Medrese eğitimi almış bir babanın evladı olan Nasreddin Hoca, kendisi de imamlık ve kadılık yapmış; bilgeliği, nezaketi, zarafeti, kıvrak zekâsı ve hikmet dolu bakış açısıyla asırlardır insanlara ışık tutmuştur.

Eşine, çocuklara ve topluma yönelik mizahlarında "Halk içinde Hakk ile olmak" anlayışını yansıtmış; kimseyi incitmeden yanlışları göstermeyi başarmıştır. Fıkralarında aşırılıkları, hatalı davranışları tebessüm ettirerek eleştirir; insanı düşündürür, ahlaki değerleri öğretir, nefsi terbiye etmeye ve imanla güzel ahlâkı topluma taşımaya gayret eder. Nitekim Evliya Çelebi Seyahatnâme'sinde ondan hikmet sahibi bir bilge olarak söz eder.

Nasreddin Hoca, Haçlı seferlerinin yaşandığı ve Selçuklu Devleti'nin son dönemlerinde savaşlar, taht mücadeleleri ve yoksulluğun toplum üzerinde ağır izler bıraktığı bir dönemde yaşamıştır. O yıllarda Seyyid Mahmud Hayranî, Ahmed Yesevi ve gibi gönül erleriyle birlikte Anadolu'nun manevi ikliminin mayalanmasına katkı sağlayan isimlerden biri olarak görülür. Bu büyük şahsiyetler, ömürlerini insanlığa doğru yolu göstermeye vakfetmişlerdir.

Dünyayı hem güldüren hem düşündüren, doğruyu hikmetle anlatan böyle bir bilgeye ahlâk dışı, kaba ve çirkin olayların isnat edilmesi büyük bir haksızlıktır.

Onun en önemli sembollerinden biri olan eşeğe ters binmesi bile insana verdiği değeri göstermektedir.

Rivayete göre bir gün Hoca, camiden evine talebeleriyle dönerken eşeğinden iner, yüzü insanlara dönük olacak şekilde eşeğine ters biner. Bunu görenler, neden böyle yaptığını sorarlar. Hoca şu cevabı verir:

"Düşündüm taşındım, eşeğime böyle binmeye karar verdim. Çünkü saygısızlığı hiç sevmem. Siz önümden gitseniz bana arkanızı dönmüş olacaksınız; ben önde gitsem size arkamı dönmüş olacağım. Böyle ters bindiğim zaman ise hem birlikte yol alıyoruz hem de birbirimizin yüzünü görüyoruz."

Bu fıkrada insana saygı, olaylara farklı açılardan bakabilme ve çevresinde olup biteni gözetebilme gibi önemli dersler bulunmaktadır.

Nasreddin Hoca, insan tabiatını derinlemesine okuyarak doğruyu ve yanlışı hikmetli bir üslupla anlatmıştır. O, ahlâkıyla örnek olmuş; imam, kadı, fakih ve ilim ehli bir mürşit olarak yalnızca camide değil, hayatın her alanında halkına rehberlik etmiştir. Mizahı ise sadece güldürmek için değil, insanı kendine getirmek, düşündürmek ve olgunlaştırmak için kullanan eşsiz bir eğitim yöntemi seçmiştir.

Rahmet, sevgi saygıyla andığımız hocamız insanlığa ve çağlara ders vermeye devam etmektedir.