Geçmiş tarihlerde ülkemizde yıkıcı depremlerin olduğu gibi gelecek yıllarda da depremler beklenilmektedir. 2019 yılı MTA tarafından çıkarılan deprem haritasında ülkemizin %92 sinin deprem bölgesi içerisinde bulunduğu belirtilmiştir. Belirtilen oran içinde Akşehir ve yöresi de 1. Kuşak Deprem Bölgesi’ndedir. Akşehir, adını taşıyan aktif fay hattı üzerinde bulunmaktadır. Yine bu bölgede Sultandağı ve Bolvadin’de aktif fay hatları bulunmaktadır.

Sultandağı Fayı: Sultan Dağları’nı doğudan sınırlayan, yaklaşık 65 km uzunlukta ve K35B gidişli fay, Sultandağı fayı olarak adlandırılmıştır. Fay, batıda Çay ilçesinden başlamakta, Sultandağı ve Akşehir ilçeleri içerisinden geçmekte ve doğuda Doğanhisar ilçesine kadar uzanmaktadır. Ferruh Sanır, Sultandağı fayının Isparta Büklümü’nün şekillenmesinde önemli bir yapısal unsur olduğunu ve neotektonik dönemin başlangıcında geliştiğini, her iki dönemde de sağ yönlü olarak çalıştığını ileri sürmektedir. Bazı araştırmacılar ise, fayın başlangıçta sağ yönlü doğrultu atımlı, daha sonra da bindirme şeklinde çalıştığını ileri sürmektedirler. Akşehir ve yöresini doğrudan ve dolaylı yoldan etkileyen çeşitli fay hatları bulunmaktadır, Bunlar, yöreye yakınlık derecesine göre şu şekilde dizilim göstermektedir:

AFYON YÖRESİ DİRİ FAYLARI

Afyon Ovası’nı morfolojik olarak güneyden sınırlayan, Afyon-Çay-Şuhut arasında yer alan küçük boyutlu sistematik bir dizilim gösteren faylar, Afyon yöresi diri fayları olarak adlandırılmıştır. Faylar, Afyon-Çay arasında D-B, Afyon batısında KB-GD genel gidişlidir. Bu yörenin en önemli faylarından birisi, Çay-Gözsözlü arasında uzanan yaklaşık 26 km uzunlukta, D-B gidişli faydır. Söz konusu fay, Gözsözlü köyü civarında normal fay morfolojisi izlemektedir. Afyon güneyinde, Işıklar köyü yakınında K50B gidişili diğer bir normal fay yer almaktadır. Bu bölgede fay atımının 100 m civarında olduğu bildirilmektedir Işıklar köyü batısında, Afyon-Şuhut karayolunun 16.km’sinde BKB-DKD gidişli normal faylardan oluşan bir fay zonu daha gözlenmektedir. Araştırmacılar, Afyon yöresindeki diri fayların en genç kestikleri birimlerin Pliyosen yaşlı olduklarını ve morfolojik olarak belirgin olmaları nedeniyle olası diri faylar olduklarını ileri sürmüşlerdir.

Tatarlı (Afyonkarahisar) Fayı: Koçbeyli fayının batı uzantısında, Akçin köyü-Tekinova arasında uzanan yaklaşık 20 km uzunluğunda ve K58D gidişli fay Tatarlı fayı olarak adlandırılmıştır. Fay, Tatarlı civarında çok tipik olarak izlenebilirken, morfolojik olarak Gölovası’nı güneyden sınırlamaktadır. Koçyiğit (1984), fayın normal fay olduğunu; bilim insanları morfolojik verilere dayanarak fayın ters bileşenli sol yönlü doğrultu atımlı fay olduğunu ileri sürmektedirler.

