Kıymetli anne ve babalar, sevgili gençler…

Bugün sizlere gerçekten çok önemli, hassas ve üzerinde hep birlikte düşünmemiz gereken bir konudan bahsetmek istiyorum. Yazının içindeki örnekler de aslında bu durumun ne kadar gerçek ve ne kadar yakınımızda olduğunu gösteriyor.

Bu yüzden sizlerden özellikle rica ediyorum; lütfen bu yazıyı dikkatlice okuyun ama sadece okumakla da kalmayın, üzerinde durun, düşünün ve kendinize pay çıkarın.

Muhtemelen birçoğunuz bilmiyor olabilir. 10 Eylül – Dünya İntiharı Önleme Günü. İntiharın önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekmek amacıyla, ilk kez 2003 yılında Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası İntiharı Önleme Derneği ortaklığı ile başlatıldı. Bende intihar olaylarına karşı toplum bilincini artırmak ve küçükte olsa bir farkındalık yaratmak için bu yazımı özellikle bu hafta kaleme almak istedim.

Çünkü bu konu sadece bireysel değil, aynı zamanda büyük bir toplumsal sorumluluk taşıyor.

İnanıyorum ki doğru bir yaklaşım, doğru bir söz… Bir farkındalık yaratabilir, Bir insanın hayatına dokunabilir, hatta belki de bir insana yeniden umut olabilir.

Ben bir psikolog değilim. Ama hayatımın büyük bir kısmı insanlarla uğraşarak geçti. Özellikle de hayatlarının en kırılgan döneminde olan gençlerle…

Binlerce genç geldi geçti hayatımdan.

20–22 yaşlarında…

Kimi ailesine bağlı, kimi kopuk…

Kimi ne yapacağını bilmiyor, kimi hayata tutunmaya çalışıyor…

Kimi sessiz, kimi öfkeli…

Kimi bağımlılıklarla mücadele ediyor, kimi iç dünyasında kaybolmuş…

Bugün isimlerini, yüzlerini tek tek hatırlamıyor olabilirim…Ama bana bıraktıkları bir gerçek var:

İnsan gerçekten zor bir hayattan geçiyor ve bu hayat her geçen gün daha da zorlaşıyor. Hayattan kesinlikle alınması gereken dersler var…

Peki Gençler Neden Bu Noktaya Geliyor?

Bugün dünya ve Türkiye’de tablo maalesef düşündürücü.

Dünya genelinde her yıl yaklaşık 720 bin insan intihar nedeniyle hayatını kaybediyor.

En riskli grup: 15–29 yaş arası gençler

Türkiye’de oranlar son yılların en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.

İntihar edenlerin yaklaşık %78’i erkek

Ama burada asıl mesele rakamlar değil bana göre… Bu rakamların arkasındaki hikâyeler.

Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim:

İntihar çoğu zaman bir “ölmeyi isteme” değil…Dayanamadığı bir acıyı susturma çabasıdır.

İnsan, çözüm yollarının tükendiğini düşündüğü an… O karanlık noktaya geliyor.

Ama şunu da unutmayalım: Bu bir kader değil, önlenebilir bir durum.

Modern psikoloji bize şunu gösteriyor: İntihar önlenebilir bir durumdur.

Toplumsal bağların güçlenmesi, ekonomik istikrar ve en önemlisi "yargılanmadan dinlenilmek", en büyük panzehirlerdir.

Peki Biz Nerede Hata Yapıyoruz?

Belki de en kritik soru bu.

Çocuklarımızı korumak isterken…Onları hayata karşı savunmasız mı bırakıyoruz?

Her işlerini biz yapıyoruz,

Sorumluluk vermiyoruz, her yükü biz taşıyoruz.

Zorlanmalarına izin vermiyoruz,

Üzülmesin diye hayatın gerçeklerini saklıyoruz.

Belki de en büyük hatayı burada yapıyoruz…

Her sorunu biz çözüyoruz.

Sonuç?

Diploması var… Ama hayatla baş edecek gücü yok.

Doktor oluyor, mühendis oluyor…Ama gerçek hayatta iki problemle karşılaşınca dağılıyor.

Çünkü biz onları güçlü değil…konforlu yetiştiriyoruz.

Onları koruduğumuzu sanıyoruz…

Ama aslında farkında olmadan hayata karşı savunmasız bırakıyoruz.

Bugün çocuklarımızı tamamen korumak elbette ki mümkün değil.

