Dolgular, çürük nedeniyle kaybedilen diş dokusunun yerine konulması ve dişin yeniden kullanılabilir hale getirilmesi amacıyla yapılır. Ancak dolgunun ağızda ne kadar süre kalacağı; dişin durumundan ağız bakımına, uygulanan dolgu malzemesinden çiğneme kuvvetlerine kadar birçok faktöre bağlıdır.
Dolgunun düşmesinin en önemli nedenlerinden biri, dolgunun çevresindeki diş dokusunun zamanla zayıflamasıdır. Özellikle büyük çürükler nedeniyle dişin önemli bir bölümü kaybedilmişse, dolgu tek başına yeterli dayanıklılığı sağlayamayabilir. Bu durumda dolgunun kırılması veya yerinden çıkması görülebilir.
Bir diğer neden ise dolgunun altında veya kenarında yeniden çürük oluşmasıdır. Ağız hijyeninin yetersiz olması, sık şeker tüketimi ve düzenli diş kontrollerinin yapılmaması, dolgunun çevresinde yeni çürük oluşma riskini artırabilir. Çürük ilerledikçe dolgunun dişe tutunması da zayıflayabilir.
Bazen de dolgu yapılmış dişe gelen aşırı çiğneme kuvvetleri problem oluşturabilir. Özellikle gece diş sıkma veya gıcırdatma alışkanlığı olan kişilerde dolgular ve hatta dişin kendisi normalden daha fazla kuvvete maruz kalır.
Peki dolgu düştüğünde ne yapılmalı?
Öncelikle düşen dolgu tekrar yerine yerleştirilmeye çalışılmamalıdır. Diş mümkün olduğunca temiz tutulmalı ve en kısa zamanda diş hekimine başvurulmalıdır. Çünkü dolgunun neden düştüğü belirlenmeden yalnızca yeni bir dolgu yapmak her zaman doğru çözüm olmayabilir.
Eğer dişte yeterli sağlam doku bulunuyorsa yeni bir dolgu yapılabilir. Ancak dişin büyük bir bölümü kaybedilmişse, dolgu yerine kaplama veya farklı bir restorasyon tercih edilebilir. Sinire kadar ilerleyen bir problem varsa kanal tedavisi de gerekebilir.
Kısacası, düşen dolgu yalnızca “dolgu düştü” şeklinde değerlendirilmemelidir. Bazen altta yatan daha büyük bir sorunun habercisi olabilir.
Dolgular da sonsuza kadar dayanmaz. Düzenli ağız bakımı, doğru beslenme ve rutin diş hekimi kontrolleri sayesinde hem dolguların ömrü uzatılabilir hem de yeni problemlerin oluşması erkenden fark edilebilir.