Koçbeyli (Afyonkarahisar) Fayı: Dinar-Çay arasında, yaklaşık 26 km uzunlukta ve K65D gidişli fay, Koçbeyli Fayı olarak adlandırılmıştır Fay, Karamuk Havzası’nı morfolojik olarak güneyden sınırlar. Fay, Çay'ın 9 km güneyinde Çay Deresi'nden başlar. Doğu ucunda birbirine paralel üç parçadan oluşan fay, batıya doğru 6 km'lik bir alanda belirsizleşir. Araştırmacılar, fayın sol yönlü ve olası diri fay olduğunu belirtmektedir.

Doğal olarak bu bölgede; Akşehir, Konya, Afyon, Burdur ve Dinar’ da yaşanılan depremler halk arasında korkuya ve paniğe neden olmuştur. Ancak bu depremlerde kaybı yaşanmamıştır. AFAT tarafından düzenlenen ve M.Ö.’ki tarihleri de kapsayan depremler listesi aşağıda belirtilmiştir:

M.Ö. 88: M.Ö. 88 Yılında yaşanan bu deprem Afyon’ bağlı Dinar merkezli olarak kayıt edilmiştir. Depremin etkisi ve yıkıcılığı hakkında tarihsel bir bilgi yoktur; ancak 1995 yılındaki Dinar depreminde büyük mal ve can kayıpları yaşanmıştır. Deprem Akşehir’de de hissedilmiştir.

M.Ö. 53: Yaşanılan bu deprem Dinar ve çevresinde hissedilmiştir. Akşehir ve yöresinde de ölçeği bilinmeyen bu depremi hissettiği tahmin edilmektedir.

M.S. 94: Afyon ve yöresinde hissedilmiştir. 8 ölçekli olarak kayıt edilen bu depremde bölgede büyük bir yıkım yaşanmıştır.

1190: Afyon merkezli bu deprem bölge halkı tarafından hissedilmiştir. Yıkıcı kuvvette olduğu varsayılan bu depremde bölge halkının evleri de hasar görmüştür.

1668: Konya ve yöresinde hissedildiği gibi Akşehir-Sultandağı hattında kalan yöreyi etkilemiştir.

1776: Afyon ve yöresinde yaşanmıştır. Yaşanan deprem bölgede yaşayanlar tarafından hissedilmiştir.

1795: Akşehir ve yöresinde hissedilen bir başka deprem de 1795 yılında yaşanmıştır.

1862: Afyon-Şuhut kasabası merkezli olarak kayıtlara geçmiştir. 8 ölçeğinde kayıt edilmiştir. Yıkıcı kuvvette olmuştur. Bu depremde Akşehir’de pke çok yapı yıkılmıştır.

1866: Konya merkez ve Konya Ilgın merkezli iki deprem yaşanmıştır. Akşehir- Sultndağı ve yöresi, bölgeye yakınlığı ile bu depremi hissetmiştir. Bu tarihte Ilgın kaplıcalarının suları çekilmiş artçı sarsıntılar 40 gün boyunca devam etmiştir.

1871: Konya merkezli yaşanılan bu deprem 6 ölçeğinde kayıt edilmiştir. Akşehir ve Sultandağı bölgesi bu depremden etkilenmiştir.

1873: Afyon merkezli yaşanan deprem 6 ölçeğinde kayıt edilmiştir.

1876: Afyon merkezli olarak kayıt edilmiştir. Ve bölge halkı tarafından hissedilmiştir.

1901 Akşehir Depremi: 1901 yılının Nisan ayında şiddetlice hissedilmiştir. Yöre halkı bu depremden etkilenmiştir.

1911: Afyon–Akşehir grabeni içerisinde yer alan fay hattında kırılmalar ile meydana gelmiştir. Çay ve Bolvadin’de ağır şekilde hissedilmiştir. Bu deprem sonrasında Heybeli Kaplıcası olarak bilinen Kızılkirse’nin sıcak suları yeryüzüne çıkmıştır. 1914 Burdur Depremi: 7.0 şiddetinde yaşanmıştır. Deprem sonucunda Çay ve Bolvadin arasında yaklaşık 100 ev yıkılmıştır.

