GÜNDEM

Görünmeyen Tehlike: Kapalı Alan Gazları

Aksaray’da yaşanan acı olay hepimizin yüreğini yaktı. Bir kuyuyu temizlemek için kuyunun içine inen 4 gençten üçü hayatını kaybetti. Yardım etmek amacıyla aşağı inenler, ne yazık ki bir daha yukarı çıkamadı. Olayın ardından gündeme gelen en önemli ihtimal ise yine aynıydı: Zehirli gazlar…

Aslında bu tür haberleri zaman zaman ülkemizin farklı bölgelerinde duyuyoruz. Kuyuya inen, mağaraya giren, eski su depolarına ya da havasız kapalı alanlara kontrolsüz şekilde giren insanlar birkaç dakika içinde fenalaşıyor. Çoğu zaman bunun yalnızca “oksijensizlik” olduğu düşünülüyor. Oysa mesele sadece oksijen eksikliği değil; görünmeyen, kokusu çoğu zaman fark edilmeyen ölümcül gazlar…

Özellikle kullanılmayan kuyular, mağaralar, eski tüneller, fosseptikler ve kapalı alanlarda metan gazı, karbondioksit ve hidrojen sülfür gibi ölümcül gazlar birikebiliyor. Bu gazlar insanı yavaş yavaş etkiliyor. Önce baş dönmesi başlıyor, ardından halsizlik, bilinç kaybı ve birkaç dakika içerisinde ölüm meydana gelebiliyor.

En tehlikeli tarafı ise insanların çoğu zaman içeride ne olduğunu anlayamadan etkilenmesi…

Bir kişi bayılıyor, onu kurtarmak için ikinci kişi aşağı iniyor. Ardından üçüncü kişi… Ve ne yazık ki olay, bir anda toplu ölümlere dönüşebiliyor.

Bugün ülkemizde özellikle define aramak amacıyla kontrolsüz şekilde mağaralara, tünellere ve eski yapılara giren insanların hayatını kaybettiği olaylarla sık sık karşılaşıyoruz. Sosyal medyada “macera”, “gizem” ya da “hazine” arayışı gibi gösterilen bu yerler, aslında ciddi birer ölüm tuzağı olabilir.

Çünkü bu alanlarda;

Oksijen seviyesi düşebilir,

Zehirli gaz birikmiş olabilir,

Göçük riski bulunabilir,

Yön kaybı yaşanabilir,

Tek çıkış noktası kapanabilir.

Ve en önemlisi, bu alanlara profesyonel ekipman olmadan girildiğinde geri dönüş olmayabilir.

Bugün profesyonel arama kurtarma ekipleri kapalı alanlara müdahale ederken gaz ölçüm cihazları kullanıyor, solunum cihazı olmadan içeri girmiyor. Emniyet halatları, havalandırma sistemleri ve özel eğitimlerle çalışıyor. Çünkü kapalı alan kurtarmaları, en riskli operasyon türlerinden biridir.

Peki vatandaş olarak ne yapmalıyız?

Öncelikle şunu çok iyi bilmeliyiz: Bir

kuyuya, mağaraya, tünele ya da havasız kapalı bir alana “sadece bakmak” amacıyla bile girilmemelidir.

Yol kenarında gördüğümüz bir mağara, köyde bulunan eski bir kuyu ya da terk edilmiş bir yapı; merak uğruna girilecek yerler değildir.

Eğer içeride bir canlı olduğu düşünülüyorsa ya da bir kişinin mahsur kaldığı değerlendiriliyorsa, kesinlikle bilinçsiz şekilde içeri girilmemeli, 112 Acil Çağrı Merkezi’nden profesyonel destek istenmelidir.

Çünkü bazen insanı öldüren şey ateş değildir… Su değildir… Göçük değildir…

Sadece bir nefestir.

Ve ne yazık ki o nefes, son nefes olabilir.

{ "vars": { "account": "G-5Z2CE4T8R8" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }