21 Ocak 2025’te yaşanan o faciada 78 insan hayatını kaybetti, 133 kişi yaralandı.

Takvim ilerledi.

Kar yeniden yağdı, sezonlar kapandı, yenileri açıldı. Ama Kartalkaya’da yaşananlar geride bırakılacak bir “eski haber” olmadı. Çünkü orada yanan sadece bir otel değildi. İhmal yandı. Denetimsizlik yandı. “Bir şey olmaz” anlayışı yandı. Yangın çıktıktan sonra asıl felaket başladı.

Alarm çalıştı mı? Acil çıkışlar yönlendirici miydi? Yangın merdivenleri gerçekten kullanılabilir miydi? Personel ne yapacağını biliyor muydu? Misafirler nereye, nasıl tahliye edileceğini biliyor muydu?

Yangın birkaç dakika içinde büyür. Ama o dakikaları ölüme çeviren şey alevler değil; hazırlıksızlıktır. Bu noktada altı özellikle çizilmesi gereken bir gerçek var. Otel yatırımcılarından ve sektör uzmanlarından alınan bilgilere göre,

Grand Kartal Otel gibi 161 odalı bir tesiste, asgari seviyede bile olsa yangın güvenliği önlemlerinin toplam maliyeti yaklaşık 1 milyon TL.

Aynı otelde; Bir gecelik kişi başı konaklama bedeli yaklaşık 30 bin TL. Yangın önlemlerinin oda başına düşen maliyeti ise yaklaşık 6 bin 210 TL. Başka bir ifadeyle, hayat kurtaracak tedbirlerin maliyeti, bir gecelik konaklama bedelinin yalnızca yaklaşık yüzde 20’si.

Uzmanlar bu tabloyu şu cümleyle özetliyor: “Bu kadar küçük bir orana dahi yatırım yapılmadığı için 78 insan hayatını kaybetti.”

Ve altını özellikle çiziyorlar: Yangında ortaya çıkan maddi zarar, yaşanan manevi yıkım, kaybedilen insan hayatları, yapılmayan bu önleyici yatırımla kıyas dahi edilemeyecek kadar büyük.

İşte asıl problem tam da burada başlıyor. Bazı işletmelerde güvenlik, hâlâ bir “gider kalemi” olarak görülüyor. Bazı işletme sahiplerinin gözünü ne yazık ki daha fazla kâr hırsı bürüyebiliyor. Ve bu hırs, bazen çok küçük maliyetli ama hayati önlemlerden bile kaçınılmasına neden oluyor.

Oysa açıkça söylemek gerekiyor: Yangın kader değildir. Yangın, ihmaller zincirinin son halkasıdır. Denetleyen gerektiği gibi denetlemediği için, İşletme “masraf” dediği için, Yöneticiler sorumluluğu ertelediği için, Vatandaş gördüğü eksikliği sormadığı için…

Kartalkaya’dan sonra raporlar yazıldı, açıklamalar yapıldı, başsağlığı mesajları paylaşıldı. Ama bugün, yangının üzerinden bir yıl beş gün geçmişken sorulması gereken soru hâlâ aynı: Ne değişti? Bugün bir otelde konaklayan kaç kişi ilk iş olarak yangın merdivenine bakıyor? Kaç kişi acil çıkış tabelalarını kontrol ediyor? Kaç işletme personeline gerçek, uygulamalı bir yangın tatbikatı yaptırıyor? Yangınlar yıldönümlerinde hatırlanacak olaylar değildir. Yangınlar, her gün hatırlanması gereken derslerdir. Buradan açık bir çağrı yapmak gerekiyor: Yerel yönetimler denetimleri göstermelik değil, gerçekten yapmalıdır. İşletmeler güvenliği bir maliyet değil, insan hayatı meselesi olarak görmelidir. Vatandaşlar kaldıkları ve çalıştıkları binalarda gördükleri eksiklikleri sorgulamalıdır. Çünkü bir yangın çıktığında sorulması gereken ilk soru “Kim suçlu?” değil, “Neden önlenmedi?” olmalıdır.

21 Ocak 2025’te Kartalkaya’da kaybettiğimiz 78 cana borcumuz var. Bu borç, sadece anmakla değil, aynı ihmalleri tekrar etmemekle ödenir. Unutmayalım… Ateş bir kıvılcımla başlar, Ama ihmalle büyür.