1925 Dinar Depremi: 7 Ağustos 1925 tarihinde 6.0 şiddetinde yaşanmıştır.

1921-1946 Argıthanı Depremleri: 1921 yılında 5.9; 1946 yılında ise 5.7 şiddetinde ölçülmüştür. Akşehir ve Sultandağı yöresinde hissedilen bu deprem uzun süre bölge halkında korkuya neden olmuştur.

1931 Ilgın Depremi: 9 Nisan 1931 günü Ilgın merkezli 6.1 şiddetinde yaşanmıştır.

1995 Dinar depremi: 1 Ekim 1995 tarihinde 6.2 şiddetinde, 17.57’de Dinar merkezli yaşanmıştır. Deprem sonucunda 90 vatandaş yaşamını yitirmiştir.

2000: 15 Aralık 2000 tarihinde Sultandağı ilçesi merkezli 6.0 şiddetinde yaşanmıştır. Akşehir’de hissedilen bu deprem kasaba halkının ramazan ayı olması sebebi ile teravih namazında olduğu anda yaşanmıştır. Yaşanılan depremde Akşehir halkı artçı sarsıntılar ile paniğe kapılmıştır. Halk günlerce sokakta kalmış, kendi imkânlarıyla yaptıkları çadırda geceyi geçirmiştir. Artçı sarsıntıların devam etmesi üzerine bölge halkına Kızılay çadır göndermiş, Bu depremin sonucunda Akşehir Gölü hızla kurumaya başlamıştır. Özellikle göl içerisinde su gözleri kesilmiştir. Göldeki kuruma ile birlikte metan gazı açığa çıkmıştır. Bu gaz insanları, bitki ve hayvanları -özelikle göl kuşlarını- olumsuz yönde etkilemiştir. Yaşanılan bu depremde Akşehir’e bağlı olan Adsız ve Yaşarlar köyünde 6 kişi yaşamını yitirmiştir.

2002: Bu tarihte Afyon-Çay merkezli 6.0 ve 6.3 şiddetine iki deprem yaşanmıştır. 3 Şubat 2002 tarihinde yaşanılan ilk deprem saat 09.26’da 6.3 şiddetinde yaşanmıştır. Saat 1.26 surlarında ise ikinci deprem 6.0 şiddetinde yaşanmıştır. Akşehirliler art arda yaşanan iki depremde korku ve panik halinde sokaklarda kalmıştır. Depremde, Sultandağ’ı ve Bolvadin köylerinden 42 kişi yaşamını yitirmiş, 4400 konut hasar görmüştür. Deprem sonucunda Karaman Mahallesi ve Kemal Mahallesi’nde 30 ev ağır hasar görmüştür. Deprem nedeni ile ağır hasar gören binalar Belediye tarafından yıkılmıştır. Aynı yıl evleri ağır hasar gören vatandaşlara devlet tarafından 30 adet deprem konutu yapılmıştır.

2000-2002 depremleri öncesinde, Akşehir Gölü’ne yakına alan Göl Yolu, Tahirdamı ve Kavaklı Mahallesi sınırları içerinde bulunan bazı artezyenlerde, metan gazı salınımı yoğun olarak gözlemlenmiştir. Yine deprem öncesinde bölge havzasında bulunan Yahsiyan köyünde de Akarözü, Yüğyeri alanlarında bulunan artezyenlerde yoğun metan gazı salınımı olduğu yöre halkı tarafından gözlemlenmiştir. Yaşanılan bu depremlerin sonucunda Akşehir ve Eber göllerinde su çekilmeleri, zaman zaman da büyük oranda kurumalar olmuştur.

