dönem bastırılmış ve toprağa gömülmüş olsada, tamamen yok edilemediğinin işareti.
Ve hâlâ, bir umudun var olduğunun işareti.
Çünkü bu milletin kanında, ruhunda ve mayasında İslam var.
Kaynamış süte maya katıldığında yoğurt mutlaka tutar. Bugün bir ilahiyle başlayan bu dalga, yarının büyük uyanışlarının habercisi olabilir.
Bir kez daha gördük ki, asırlarca İslamın bayraktarlığını yapmış olan bu milletin mayası çok sağlam ve sağlam maya er ya da geç tutar, tutacaktır da! Yeter ki, yolumuzdan dönmeyelim.





