Seçimlerde daha çok oy alabilme hırsı, seçmenlere ve özellikle yandaşlara devlet kesesinden bolca armağan verme sonucuna doğru gidiyor. Zaten kıt olan kamu kaynakları dağıtılarak, insanlarımız çalışmadan yaşamaya heveslendiriyor.
*Üç çocuğu bazı vakıflar tarafından okutulanlar;... *Evin erkeği ve hanımı ayrıymış gibi görünerek birçok resmi ve yarı resmi kurumlardan yoksul aylığı alanlar pek çok! Bedavadan gelen tüm bu avantalar, insanlarımızı çalışmaktan alıkoyuyor mu? Çalışan vatandaş sayısını azaltarak; üretim kapasitemizi düşürüyor mu? Böyle olduğunu düşünenler var. Çalışmadan elde edilen refah, üretici işletmelerin çalışacak eleman bulmasını güçleştiriyor. Çin ve Hindistan'a maden ihracatıyla bu yıl ülkemize dört milyar dolardan fazla döviz kazandıran madenciler; "Çalışacak eleman bulamamaktan" sızlanıyorlar.
Meslek öğrenmektense ve çalışıp kazanmaktansa; kolay alınan politik yardımları kovalamayı, ve bedava kömür almayı tercih edenler çoğunlukta mı? Birçok iş kolunun bu yüzden eleman bulamadığını ileri sürenler var.
*Ailelere ve bireylere verilen oy kazanmaya yönelik devlet yardımları...
*Seçimlerde devlet ve belediye kesesinden kömür vs. dağıtmalar...
*Emekli Sandığı, SSK ve Bağkur'dan erken ve kolay emeklilikler, birçoğumuzu yan gelip yatmaya itebiliyor! Çalışıp üretmeyi bırakıp; değerli ve önemli kurumlarımızı yabancılara satarak, oy toplama uğruna saçıp savurmak; geleceğimizi karartabilir. Böyle giderse, ipotekli dış borçlara batıp haritadan silinebiliriz. Her vatandaşımızın ve hepimizin,üretime katılarak ve çalışarak, yediğimizi içtiğimizi kendi alın terimiz ve emeğimizle kazanmamız gerekir. Öyle sağlam ve dinç yurttaşlarımız var ki; tüm konforlu yaşamını politik yardımlara dayandırmış durumdalar. Bu dağıtılan oy avlama bağışlarına, sadaka bile denemez; rüşvet denir.
Tam tersine, öyle de engelli ve yoksul vatandaşlarımız var ki, çalışıp üretmenin bir yolunu bularak kendi alın teriyle geçiniyor; çoluk çocuğunu besledikten sonra, başkalarına yardım bile edebiliyorlar. Yaşlı da genç de olsak, çalışmak ve üretmek kendi yararımızadır. Ancak böyle yaparak sağlıklı kalabiliriz. Çalışmayan ve üretmeyen insan, ruhi bunalıma girer. Sürekli hareket etmek için yaratılmış insan bedeni, çalıştırılmazsa çöker.
1-Çalışmadan koşturmadan yaşamak, insan ömrünü kısaltır.
2-Herkes devlet yardımıyla geçinmeye kalkarsa, zamanla devletin hazineleri de tükenir; yetmez olur. Devlet giderlerine, üretimden ve yaratılan değerlerden alınan vergiler yetmediği için; bir daha yapılması çok zor olan ulusal kurumlarımız, hatta vatan topraklarımız yabancılara satılıyor. Daha çok çalışsak ve üretsek; o gözbebeği kurumlarımız satılamayacaktı!
3-Çoğunluk çalışmadan yaşamaya yönelirse, fabrikalar ve işyerleri eleman bulamaz, kapanır! Ulusal ekonomi tümüyle çöker. Bir süre dış borçlarla yaşasak bile; zamanla alacaklı yabancılar, her şeyimize hatta topraklarımıza bile el koyarlar. Zaten, bu kötü istikamette epeyce yol aldık. Topraklarımızın çoğu satılarak yabancıların eline geçti. Özelleştirmelerle, en önemli kurumlarımız da yabancılara satıldı. Artık kendimize gelip çalışmayı ve üretmeyi birinci plana almamız gerek! Güzel dinimiz de, "En helal kazancın, kendi alın terimizle elde edilen olduğunu" söyler.
Refahın arttığı bir yerde; üretim azalmaz sanırdım. Yanılmışım! Kaymakamlık stajını Isparta'da yapmıştım. O zamanki il merkezi, Yalvaç'tan daha kalabalık değildi. Mamur da değildi. Fakat herkes çalışıyor ve üretiyordu. Halı dokuma, gül ekip gülyağı çıkarma önemli birer uğraştı. Her evde,birkaç halı tezgahı vardı. Geçende, Isparta merkezinden olan arkadaşlara, "İl merkezinin çok büyüdüğünü, genişleyip güzelleştiğini" söyledim; bin ah işittim! "Gülcülüğün ve gülyağcılıkla halıcılığın yok olduğunu; üretim diye bir şey kalmadığını..." anlatarak, dert yandılar. Üniversite kurulması ve kalabalık öğrencilerle onların harcamaları yüzünden, para akışı ve refah canlanmış. Fakat eski üretim gücü kaybolmuş. Oysa il ve ilçelerimizin ve tüm toplumumuzla ülkemizin, kolay ve geçici kazançlara değil; üretim ve ihracata ihtiyacı var! Hepimiz çalışır ve üretirsek; elimizde kalan ulusal kurumlarımızı ve topraklarımızı yabancılara satılmaktan kurtarabiliriz.