AKŞEHİRDE YAŞANAN SELLER

Sultan dağlarının eteğine kurulan Akşehir tarih boyunca yağan yağmurlardan oluşan sellerin etkisinde kalmıştır. 1970’li yıllarda dağın Akşehir’e bakan yüzeyinin ağaçlandırılması ile sellerin önüne geçilmiştir.

Sultan Dağlarında akan ırmaklar ve taşkın seller sürükledikleri verimli toprakları uzun yıllar Akşehir gölüne taşımışlar, böylece Akşehir gölü küçülürken verimli Akşehir ovası ortaya çıkmıştı.

Osmanlı padişahı Çelebi Mehmet 1414 yılında Akşehir’i Osmanlı topraklarına kattığı sefer sırasında onu ve ordusunu Akşehir’de yağışlar ve seller karşılamıştı. Tarihi kayıtlara göre Osmanlı döneminde Sultan dağlarından gelen seller Akşehir ve köylerine pek çok zararlar vermişti. Öyle ki Nasreddin Hoca’nın türbesini sel basmış, türbe dış kapı kanadını sökerek sürüklemiştir. Ancak Akşehirliler bu sellerden yararlanmasını bilmişler ve sellerin aktığı mecralara altı ay çalışabilecek şekilde su değirmenleri yapmışlardı.

Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz’a hazırlık sırasında Akşehir Bermende köyünde bulunduğu sırada yağmura yakalanmış ve köyde akan dere taşmıştı.

Cumhuriyet döneminde Akşehir’de meydana gelen sel baskınları ile ilgili basında yer alan bazı haberler şöyledir:

24 Temmuz 1952 Tarihli Sel Baskını

Yağan yağmurlar Akşehir ve köylerinde sel baskınlarına neden olmuştur. Dağlardan gelen sel suları 47 evi yıkmış, 300 büyükbaş hayvan telef olmuştur. Tarım alanları çamur ve sel suları altında kalmıştı. Özellikle Bermende (Savaş) köyünde birçok mal kaybına ve "tarihi değeri olan" eserleri yok edip yıkmıştır. Sel felaketinden sonra köyde büyük oranda göç başlamıştır.

5 Ocak 1953 Tarihli Sel Baskını

Şiddetli yağmurlar neticesinde derelerin taşmasıyla Akşehir’e bağlı Bermende köyünde 8 ev tamamen yıkılmış 20 ev hasara uğramış, 19 ev oturulamaz hale gelmiştir. Yine bu ilçeye bağlı Güvnaz köyünde 5 ev yıkılmış 10 ev kısmen hasara uğramış,3 eşek boğulmuştur. Akait köyünde yıkılan evlerin sayısı 3’tür. 15 ev kısmen hasara uğramıştır. Yılanyusuf köyünde 5 ev tamamen yıkılmış ve 25 evde kısmen hasara uğramıştır. Engilli köyünde ise yıkılan ev sayısı 5, hasara uğrayan ev sayısı 10’tur. Haber alındığına göre hiçbir köyde insan zayiatı olmamıştır.

Kızılay köylülerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere Akşehir’e 2500 lira göndermiştir.

16 Haziran 1957 Tarihli Sel Baskını

16 saatten beri devam eden şiddetli yağmurlar Akşehir ve köylerinde 3 kişinin ölmesine ve geniş ölçüde zarara sebep olmuştur. Tekke deresi üzerinde bulunan iki köprüyü sular götürmüştür. Zararın bilançosu şöyledir:

Merkeze bağlı Köyceğiz mahallesinde 8 ev yıkılmış ve 28 evde geniş ölçüde hasara uğramıştır. İbrahim Yeşil adındaki biri de sulara kapılarak boğulmuştur. 350 evlik mahallenin büyük bir kısmı heyelan halindedir. Selden en çok zarar gören Yılanyusuf köyü olmuştur. 84 hanelik köyden 49 ev tamamen yıkılmış 18 ev oturulamayacak şekilde hasara uğramış 11 evde kısmen yıkılmıştır. 5000 dekarlık arazide sular altında kalmıştır.

