Sevgili hemşerilerim merhabalar,
Bu yazı benim köşe yazarlığındaki ilk denemem. Belki de son olur, bilemiyorum. Her şeyde olduğu gibi buna da zaman karar verecek. Öncelikle kendimi tanıtmak ve bu köşede nasıl bir üslupla yazacağımı sizlerle paylaşmak istedim.
Altı yıl Akşehir Garnizon Komutanı olarak görev yaptım. Kendi isteğimle 17 Şubat 2025 tarihi itibarıyla emekli oldum. Eğer siz değerli hemşerilerim ve editörlerimiz uygun görürse, fırsat buldukça bu köşede sizlerle sohbet havasında buluşmak isterim.
Neden “Atölye”?
Köşemin adı neden “Tolga’s Workshop (Tolga’nın Atölyesi)?
Atölye denildiğinde akla genellikle sanatçıların veya zanaatkârların üretim yaptığı fiziksel alan gelir. Heykeltıraşın, ressamın, ustanın çalıştığı yer…
Ben ise atölye kavramını biraz daha geniş düşünüyorum. Atölye yalnızca ahşap kokan bir mekân değildir; insanın düşüncelerini işlediği, kendini geliştirdiği, sabırla şekillendiği her yer bir atölyedir.
Yıllardır hobi olarak ahşap, bahçe işleri, küçük inşaat çalışmaları ve benzeri alanlarda üretmeye çalışıyorum. Fakat zamanla şunu fark ettim: Asıl atölye insanın zihnidir.
Bu nedenle fiziksel üretimin yanında düşünce ve yazı üretimini de atölyemin bir parçası yapmak istedim.
Emeklilik: Beklenen Gün, Bilinmeyen Hayat
Çalışma hayatına başlayan çoğumuzun uzun vadeli hedefi aynıdır:
“Bir gün emekli olmak.”
Fakat o gün geldiğinde insan kendine şu soruyu soruyor:
“Tamam, emekli oldum… Peki şimdi ne olacak?”
Bu soru, sessiz bir stres üretir. Dışarıdan belli olmaz ama içeride büyür.
Genç rütbelerde görev yaparken emeklilik zamanı gelen komutanlara hep şunu sorardım:
“Tüm haklarınızı aldınız. Neden emekli olmuyorsunuz?”
Yıllar geçti. Aynı noktaya ben geldiğimde anladım ki mesele göründüğü kadar basit değilmiş.
Çünkü insan, ömrünün büyük kısmını verdiği bir meslekten bir anda kopamıyor. Alışkanlıklarından, kimliğinden, düzeninden vazgeçmek kolay değil. Belirsizlik korkusu insanı durduruyor.
İşin Maddi Boyutu
Gerçekçi olalım. Emekliliğin bir de maddi yönü var.
Gençken çalışır, üretir, bir şekilde ayakta kalırsınız. Ama yaş ilerlediğinde gelir azalır, ihtiyaçlar değişir. Bu yüzden emekliliği planlamak şarttır.
Belli bir yaştan sonra herkes kendine şu soruyu sormalı:
“Ben yarına hazır mıyım?”
Manevi Boyut: Asıl Sessiz Stres
Diyelim ki maddi kısmı çözdük.
Peki ya zaman?
İlk günler tatil gibidir. Sonra yavaş yavaş şu soru yükselir:
“Şimdi ne yapacağım?”
İşte burada devreye hobi girer.
Kendinizi Dinleyin ve Keşfedin
Nelerden hoşlanırsınız?
Yıllarca ertelediğiniz ne vardı?
Neyi yapmak istediniz ama fırsat bulamadınız?
Gerçekten neye yeteneğiniz var?
Bu sorulara dürüst cevap verdiğinizde yönünüz ortaya çıkar.
Hobi sadece vakit geçirmek değildir.
Hobi insanın kendini yeniden inşa etmesidir.
El sanatları, spor, müzik, bahçe işleri… Ne olursa olsun, sizi diri tutan bir uğraş bulun.
Çünkü üretmek, insanı hayata bağlar.
Hadi şimdi SİZDE VAKİT KATBETMEDEN KENDİNİZE UYGUN HOBİYİ SEÇİN VE HAREKETE GEÇİN
Son Söz
Bir savaşçının en büyük iki yardımcısı sabır ve zamandır.
Emeklilik zor bir karardır. Ama doğru hazırlanılırsa ikinci bir başlangıç olabilir.
Hayatın her alanında emek veren, üreten ve geleceğimizi şekillendiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden yürekten kutluyorum.
Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…
Hoşça kalın.
Saygılarımla





