Aslen Trabzonlu olmasına rağmen, uzun yıllar öğretmenlik yaptığı Akşehir'i hiçbir zaman yalnızca bir görev yeri olarak görmedi. Bu kadim şehrin tarihine ilgi duydu, kültürünü benimsedi, sokaklarını, mahallelerini ve insan hikâyelerini tanıdı. En önemlisi de bütün bu birikimi kalıcı eserlerle gelecek kuşaklara taşıdı.
Bir şehrin geçmişini yazmak kolay değildir. Arşivlerde yıllar süren araştırmalar yapmak, unutulmuş belgelerin peşine düşmek, sözlü tarih çalışmalarını kayıt altına almak ve bunları kitaplaştırmak; sabır, titizlik ve büyük bir adanmışlık ister. Üstelik bu çalışmalar çoğu zaman sessiz sedasız yürütülür. Alkıştan çok emek, görünür olmaktan çok üretmek ön plandadır.
Mehmet Koç'un yıllardır yaptığı tam da budur. Akşehir'in tarihî ve kültürel mirasını araştıran, belgeleyen ve gelecek nesillere aktaran çalışmaları, bu şehrin ortak hafızasının önemli bir parçası hâline gelmiştir. Bugün Akşehir'in geçmişine dair birçok bilgiye ulaşabiliyorsak, bunda onun yıllara yayılan emeğinin büyük payı vardır.
Bu nedenle, 67. Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenlikleri kapsamında kendisine verilen Altın Eşek Ödülü, sadece bir ödül değil; aynı zamanda gecikmiş bir vefa örneğidir. Bazı ödüller, verildiği gün kadar neden daha önce verilmediğiyle de anlam kazanır. Mehmet Koç'a takdim edilen ödül de bunlardan biridir.
Şehirler sadece yollarıyla, binalarıyla ya da meydanlarıyla var olmaz. Onları asıl yaşatan; tarihini araştıran, kültürünü koruyan ve hafızasını diri tutan insanlardır. Çünkü bir şehrin geleceği, geçmişine sahip çıkan insanların omuzlarında yükselir.
Toplum olarak çoğu zaman emeğin değerini, onu kaybetmeden önce fark edemiyoruz. Oysa gerçek vefa, insanların hayattayken emeklerini takdir edebilmek ve onları hak ettikleri şekilde onurlandırabilmektir. Mehmet Koç'a verilen bu ödül, işte bu yönüyle son derece kıymetlidir.
Kendisini gönülden kutluyor, Akşehir'in tarihine ve kültürüne ışık tutan çalışmalarının uzun yıllar devam etmesini diliyorum. Çünkü şehirler yalnızca taşla, toprakla kurulmaz; onları geleceğe taşıyan, hafızasını yazan ve yaşatan insanların emeğiyle gerçek anlamda şehir olur.






