Bugün bu kelimeyi yeniden düşünmeye ihtiyacımız var. Çünkü Akşehir’in geleceği konuşulurken dayanışmanın nasıl üretime, gelire ve istihdama dönüşeceğini de konuşmalıyız.
Bir kelimenin taşıdığı sorumluluk
İmecenin kökeni konusunda araştırmacılar arasında farklı görüşler bulunuyor. Kesin olmayan bir köken açıklaması üzerinden büyük tarihsel hükümler kurmak doğru olmaz. Bildiğimiz şey, imecenin kültürümüzde ortak emek ve yardımlaşmayı anlatan güçlü bir yerinin olduğudur.
Bu değerle gurur duyabiliriz. Ancak başka milletlerin dayanışmayı bilmediğini söyleyemeyiz. Bir kavramın bizde tek kelimeyle anlatılması, başkalarında benzer davranışların bulunmadığı anlamına gelmez.
Millî kültürüne güvenen bir toplum, kendi değerini ortaya koyarken gerçeğe bağlı kalmalıdır.
Birlikte çalışmak ve birlikte düşünmek
İmeceyle kolektif akıl birbirini tamamlayabilir. İmece, ortak işi yapacak emeği bir araya getirir. Kolektif akıl ise hangi işin, nerede ve nasıl yapılacağını belirlemeye yardımcı olur.
Bir köyde herkes bir tesisin yapımına destek olabilir. Fakat tesis yanlış yerdeyse, ihtiyaçtan büyükse veya işletme giderlerini karşılayamıyorsa, dayanışmayla verilen emek beklenen sonucu getirmez.
Bu yüzden iyi niyetin yanına hesap koymalıyız.
Muthukrishna ve Henrich’in “kolektif beyin” yaklaşımı, yeniliklerin toplumsal öğrenmeyle, mevcut bilgilerin birleşmesiyle ve küçük geliştirmelerin birikmesiyle ortaya çıkabildiğini anlatır. Ustanın deneyimiyle gencin yeni bilgisi buluştuğunda daha iyi bir çözümün doğabilmesi gibi. Bu yaklaşım, birlikte öğrenmenin değerini gösterir; her ortak kararın doğru olacağını garanti etmez.
Akşehir’in ihtiyacı, deneyimi bilgiyle, bilgiyi uygulamayla buluşturmaktır.
Tarladan çarşıya yeni bir imece
Şu örnekler uygulanabilecek önerilerdir; başlamadan önce ihtiyaç ve maliyet araştırması yapılmalıdır.
Bir grup meyve üreticisini düşünelim. Her biri ambalajını ayrı alıyor, taşımasını ayrı ayarlıyor, alıcıya tek başına ulaşmaya çalışıyor. Uygun bir iş birliği modeliyle ambalaj tedariki, taşıma planlaması veya ürün tanıtımı ortak yürütülebilir. Bunun kazanç sağlayıp sağlamadığı ise maliyet ve satış kayıtlarıyla görülmelidir.
Ortak depo düşünülüyorsa önce sorulmalıdır: Ne kadar ürün gelecek? Elektrik, bakım ve personel giderini kim karşılayacak? Kullanım hakkı nasıl paylaşılacak? Ürün az geldiğinde borç nasıl ödenecek?
Aynı yaklaşım çarşı için de geçerlidir. Esnafın ortak bir tanıtım çalışması, yöresel ürünlerin müşteriye ulaştırılması veya ziyaretçilerin çarşıya yönlendirilmesi küçük denemelerle başlatılabilir. Çalışmanın başarısı, kaç paylaşım yapıldığı kadar kaç müşteriye ve satışa ulaşıldığıyla değerlendirilmelidir.
Sanayide ise ortak ihtiyaçlar belirlenebilir: Nitelikli çalışan yetiştirmek, teknik eğitim düzenlemek veya uygun alanlarda ortak hizmet kullanmak. İşletmelerin ihtiyacıyla gençlerin eğitimi buluştuğunda, dayanışma doğrudan üretim kapasitesine dönüşebilir.
Güvenin yanında açık hesap gerekir
Ortak işlerde “Biz birbirimizi tanırız” demek başlangıç için rahatlatıcı olabilir. Süreklilik için yazılı kurallar gerekir.
Kim ne kadar katkı verecek? Kim karar alacak? Harcamaları kim denetleyecek? Kazanç ve zarar nasıl paylaşılacak? Ayrılmak isteyenin hakkı nasıl korunacak?
Bunlar baştan konuşulmalıdır. Hesabı açık bir ortaklık, insanların emeğini ve birbirine güvenini korur.
Dayanışmanın adil olması da şarttır. Sürekli aynı kişiler çalışıyor, kararları birkaç kişi alıyor, faydayı başka kişiler topluyorsa o yapı zamanla çözülür.
Bir sorunla başlayalım
Bütün ilçeyi aynı anda değiştirmeyi beklemeyelim. Bir üretici grubunun taşıma gideri, bir esnaf grubunun müşteriye erişimi veya işletmelerin çalışan ihtiyacı başlangıç olabilir.
Önce mevcut durum ölçülsün. Sonra küçük bir uygulama yapılsın. Üç ay sonra sonuç açıklansın: Maliyet azaldı mı? Satış arttı mı? Kaç kişi eğitim aldı? Hangi sorun çözülemedi?
Başarılı olan genişletilsin; işlemeyen yöntem değiştirilsin. Yanlışı kabul edebilmek de ortak aklın parçasıdır.
Kamunun altyapı, eğitim ve yatırım sorumluluğu devam ederken yereldeki hazırlığımız da güçlenebilir. İhtiyacını bilen, projesini hesaplayan ve birlikte çalışabilen bir Akşehir, gelen imkânı daha verimli kullanabilir.
İmeceyi yaşatmanın yolu, kelimeyi sıkça söylemekten geçmiyor. Onun taşıdığı sorumluluğu bugünün şartlarında üstlenmekten geçiyor.
Akşehir’de imecenin yeni karşılığı; emeği adil paylaşmak, bilgiyi birleştirmek, hesabı açık tutmak ve birlikte üretmek olsun.





