Binlerce yıllık imrenilen tarihi geçmişin sahipleri, beyliklerin ve Türk devletlerinin üzerinde kurulduğu bu kadim topraklarda geçmişte olduğu gibi bugün de herkesin gözü var.
Asırlar boyu ecdat İslam’ı önceleyerek Müslümanlara ümmet bilinciyle kardeşçe davranmış, “Kardinal şapkası yerine Müslüman sarığını görmeyi tercih ederiz” dedirtecek kadar, herkese hoşgörüyle yaklaşmış, adaletle hükmetmiş. İslam dininde zorlama yoktur hükmü gereğince, inançlara saygısından dolayı kendi hukuklarını uygulamalarına ses çıkarmamış, onlara kol kanat gererek barış içinde yaşanılmasına vesile olmuş. Türk’ün adaletini ve merhametini, farklı kimlik ve inanç sahiplerine dahi göstererek, İslam’ın güzelliklerini bizzat yaşayarak asırlarca sulh içinde yönetmişler.
Bu adil yönetimlerin oluşturduğu refahın, sükunetin ve güzelliklerin karşısında defalarca birleşen haçlı orduları, Türklerin bayraktarlığı altında İslam’ın yükselişine engel olmak adına, savaşlar yapmışlar ama her seferinde başarısız olmuşlar.
Savaşarak Türk’ün gücünü alt edemeyenler, içimizden satın aldıkları hainlerle beraber inancımıza, dilimize hatta töremize uygun yetiştirdikleri adı bizim adımızla tebdil-i kıyafetleriyle birlikte değiştirilmiş casuslarının da desteği ile nifak tohumlarını ekmişler.
Ta ki Osmanlı padişahlarını yılan dilleriyle, “istibdat-tek adam rejimi” söylemleriyle, toplumu kışkırtıncaya kadar uğraşmışlar. Maalesef sonunda dışarıdan düşmanlar içeriden hainler birleşerek, koskoca imparatorluğu küçücük Anadolu’ya hapsetme pahasına yıkılmasına sebep olmuşlar.
jön Türkler adıyla hareket eden bir gurup, İstanbul’a gelen İngiliz sefirinin arabasındaki atları serbest bırakıp onların yerine kendilerini koşacak kadar acizlik göstererek, Türk ve İslam karşıtlığı eylemlerini ayyuka çıkartmışlar.
Osmanlı padişahlarına karşı çıkmanın o günkü parolası, “istibdat-tek adam rejimi” nitelendirmesiydi. Yani bugün de aynı zihniyetin uzantılarının ağzında pelesenk olan “tek adam rejimine hayır” sloganı, yeni değil.
Tek adam veya diktatör, seçim yapmadan veya yaptığı göstermelik seçimlerde kendi seçtiklerini milletvekili ilan eden, bunun sonunda meclisi tanımadan millete rağmen orada oturanlar için söylenebilir.
Osmanlı’nın hükmettiği milyonlarca kilometre karelik imparatorluğun üzerine, günümüzde 64 devletin/devletçiğin cetvelle çizilerek kurdurulduğu o topraklardan bize kalan, Anadolu toprakları üzerindeki Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetmek için her seferinde halkın özgür iradesiyle halkın oyları ile seçilerek, gece gündüz demeden milletin hizmetinde ''halka hizmet hakka hizmet'' bilinciyle çalışan, sayın Cumhurbaşkanımıza bile “tek adam” diyebilenler, o günkü zihniyetin devamından başkası olamaz!
İktidarın eleştiriyi hak eden yanlış uygulamalarının varlığı malum ama savunma sanayimiz başta olmak üzere, özgürlük, ulaşım, sağlık ve eğitim konularındaki başarısına kimse toz konduramaz. Hükümetin tam bağımsızlık adına yapmaya çalıştığı tüm faaliyetlerini taktirle karşılıyorum.
Neredeyse sınır komşusu olduğumuz İsrail haydutları, ABD ile beraber İran’a saldırdıkları şu günlerde, hava araçlarının belki füzelerin üstümüzden teğet geçtiği bir dönemdeyiz. Bölgemiz cayır cayır yanarken, savaş kapımıza dayanmışken, topraklarımızı başkalarından medet ummadan korumaya muktedirken, birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız varken, basit muhalif söz ve davranışlarla, ucuz politikalarla iktidara zarar vermeye çalışmak geçmişte olduğu gibi olsa olsa bilerek veya bilmeden, düşmanların değirmenine su taşımaktan ibaret olacaktır.
ABD Suriye’deki hapishanelerden alıp, sözde Irak hapishanelerine taşıdığı İŞİT militanlarını ve PJAJ/PKK/YPG gibi terör örgütlerini, pek yakında İran topraklarında muhaliflerin silahlı kanadı olarak lanse edip, ihtiyaç duydukları her türlü silahı vererek ve hava desteğini sağlayıp kara harekatını başlattığı taktirde, ölen de öldüren de, o toprakların insanları olacak. Harcadığı paranın karşılığını da bölgenin zenginliklerini sömürerek almaya devam edecek. Daha önemlisi; Ortadoğu’daki tüm Müslüman devletlerin birbirleriyle savaşmalarının önünü açacak, Çin’in ucuz petrole ulaşmasını engelleyerek, ABD ve İsrail'in bölgedeki hakimiyetlerinin daha da artmasına sebep olacaktır.
Maddi manevi tüm olumsuzlukların yaşanmasının istikrarsızlığa evrilmesinin altından nasıl çıkılacağının hesaplarını yapan ülkemizi baskılayarak, Türkiye’mizin bölgede askeri ve ekonomik olarak içe tekrar kapanmasına, dış politikadaki enerjisini tüketerek sahadaki gücünün masaya yansımasının önüne geçerek, abluka altında tutmuş olacak. ABD ve yandaşları, İsrail’in sapkın hayallerine ulaşmasına ve güvenliğinin sağlanmasına hizmet etmeye devam edecekler.
Velhasıl; birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden daha geçiyoruz. Bu gerçekler ışığında, köhne zihniyetin basit ''istibdat veya tek adam rejimi'' söylemlerine kulak asmayın! Vakti geldiğinde sandıkta cevabınızı verin ama şimdi bir olalım, birlik olalım ve devletimize, ordumuza, polisimize sahip çıkarak hep birlikte yeniden güçlü Türkiye olalım.
Tarih bize göstermiştir ki, hiç bir devlet karşısındaki düşman ne kadar güçlü olursa olsun, içeriden şahsi ikballeri uğruna hainlik yapanlar düşmanla birlik olmadığı sürece yıkılmaz!
Allah devletimizi daim, Milletimizi kaim eylesin! İnşaAllah…





