​Peki, sormak lazım: Ülkenin kaderini belirleyen, milyarlarca liralık bütçeleri yöneten, binlerce insanın geleceği hakkında karar veren belediye başkanları ve milletvekilleri için neden bu kural işlemez?

En Ağır Mesai, Sıfır Denetim

​Belediye başkanlığı veya milletvekilliği, kağıt üzerinde "masa başı" iş gibi görünse de aslında dünyanın en ağır ve stresli mesailerinden biridir. Gecesi gündüzü olmayan bir tempo, sürekli seyahatler, bitmek bilmeyen toplantılar ve omuzlarda taşınan devasa bir sorumluluk... Sıradan bir memurdan beklenen fiziksel ve ruhsal zindelik, neden bu kadar kritik koltuklara oturanlardan beklenmez?

​Bir düşünün; çok bilgili, çok liyakatli bir isim aday oluyor. Ancak ciddi fiziksel veya ruhsal sağlık problemleri var. Bu durum, bir süre sonra o kişinin halkın arasına karışamamasına, vatandaşın derdini dinleyememesine, hatta makam odasından çıkamamasına neden oluyor. Sonuç ne mi? Vatandaşın beklediği hizmet sekteye uğruyor, temsil yetkisi fiilen kullanılamaz hale geliyor.

Kendi Mesaisini Yazan Yönetici Olur mu?

​Daha da vahimi, seçilen kişinin sağlık durumunu önceden bilip bunu bir sır gibi saklamasıdır. Göreve geldikten bir süre sonra "sağlık sorunları" bahanesiyle mesai saatlerini kendine göre düzenleyen, halkın ulaşamadığı bir yönetici modeliyle karşılaşıyoruz. İşte o noktada vatandaş haklı olarak soruyor: "Ben sana bu makamı, kendi özel dinlenme tesisin yapman için mi verdim?"

​Bu durum sadece hizmetin aksaması değil, aynı zamanda seçmen ile seçilen arasındaki o kutsal güven bağının zedelenmesidir. Halk, kendi derdiyle dertlenecek, enerjisi yerinde, zihni berrak bir temsilci ister.

Liyakatin İlk Şartı: Sağlık

​Gelişmiş bir ülke olma iddiasındaysak, liyakat zincirinin ilk halkasına "sağlık yeterliliğini" koymak zorundayız. Şeffaflık sadece mal varlığını açıklamakla olmaz; o görevi yapabilecek biyolojik ve mental güce sahip olduğunu kanıtlamakla başlar.

​Sözün özü; bir fabrikada operatör olmak için istenen o "sağlık raporu", ülkeyi yönetmeye talip olan siyasetçiler için de bir tercih değil, anayasal bir zorunluluk olmalıdır. Sağlıklı kararlar, ancak sağlıklı bireylerle alınır.