Gedil köyünde 17 ev sular altında kalmış. Nadir köyünde köy okulunun ilave inşaatı ile 2 ev yıkılmış 10 evde sularla dolmuştur. Akait köyünün yukarı mahallesinde 1 ev tamamen 10 evde kısmen yıkılmış 80 koyunu da sular sürüklemiştir.

Çakıllar köyünde 7 evi sular basmış bir kadın kaybolmuştur. Nadir ve Engilli köyleri değirmenleri yıkılmıştır. Yağmurlar Akşehir’in elektrik ve su şebekelerinde hasarlara neden olmuştur.

4 Eylül 1958 Tarihli Sel Baskını

Şiddetli yağmurlar yüzünden Akşehir’i sular basmış ve bazı evler yıkılmıştır. Saat 15.30’da başlayan yağmur gittikçe şiddetini artırarak görülmemiş bir hal almıştır.

Saat 1600’da Sultan Dağlarında toplanan suların meydana getirdiği sel bütün şiddetiyle şehre inmiş ve çay yatağını taşırmıştır. 10’dan fazla köprü suların getirdiği ağaç ve taşlarla tıkanmış ve taşan sular şehre yayılmaya başlamıştı.

Çay kenarında bulunan evleri su basmış ve eşyaları sürüklemiştir. Bazı evlerde çökmüştür. Ana yollardan şehre inen seller bütün ev ve dükkanların bodrum katlarını doldurmuştur. Su şehir içerisinde bazı yerlerde 4,5-5 metre yükselmiştir. Çay kenarında bulunan Cumhuriyet İlkokulunun bodrum katı tamamen sularla dolmuştur.

Şehrin içme suyu kesilmiş, şehirde ekmek sıkıntısı olmuştur. Elektrik santralini sel bastığından dolayı şehir karanlıkta kalmıştır. Su basan evlerden üç kadın kurtarılmış ve iki çocuk kaybolmuştur. Selin Akşehir’e 100 bin liranın üzerinde bir zararı olduğu tahmin ediliyor.

Belediyenin asfalt yapmakta olduğu ana cadde üzerindeki asfalt tavaları ve ocakları suya kapılarak gitmesi ile işler yarım kalmıştır. Seller Buğday Pazarındaki binlerce çuval buğdayı götürmüştür. Garp Cephesi karargâhı olan tarihi Belediye binasını da sular tehdit etmiştir. Sel yatağı üzerindeki köylerden henüz haber alınamamıştır. Yağmur dinmiş ve köprünün gözleri açılarak suyun çekilmesi sağlanmıştır. Demiryoluna yakın olan Kiremit fabrikasını sular basmıştır. Ayrıca Cankurtaran köyünde seller hayvanların telef olmasına neden olmuştur.

19 Haziran 1960 Tarihli Sel Baskını

Akşehir çevresinde yağan bir saatlik doludan dereler taşmış ve ekili mahsuller zarar görmüştür.

2 Ekim 1962 Tarihli Sel Baskını

Sağanak halinde yağan yağmurların meydana getirdiği seller Akşehir’de pek çok hasara neden olmuştur.

17 Mayıs 1963 Tarihli Sel Baskını

Yağmurlar ve dağlarda eriyen karlar yüzünden Akşehir gölü 2 kilometreden fazla yayılmıştır. Binlerce dönüm ekili arazi sular altındadır.

13 Mayıs 1967 Tarihli Sel Baskını

Yağan aşırı yağmurlar sonucu oluşan sellerle Akşehir’de 10 bin dekar arazi sular altında kalmıştır. Köyceğiz mahallesinde 78 ev hasar görmüştür. Gedil ve Savaş köyü içme suları zarar görmüştür. Tekke köyü de sel baskınından etkilenmiştir.

