Bu tablo, geçmişin sanayi anlayışına aittir.
Bugün dünya bambaşka bir yere doğru ilerliyor.

Artık mesele sadece üretmek değildir.
Artık mesele; nasıl ürettiğimizdir.

Son dönemde Akşehir’de gündeme gelen Mega OSB tartışmaları sırasında,
Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan’ın özellikle vurguladığı
“yeşil dönüşümlü fabrikalar” ifadesi,
aslında bir teknik terimden çok daha fazlasını anlatmaktadır.
Bu ifade, Akşehir’in önümüzdeki 30–40 yıl boyunca nasıl bir şehir olacağının ipuçlarını vermektedir.

Yeşil dönüşüm; üretirken toprağı öldürmemek,
kazanırken suyu tüketmemek,
büyürken geleceği borçlandırmamaktır.

Bir fabrikanın çatısına güneş paneli koyması,
kullandığı suyu arıtarak tekrar sisteme kazandırması,
atığını çöpe atmak yerine başka bir fabrikanın hammaddesi hâline getirmesi,
gürültüsüyle, dumanıyla, kokusuyla şehrin yaşam kalitesini düşürmemesi
yeşil dönüşümün somut karşılıklarıdır.

Bugün Avrupa Birliği’ne ihracat yapan firmalar yalnızca fiyat sorusuyla karşılaşmıyor.
“Bu ürünü üretirken kaç litre su kullandın?”
“Ne kadar karbon saldın?”
“Enerjini nereden sağladın?”
sorularıyla karşılaşıyor.

Bu sorulara cevap veremeyen işletmeler,
ürünleri ne kadar kaliteli olursa olsun,
pazarın dışında kalma riskiyle karşı karşıya.

İşte bu nedenle yeşil dönüşüm bir tercih değil,
ertelenemez bir zorunluluktur.

Akşehir gibi hem tarımı hem sanayiyi aynı anda yaşatmak zorunda olan bir şehir için
bu konu çok daha hayati bir öneme sahiptir.
Yanlış planlanan sanayi,
kısa vadede istihdam sağlasa bile,
uzun vadede toprağı kurutur,
suyu azaltır,
şehirle sanayiyi karşı karşıya getirir.

Yeşil dönüşümlü sanayi ise bunun tam tersini vaat eder.
Tarımı koruyan,
suyu yöneten,
şehri kirletmeyen,
ama aynı zamanda katma değer üreten bir sanayi modeli sunar.

Yatırımcı açısından bakıldığında da yeşil dönüşüm korkulacak bir maliyet değildir.
Aksine;
enerji giderlerini düşüren,
devlet teşviklerine erişimi kolaylaştıran,
uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artıran
bir avantajdır.

Bugün biraz fazla gibi görünen bu yatırımlar,
yarın ayakta kalmanın şartı hâline gelecektir.

Mega OSB’ler tam da bu noktada önem kazanmaktadır.
Planlı alanlar,
ortak arıtma tesisleri,
ortak enerji altyapıları,
lojistik avantajlar
hem yatırımcıyı hem de şehri koruyan bir sistem oluşturur.

Akşehir için asıl soru şudur:
Bugünü kurtaran bir sanayi mi,
yoksa geleceği inşa eden bir sanayi mi istiyoruz?

Yeşil dönüşüm bu soruya verilen en akılcı,
en vicdanlı ve en sürdürülebilir cevaptır.

Doğru planlanan bir yeşil sanayi hamlesi,
Akşehir’i sadece üretim yapan bir şehir değil,
örnek gösterilen bir sanayi kenti hâline getirebilir.

Bugün atılan adımlar,
yarın çocuklarımıza bırakacağımız Akşehir’i belirleyecektir.