Haber / Yorum: Ümit Aykut Şener

Türkiye genelinde son dönemde artış gösteren iklim krizine bağlı aşırı yağışlar ve ani sel felaketleri, altyapı eksikliği bulunan bölgelerde büyük boyutta can ve mal kayıplarına davetiye çıkarıyor. Akşehir’de yıllardır çözüm bekleyen Monas Deresi, önlem alınmadığı takdirde ilçeye kazandırılan milyarlık yatırımları ve binlerce vatandaşın yaşamını tehdit ediyor.

"GELEN TEHLİKEYİ YILLAR ÖNCE HABER VERMİŞTİK"

2 Haziran 2025 tarihinde yayımladığımız haberde; Kuruçay Mahallesi’nden geçerek Orman Fidanlığı üzerindeki dağlık alanın sularını toplayan ve Engilli Yolu’nu aştıktan sonra belirsiz hendeklerden akan Monas Deresi’nin yarattığı risklere özellikle dikkat çekmiştik.

Belirlenmiş ve ıslah edilmiş bir dere yatağının bulunmaması nedeniyle taşkın suları; doğrudan Akşehir Devlet Hastanesi, ek hizmet binaları, Sanayi Sitesi ve bölgede yeni inşa edilen yüzlerce konutun üzerine yöneliyor. Sultan Dağları'ndan inen karların erimesi ve şiddetli sağanak yağışlar, Akşehir'de öteden beri sel riskini diri tutmaktadır. Geçmişte -özellikle 1952, 1957, 1958, 1963 ve 1967 yıllarındaki büyük dağ sellerinde- bölgedeki dere yatakları taşmış; tarım arazileri ve yerleşim alanları ağır zarar görmüştür. Yakın tarihimizde, 2000'li yıllarda Akşehir Sanayi Sitesi'ndeki iş yerlerini etkisi altına alan sel felaketi ise bu tehdidin günümüzde de devam ettiğini net bir şekilde kanıtlamaktadır. Kaldı ki bölgedeki yapılaşmanın artması, muhtemel bir felaketin bilançosunu daha da ağırlaştıracaktır.

18. MADDE UYGULAMASI NEDEN GECİKİYOR?

Bölgedeki sel riskinin bertaraf edilebilmesi ve Devlet Su İşleri’nin (DSİ) dere ıslahı çalışmalarına başlayabilmesi için öncelikle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. Maddesi (Arazi ve Arsa Düzenlemesi) kapsamında imar planı ve parselasyon işlemlerinin acilen tamamlanması gerekiyor.

Mevzuat gereği idari sorumluluklar şu şekildedir:

Akşehir Belediyesi’nin Görevi: İlçe sınırları ve mücavir alanlar içerisinde genel imar planı uygulamalarını (parselasyon) hazırlamak ve Belediye Encümeni kararıyla onaylamak asli yetkisindedir.

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Rolü: Büyükşehir sınırları içerisindeki imar ve parselasyon süreçlerini denetleme ile nihai onay mekanizmalarını yürütme yetkisine sahiptir.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Resen Yetkisi: Bakanlık genel bir yetki devri yapmasa da; 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli alanlar, kamu yatırımları veya yerel yönetimin/valiliğin yasal süreler içinde parselasyonu yapmaktan imtina etmesi/gecikmesi durumunda doğrudan (resen) parselasyon onaylama yetkisine sahiptir.

AKŞEHİR BELEDİYESİ DERHAL HİZMET ALIMINA ÇIKMALI!

Daralan bütçe ve mali kesintiler gerekçe gösterilse dahi kamunun can ve mal güvenliği ertelemeye gelmez. Akşehir Belediyesi, kendi bünyesinde teknik personel yetersizliği bulunuyorsa zaman kaybetmeksizin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş lisanslı harita ve imar bürolarından hizmet alımı yoluna gitmelidir. Eğer kendi bünyesinde yeterli sayıda Harita Mühendisi varsa derhal 18. madde uygulaması çalışmalarına başlanması sağlanmalıdır. Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalar mevcutsa güncelleme yapılmasını öneriyoruz. Geçmiş dönemde kimlerin arazilerinin 18 uygulaması dışında bırakıldığını Pervasız yine gündeme taşımıştı.

Özellikle Kuruçay ve Seyran Mahallelerini kapsayan imar uygulamalarının şartnamesinde kısa ve bağlayıcı süreler belirlenerek parselasyon planları derhal bitirilmelidir.