Telefon, sosyal medya, oyunlar… Hepsi onların dünyasının bir parçası.

Ama burada asıl tehlike şu:

Bu içeriklerin çoğu, sorunlarla baş etmeyi öğretmek yerine…kaçışı, pes etmeyi ve vazgeçmeyi normalleştiriyor.

Bugün teknoloji çağındayız. Hayatı kolaylaştırıyor gibi görünüyor ama…

Bence bir o kadar da zorlaştırıyor.

Sosyal medya, oyunlar, diziler…

Birçoğu gençlere mücadeleyi değil… vazgeçmeyi fısıldıyor.

Biz ne kadar engellemeye çalışsak da… Bu dünyadan tamamen koparmamız mümkün değil.

Sen engellersin… Ama arkadaş ortamı içine çeker.

Düşünün…

Kendi işini yapamayan

Sorumluluk almayan

Zorlanmamış

Mücadele etmemiş bir genç…

Hayatın içine düştüğünde ne yapacak?

Üniversiteye gidiyor…Yalnız kalıyor…

Sorunlarla karşılaşıyor… baş edemiyor.

Çünkü biz öğretmedik.

Anne Babalar İçin En Kritik Mesajım;

Şunu çok net gördüm:

İntihar eden gençlerin çoğu…bağıran değil, susanlardı.

Hiçbir şey söylemeyen…İçine atan… Derdini paylaşmayan…

Bir gün sessizce gidenler…

O yüzden lütfen…

Eğer çocuğunuz içine kapanıyorsa, konuşmuyorsa, uzaklaşıyorsa…

Bunu hafife almayın. Bunu “ergenlik” deyip geçmeyin.

Yaklaşın.

Dinleyin.

Ama en önemlisi…

Yargılamayın.

Bazen bir insanın ihtiyacı olan tek şey: Anlaşıldığını hissetmektir.

En Büyük Yanlış: Yargılamak

Çevremizde böyle bir olay olduğunda hemen yargılıyoruz:

“Nasıl yapar?”, “Zayıflık bu…”

Hayır.

Bu bir zayıflık değil. Bu, çaresizlik.

Bir çıkmaz hissi.

Unutmayın:

İnsan yorgunluktan değil… umutsuzluktan vazgeçer.

Biz çocuklarımızı hep korumaya çalışıyoruz. Ama onları güçlü yetiştirmeyi unutuyoruz.

Güçlü olmak sadece fiziksel değildir. Asıl önemli olan… psikolojik olarak güçlü bireyler yetiştirmek.

Hayata kızan değil, baş eden…

Kırılan değil, toparlanabilen…

Sevgili Gençler şimdi sözlerim sizin için;

İntihar bir "kurtuluş" veya "trajik bir kahramanlık" değildir.

Şunu sakın unutmayın:

Yalnız değilsiniz.

Hayat bazen gerçekten çok zor olabilir. Size ağır gelebilir. Ama o an hissettiğiniz çaresizlik…

kalıcı değildir. Geçicidir.

Yardım istemek bir zayıflık değil, bir güçtür. En önemlisi de “cesarettir.”

Son Sözüm şu ve kulağınıza küpe olsun lütfen.

Ben hayatım boyunca şuna inandım:

Hayat zor olabilir…

İnsanlar yorulabilir…

Ama…

Hayat her şeye rağmen yine de çok güzel.

Bir gün de her şey düzelmeyebilir…Ama hiçbir şey de aynı kalmaz.

Yeter ki siz vazgeçmeyin.

Önemli Not;

Lütfen gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmeyin. Unutmayın, yardım istemek bir zayıflık değil, hayatı sahiplenmenin en güçlü adımlarından biridir.

Profesyonel destek almak hayat kurtarır. Psikolog veya psikiyatri desteği almaktan geri durmayın.

ALO 182 üzerinden psikiyatri randevusu alabilirsiniz

ALO 191 destek hattına ulaşabilirsiniz

ALO 191; Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak, uyuşturucu madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında kurulmuş, 7/24 ücretsiz danışmanlık ve destek sağlayan bir hattır. Bağımlı bireylere, yakınlarına ve şüphe duyan ailelere; bilgi, yönlendirme ve motivasyon desteği sunar. Görüşmelerde gizlilik esastır.

Lütfen bunu aklınızdan çıkarmayın:

Bir telefon, bir konuşma, bir destek… Bazen bir hayatı kurtarır.

Saygılarımla

Tolga Yuvalı

Sizden birisi