İçinde yaşayan canlılar, yılların emeği, toprağın dengesi… Ve en acısı, geleceğimiz. İşte bu yüzden diyoruz ki; yangınla mücadele, alevler yükseldiğinde değil, daha ateş yakılmadan önce başlar. Bugün doğaya çıktığımızda yaptığımız her hareketin bir karşılığı var. Yaktığımız ateşi tamamen söndürmeden alandan ayrılmak, rüzgarlı havalarda mangal yapmak ya da “bir şey olmaz” düşüncesiyle hareket etmek…

Bunların hiçbiri küçük bir hata değildir. Bu noktada sorumluluk sadece ekiplerin değil, hepimizin omuzlarındadır. Bizler, Yaren Arama Kurtarma Derneği olarak, bu sorumluluğun farkında olarak uzun süredir ciddi bir hazırlık süreci içerisindeyiz. Orman ve kırsal alan yangınlarına yönelik aldığımız eğitimler, sahada uyguladığımız tatbikatlar ve envanterimize kazandırdığımız kişisel koruyucu, yanmaz ekipmanlar ve teknik teçhizatlarla, artık bu alanda ehliyet ve liyakat sahibi bir ekip haline geldik. Bugün geldiğimiz noktada, ilgili kurumlarımızın koordinasyonu ve Orman Genel Müdürlüğü’nün talimatları doğrultusunda, ekiplerimiz orman yangınlarında sahada aktif görev alabilecek yetkinliğe ulaşmıştır.

Ancak burada altını özellikle çizmek istediğim bir nokta var: Bizim hazırlığımızın amacı, yangınla mücadele etmekten önce, yangının hiç yaşanmamasını sağlamaktır. Bu yaz, biraz daha dikkatli olalım. Doğaya giderken sadece keyfimizi değil, sorumluluğumuzu da yanımıza alalım. Gereksiz ateş yakmayalım. Mangal yapacaksak mutlaka kontrollü alanları tercih edelim. Yaktığımız ateşi tamamen söndürmeden bulunduğumuz alanı terk etmeyelim. Cam şişe, izmarit gibi yangına sebep olabilecek unsurları doğaya bırakmayalım.

Unutmayalım; Bir kıvılcım sadece bir yangını başlatmakla kalmaz, bir ömrü de yakabilir. Bizler sahada olmaya, hazır beklemeye devam edeceğiz. Ancak en büyük temennimiz, bu hazırlığın hiç kullanılmak zorunda kalmamasıdır. Çünkü bazı mücadeleler vardır ki, hiç yaşanmaması en büyük kazançtır.