SİYASETÇİLERE VE DSİ'YE AÇIK UYARI: "SUÇLU ARAMADAN ÖNCE ÖNLEM ALIN!"

İmar düzenlemesinin tamamlanmasının ardından siyasilerin vakit kaybetmeden devreye girmesi; DSİ ile koordinasyon sağlayarak Monas Deresi üzerindeki ıslah projelerini, duvar/kanal imalatlarını ve geçiş köprülerini hayata geçirmesi gerekmektedir.

Aksi takdirde yaşanacak olası bir taşkında; Akşehir’in gurur kaynağı olan Devlet Hastanesi, esnafın ekmek kapısı olan Sanayi Sitesi ve yüzlerce konut sular altında kalacaktır.

Yatırım yapmakla ve projeleriyle övünen tüm yetkilileri ve siyasetçileri, felaket kapıyı çalmadan ve "suçlu kim?" tartışmalarına mahal vermeden sorumluluk almaya ve acilen eyleme geçmeye davet ediyoruz. Özellikle de DSİ’yi!

Çünkü ana sorumluluk DSİ'dedir: Dere yataklarının ana ıslahı, tahkimat ve istinat duvarlarının inşası, köprü/menfez gibi mühendislik yapılarının yapımı ve büyük ölçekli yatak genişletme/mühendislik bakımları DSİ 4. Bölge Müdürlüğü (Konya) yetki ve sorumluluğunda olup taşkın risklerinin önlenmesine yönelik ana projeler ve dere yatağı düzenlemeleri DSİ tarafından planlanır ve yürütülür.

Sonuç olarak; Akşehir Belediyesi 18. madde uygulamasını tamamlayamayacaksa devreye ya Konya Büyükşehir Belediyesi ya da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı acilen girmelidir. Yaşanan bu vurdumduymazlık ve tehlikeyi görmezden gelen anlayış terk edilmeli; ülke genelindeki sel felaketlerinde olduğu gibi olası can kayıplarının önüne bugünden önlem alınarak geçilmelidir. İnsan hayatı hiçbir şeyden daha değersiz olamaz; hele ki siyasetten, asla!

Buradan yapıcı bir çözüm önerisinde bulunuyoruz: “Akşehir Belediyesinin bu alanın tamamında yürüteceği 18. madde uygulaması uzun zaman alabilir. Süreci hızlandırmak adına; Akşehir Uygulama İmar Planı’nda yer alan Kuruçay (Monas) Deresi Kanalı’nın geçtiği adalarda etaplar halinde 18. madde uygulaması acilen yapılmalıdır. Böylece dere yatağına isabet eden alanlar belediye tarafından kamuya kazandırılarak vakit kaybetmeksizin Devlet Su İşlerine (DSİ) devredilmeli ve kanalın bir an önce açılması sağlanmalıdır.”

Unutulmamalıdır ki, İstanbul’da yaşanan sel felaketinin ardından mağdur olan vatandaşların ve sigorta şirketlerinin ilgili mahkemelerde dava açmaya başladığı biliniyor. Toplam zararın 400 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Benzer bir felaketin ve vahametin Akşehir'de de yaşanmaması adına; zamanında yerine getirilmeyen idari görevlerden (18. madde uygulaması, dere ıslah çalışmaları, yağmur suyu drenaj hatlarının eksikliği, hatalı yol kotları vb.) dolayı zarara uğrayacak vatandaşların ve sigorta şirketlerinin açacağı olası tazminat davalarını şimdiden hesaba katmak gerekir. Unutulmamalıdır ki yargı sürecinde açılacak bu davalar geçmişi değil; bugünkü kurumları ve onların yöneticilerini doğrudan bağlar!

Yayınladığımız haberle ilgili Monas Deresi’nin mevcut görüntüleri kelimenin tam anlamıyla ürkütücü. Dere yatağını kaplayan yabani otların boyu insan boyunu çoktan aşmış durumda. Üstelik dağdan gelen suların ve yağışların Akşehir Gölü’ne ulaştığına dair hiçbir iz ya da emare bulunmuyor. Yetkililerden, son 25 yılda Monas Deresi ile ilgili nelerin yapıldığını veya yapılmadığını kamuoyuna acilen açıklamasını bekliyoruz.

Ae34D8B3 B247 4Da5 A0B0 B6852722E26B P V Z 0294

Monas 18 10 26