Yaşarken bir an önce kurtulmak istiyor. Kurtulunca da dönüp dönüp oraya bakıyor.

“Keşke…”

İnsanın en sevdiği kelimelerden biri.

Keşke öyle yapmasaydım. Keşke o insanı hayatıma almasaydım. Keşke o gün gitmeseydim. Keşke o sözü söylemeseydim.

İyi de kardeşim…

Geçmişe taşınma imkânı henüz belediyeler tarafından sunulmadı.

O halde neden hâlâ orada yaşıyorsun?

Geçmiş elbette önemlidir. Bize neyi yanlış yaptığımızı, neyi doğru yaptığımızı, kim olduğumuzu ve kim olmak istemediğimizi öğretir.

Ama geçmişin bir kullanım amacı vardır:

Ders vermek.

Adres olmak değil.

Bir insan eski bir hatayı her gün yeniden yaşayarak kendini cezalandırıyorsa artık geçmişten ders almıyordur.

Geçmişte kira ödüyordur.

Üstelik ev sahibi de yok.

Stoacılar bunu yaklaşık iki bin yıl önce anlatıyordu. Epiktetos, insanın kendi yargıları, seçimleri ve davranışları üzerinde çalışmasını; dış koşulların ise her zaman bizim kontrolümüzde olmadığını vurguluyordu.

Bugün bunu daha basit söyleyebiliriz:

“Olan oldu. Şimdi sıra sende.”

Geçmişi değiştiremezsin. Ama geçmişe vereceğin anlamı ve bundan sonra yapacağın şeyi değiştirebilirsin.

Sonra Sartre çıkıyor karşımıza. Sartre’a göre geçmişimiz ve içinde bulunduğumuz koşullar gerçektir; fakat insan yalnızca geçmişinden ibaret değildir. İnsan, bulunduğu durumun ötesine geçebilen ve geleceğe yönelik seçimler yapabilen bir varlıktır.

Yani “Ben böyleyim çünkü geçmişte bunları yaşadım.” cümlesi bir açıklama olabilir.

Ama ömür boyu mazeret olmak zorunda değildir.

Çocukluğunda sana ne yapıldığını seçmemiş olabilirsin. Ama bugün o yaşadıklarının hayatını nasıl yönlendireceği konusunda vereceğin kararlar hâlâ önemlidir.

Bazen insan eski mesajları okur, eski fotoğraflara bakar, yıllar önce söylenmiş bir cümleyi tekrar tekrar düşünür.

Sonra da “Ben neden huzursuzum?” diye sorar.

Çünkü sen anıyı hatırlamıyorsun.

Anının içinde tekrar tekrar yaşıyorsun.

Hatırlamak başka.

İkamet etmek başka.

Bir hata mı yaptın?

Kabul et.

Dersini çıkar. Telafi edebiliyorsan et. Özür dile. Gerekiyorsa bedelini öde.

Ama sonra ayağa kalk.

Çünkü kendini yıllarca cezalandırmak, yaptığın hatayı düzeltmez. Sadece bugünü de onun yanına eklersin.

Geçmişe saygı duy.

Ama orada yaşamaya çalışma.

Çünkü geçmiş bir öğretmendir.

Ev arkadaşın değil.

Belki hayatın en büyük olgunluğu şudur:

Dün olanı inkâr etmeden, yarını ona teslim etmemek.

Çünkü geçmiş ders alınacak bir yerdir.

İkamet edilecek bir yer değil.

Görüş ve eleştirileriniz benim için önemli: [email protected]