Dinlenme zorunluluğu, yalnızca beyin ve kalp cerrahları için değil; hangi meslekten olursa olsun, bütün insanlar için uygulanmalı. Çok uzun süreler çalışıp görev yapanlar, bir an gelip yoruluyor ve işin kalitesine zarar verir hale geliyorlar. Herhangi bir dalda, tek bir uzmanı bulunan hastaneye, binlerce aynı dertten mustarip hasta gelirse; hepsine de geceli gündüzlü aylarca aynı uzman bakarsa; bazılarında hata yapar. Hasta ölmese bile iyileşemez. Her mesleği yapanların, arada uzun veya kısa süreler dinlenmeleri; hatta bulundukları yerden uzaklara giderek güç ve canlılık kazanmaları gerekir. Tatil yapmak çok yararlı ve önemli! Çanakkale cephesinde, düşmanla burun buruna çatışan askerlere bile; kumandanları kısa süre için de olsa, nefeslenme veya uyuklama molası vermişler.
Dinlenme zorunluluğu yalnızca doktorlar, askerler ve yaşamsal meslekleri olanlar için değil; Mülki idare amirleri, polisler ve emniyet müdürleri için de konulmalı. Fakat en çok yönetenlerin, arada dinlenmeye ihtiyaçları vardır. Onların dinlenmeleri toplumun refahı ve ayakta kalabilmesi; yanlış kararlardan zarar görmemesi için, hayati bir zarurettir.
İktidar didişmesi bazen o kadar zirve yapıyor ve tavana vuruyor ki; tüm toplumun; şehirdeki temizlik işçisinden, dağdaki çobana; il valisinden defterdarlıktaki odacıya; hiçbir mesleği ve yiyecek ekmeği bile olmayan işsiz ve aç garibana kadar; tüm insanlarımızı uykusuz ve dermansız bırakıyor.
Rahmetli Menderes, kimseye haber vermeden veya çok yakınlarına söyleyerek, birkaç hafta, hatta bir iki gün kimsenin bulamayacağı bir yerde veya çiftliğinde inzivaya çekilip kafa dinleseydi... Döndüğünde bazı değişiklikler yapsaydı; 27 mayıs felaketi yaşanmayabilirdi. Bazı rivayetlerde; "Cumhurbaşkanına istifasını sunduğu; Fakat Rahmetli Bayar'ın; "Köprüyü geçerken at değiştirmem!" diyerek kabul etmediği" söylenir. O günlerde Akşehir'de avukatlık yapıyordum. Televizyon filan da, ülkemizde yoktu. Buna rağmen radyo ve gazeteler, tepelerdeki çekişmeleri sürekli duyuruyor; halkın kamplara bölünmesine ve huzurun kaçmasına neden oluyorlardı. O kadarı bile, her daldaki üretimin ve çalışmanın zarar görmesine yetiyordu. Bugün ise, Başkentte veya İstanbul'da yapraklar kımıldasa; bütün ülke etkileniyor; menfi tesirlerinden tüm vatandaşlarımız ve ekonomimiz zarar görüyor.
Demem o ki; tüm yetkililer, Başbakan, Bakanlar ve iktidar sözcüleri belli sürelerde birkaç gün veya hafta için, istirahata çekilmeli ve dinlenmeli. O sürede ne nutuk,ne beyanat yayınlamamalı. Boks maçında hakem, belli süreler yumruklaşmayı durdurur ya! Aynen öyle! Öfkeli ve küfürlü nutuklar durmalı! Toplum hiç olmazsa bir süre gerilmeyip; çalışmayı ve üretmeyi ön plana alabilmeli. Şimdiki durum ise, tam tersine! Hepimiz üretmeyi ve çalışmayı bırakmış durumdayız. Yalnız ülkemizdekiler değil, başka ülkelere ve tüm dünyaya yayılmış insanlarımız da; gereksiz ve yorucu heyecanlarla bağrışıp çığrışıyoruz.
Toplumu geren ve ekonomiyi çökerten çekişmelerin ve inatla direnmelerin; çok zararını görüyoruz.