17 Ekim 1968 Tarihli Sel Baskını

Akşehir ve çevresinde 24 saatten beri devam eden yağmur şehirdeki hayatı felç etti. Metrekareye 27 kilogram yağmur düşmüştür ve yağmurlar devam etmektedir.

1886 YILINDA KURAKLIK NEDENİ İLE AKŞEHİR’DE YAŞANAN KITLIK

Ege bölgesi ile İç Anadolu’nun geçiş noktasında bulunan Akşehir, zaman zaman da kuraklıklarla mücadele etmiştir. Akşehir’de yaşayan birçok vatandaş 1930’lı yıllarda yaşanan kuraklığı bilmektedirler. Öyle ki; yaşı yetenler o zaman için Akşehir Gölü’nün tamamen kuruduğunu, göle kıyısı olan köylerde yaşayan vatandaşların, bir köyden diğer köye sal arabaları ile gidip geldiklerini anlatmaktadırlar. Bu dönemde yaşanan kuraklık kıtlık boyutuna ulaşmamıştır. Yalnız 1886 yılında yaşanan kuraklık neticesinde Akşehir ve Konya’da kıtlık baş göstermiştir.

1886 yılın da yaşanan kuraklık, bir kaç yıl öncesinden kendini göstermiş 1886 yılında kuraklığın korkunç boyutlara ulaşması nedeni ile Akşehirli kıtlık ile karşı karşıya kalmıştır. Yaşanan bu kıtlık sonrasında, cevre il ve ilçelerden Akşehir’e zahire gönderilmiş, gönderilen bu zahireler Akşehir halkına belirli miktarlarda dağıtılmıştır. Zahire dağıtımında bazı görevlilerin, zahireleri yüksek fiyattan sattıkları belirlenmiştir. Başbakanlık Osmanlı Arşivinde bu konu ile ilgili 12 Ocak 1893 tarihli, Sadrazamın, Dâhiliye Nezaretine gönderdiği bir yazıda Akşehir’in bazı köylerinde 1886 senesinde görülen kıtlık sonrasında hazırlanan 60.000 okka kadar zahirenin halka dağıtılmadığı belirtilmiştir. Zahireyi halka dağıtmayarak, kendi zimmetine geçiren memurların görevlerini su istimal ettikleri belirlenmiş, bu kişilerin Şurayı Devlet Muhakeme Dairesi’nce verilen hükmün kesinleştiği belirtilmiştir

AKŞEHİR’DE 1891-1906 YILLARINDA ÇIKAN YANGINLAR

Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde Akşehir ile ilgili iki adet büyük yangından bahsedilmiştir. Bu arşivde belirtilene göre ilk yangın Eylül 1891 tarihinde gece saat 05.30 surlarında eski ahşap çarşıda çıkmıştır. O dönem bu çarşı içinde bulunan kahvehanenin kazara ateş alması sonucu yangın başlayarak etrafa yayılmıştır. Bu yangında iki dükkan, iki kahvehane, iki tanede yağhane yanmıştır.

Akşehir’de ikinci yangın ise 23 Eylül 1905 tarihinde meydana gelmiştir. Yangın , Akşehir merkezinde meydana gelmiştir. Yangın sebebi ile 11.271 lira değerinde eşya ve Zaire yanmıştır. Bunun yanı sıra 3600 lira değerinde emlak ve mülk zararı tespit edilmiştir.

Bu yangınların yanı sıra, İbrahim Hakkı Konyalı “AKŞEHİR NASREDDİN HOCA’NIN ŞEHRİ” adlı eserinde ,1895 yılında İplikçi camii çevresinde meydana gelen bir yangından bahsetmiş, çıkan bu yangından; camii çevresinde bulunan bazı dükkanların yandığını ve iplikçi camisinin de kubbelerinin çöktüğünü, çöken kubbelerin dönemin müftüsü Selim Efendinin kararı ile tamir ettirildiğini beyan etmiştir.