Büyüme hızında tablo net
TÜİK'in yıllık GSYH açıklamalarına göre sanayi sektörünün büyüme hızı 2021'de %16,6 iken; 2022'de %3,3'e, 2023'te %0,8'e, 2024'te ise %0,5'e kadar geriledi. Hizmetler sektörü ise 2021'in pandemi-sonrası rebound'unda sanayinin (%16,6) gerisinde kalsa da (%12,5), 2022'de %11,7, 2023'te %6,4, 2024'te %3,1 büyüyerek sanayiyi her yıl geride bıraktı. 2025'te tablo ilginç bir kırılma yaşadı: sanayi %2,9'a toparlanırken hizmetler %3,6'ya yavaşladı ve aradaki makas tarihte ilk kez bu kadar daraldı. Yani "hizmet her zaman kazanıyor" basitleştirmesi bile artık sorgulanmaya başladı.
Payların seyri de aynı yönü gösteriyor. Uzun dönemli bir karşılaştırmaya göre sanayinin GSYH içindeki payı %31,6'dan (1995) %20,4'e (2025 ilk üç çeyrek) gerilerken, imalat sanayii payı %28,4'ten %17,4'e düştü; hizmetlerin payı ise %55,7'den %73,5'e çıktı. TÜİK'in resmi üretim yöntemi tablosunda da imalat sanayii payı 2024'te %16,8 iken 2025'te %15,6'ya indi. TÜİK'in 2025'te ulusal hesaplarda yaptığı revizyon nedeniyle tek bir kusursuz seri kurmak güç, ama yön tartışmasız: sanayinin payı küçülüyor, hizmetlerinki büyüyor.
KOBİ'lerde asıl hikâye farklı
Burada bir finansçı olarak beni asıl ilgilendiren soruya geliyoruz: bu makro tablo, sahadaki KOBİ'lerimizin gerçekten "sektör değiştirdiği" anlamına mı geliyor? KOSGEB ve TÜİK'in KOBİ istatistikleri burada şaşırtıcı bir ayrım sunuyor. Evet, KOBİ'lerin ekonomideki toplam ağırlığı geriliyor: istihdamdaki payları 2020'de %72 iken 2024'te %68,5'e, cirodaki payları %49,4'ten %44,1'e, ihracattaki payları ise %36,4'ten %29,6'ya düştü. Ama bu, büyük ölçekli şirketler lehine bir yoğunlaşma; sektörel bir dönüşüm değil.
Asıl çarpıcı nokta şu: mevcut KOBİ'lerin sektörel dağılımına, yani girişim sayısına bakıldığında tablo neredeyse donmuş durumda. İmalat sanayii KOBİ'lerinin payı 2020'de %12,3 iken 2024'te %12,1 — aradaki fark istatistiksel gürültü seviyesinde. Ticaretin payı %36,6'dan %35,1'e hafifçe geriledi, ulaştırma-depolamanınki ise %14,2'den %15,3'e çıktı. Yani var olan bir imalatçı KOBİ'nin tabelasını değiştirip hizmet sektörüne geçtiğine dair veri yok. İmalat KOBİ'leri sayıca az (%12) ama istihdamda %25,4, katma değerde %34,9 ile orantısız derecede ağır kalmaya devam ediyor.
Kayışın gerçekten görüldüğü yer, mevcut işletmelerin dönüşümü değil, yeni açılan işletmelerin tercihi. Tüm ölçeklerde hizmet sektörünün toplam girişim sayısı içindeki payı 2015'te %41,7 iken 2025'te %48,4'e yükseldi; bugün açılan her iki işletmeden biri artık hizmet sektöründe. Bu yüzden benim okuma biçimim şu: mevcut imalatçı esnafımız ve sanayicimiz yerinde duruyor, ama gençler ve yeni girişimciler artan oranda ticaret, lojistik ve dijital hizmetlere yöneliyor. Bu, nesiller arası bir tercih kayması; toptan bir sektör terki değil.
Dış ticaret ve vergi cephesinde imalatın ağırlığı sürüyor
Döviz kazandırma gücü açısından tablo hâlâ imalattan yana. 2025'te mal ihracatımız 273,4 milyar dolara ulaşırken, hizmet ihracatımız 124,9 milyar dolarda kaldı; üstelik mal ihracatının %93-94'ü doğrudan imalat sanayii ürünleri. Doğru, hizmet ihracatı (%6,5) mal ihracatından (%4,3) daha hızlı büyüyor ve turizm-ulaştırma ağırlıklı bu artış kayda değer; ama hacim farkı hâlâ devasa. Vergisel katkı tarafında ise net bir resmî tablo yok — Gelir İdaresi Başkanlığı sektörel bir tahsilat dökümü yayımlamıyor. Elimizdeki dolaylı ipuçları da ilginç bir tezat gösteriyor: en büyük kurumlar vergisi mükellefleri listesinin başında kamu bankaları ve büyük finans kuruluşları var; buna karşılık Kocaeli gibi sanayi bölgelerinde tabloyu rafineriler, kimya ve otomotiv devleri domine ediyor. Üstelik imalat ve ihracat kazançlarına 1-5 puan indirimli kurumlar vergisi uygulandığından, imalatın nominal vergi payı zaten teşvikle düşük tutuluyor; bu da "kim daha çok vergi veriyor" sorusunu yanıltıcı hâle getiriyor.
Sahadan bakınca ne değişiyor?
Sonuç olarak elimizdeki tablo, popüler anlatının iddia ettiği kadar dramatik bir "imalattan hizmete kaçış" değil; daha ince ve iki katmanlı bir gerçeklik var. Makro düzeyde GSYH'nin ağırlık merkezi kalıcı olarak hizmetlere kayıyor ve bu, yüksek enflasyon ortamındaki göreli fiyat etkileriyle de destekleniyor. Ama KOBİ düzeyinde, var olan imalatçı işletmeler yerini koruyor; değişen, yeni kurulan işletmelerin tercihleri ve büyük ölçekli şirketlerin küçük işletmeler karşısında kazandığı ağırlık.
Bizim için, yani iktisatçılar için pratik sonuç şu: portföyümüzdeki imalatçılar azalmayacak, tersine ihracat ve istihdam derinliğiyle önemini koruyacak; ama yeni açılan kobi sayısında ticaret, lojistik ve dijital hizmetlerin payı artmaya devam edecek. Danışmanlık verirken bu iki gerçeği birbirine karıştırmamak, hem müşteri beklentilerini doğru yönetmek hem de bölgesel kalkınma tartışmalarına daha isabetli katkı yapmak için önemli.
Kaynakça: TÜİK / Anadolu Ajansı yıllık büyüme açıklamaları (2021-2025); Ekonomi Gazetesi, "Ekonomide köklü dönüşüm; hizmetler sektörü tarım ve sanayiyi ezip geçiyor!";; Alomaliye.com, "KOBİ İstatistikleri 2024" ve "2020 Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri"; KOSGEB, "Türkiye'deki KOBİ'lere İlişkin Bazı İstatistiki Göstergeler"; TİM, "Türkiye 2024'te 262 Milyar Dolarla İhracatta Yeni Bir Rekora İmza Attı"; Haberler.com, "Nisan ayı ihracatında imalat sanayisi payı %94,2 oldu"; Gelir İdaresi Başkanlığı, "2024 Kurumlar Vergisi Basın Açıklaması".





