Türkiye’nin önemli organize sanayi bölgeleri arasında yer alan Ankara OSTİM Organize Sanayi Bölgesi tarafından “Sanayinin Üniversitesi” konsepti ile kurulan OSTİM Teknik Üniversitesi’nin yeni akademik yılı açılış töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, gençlere yönelik önemli mesajlar verdi.
Eğitimde dünyada ne olup bittiğini çok yakından izlediklerini ve ülkenin durumunu gözden geçirdiklerini belirten Selçuk; “Zamanın ruhuna saygı göstermek için değişimlerin içindeyiz” dedi. Bakan Selçuk’un; üniversitelerin misyonu ve gençlerin geleceklerini inşa ederken dikkat etmeleri gereken hususlardan ehliyet ve liyakata kadar birçok konuya değindiği konuşmasından önemli başlıklar şöyle:
“Bu işin ehli kimdir” meselesi
“Bugün yaptığımız bütün iş ve işlemleri, bu ülkenin topraklarına hürmeti olan, bu ülkenin bayrağına saygısı olan bütün insanlarımızı kucaklayarak yapmazsak, bütün beyinlerimizi bir araya getirmezsek çok fazla mesafe almamız söz konusu değil. Ben diyerek bir yere varmamız mümkün değil. Ben yerine hepimiz demeye ihtiyacımız var. Bunun için de ehliyete hürmet etme şartı var. 'Benim görüşüme yakın' ya da 'benim akrabam, benim hemşehrimden ziyade 'bu işin ehli kimdir' meselesi çok çok önemli.”
Özgeçmiş yerine Özgelecek
“Yetişkinler yapamadıklarını kendi çocuklarının kimliğine yüklüyorlar. Öğrencilerin muhakkak özgeleceklerine yönelik olarak duygu, düşünce ve hareket planı geliştirmeleri gerekiyor. Diplomayı herkes alıyor. 4 sene boyunca hangi kongrelere, hangi sosyal sorumluluk projelerine katıldım, hangi hobileri edindim, enstrüman çalıyor muyum, halk oyunundan haberdar mıyım gibi sorularla ilgili bir hesap cetveline ihtiyaç var. Öğrencilerin talep etmeye dikkat etmesi lazım. Eğer talep etmezseniz sadece rutini yerine getirirsiniz, talep ederseniz talip olmuş olursunuz, etrafınız genişler, havzanız büyür. Üniversite eğitimi süresince sadece 3-4 arkadaş edinmek, öğrencilerin zihinsel gelişimi açısından uygun değil, farklı dünya görüşlerine sahip insanlarla bir arada bulunmak gerekiyor.”
Çözüm Odaklı Üniversite
"Disiplinlerarası ya da interdisipliner üniversitelerden sonra şimdi transdisipliner dediğimiz bir üniversite anlayışından söz ediyoruz. Bu üniversite, tümüyle hayatın içinde olan, paydaşların ortak üretim yaptığı ve bütünüyle sektör odaklı değil ama çözüm odaklı çalışan bir bakış açısına sahip. Neden çözüm odaklı bakış açısı? Çünkü üniversitenin artık laboratuvarlarının olmasından ziyade laboratuvarların ihtiyaç duyduğu üniversitelere gereksinim var. Yani cep telefonu üreteceksen bunun için sosyolog, psikolog, yazılım mühendisi, kimyacı gibi çok fazla bilim dalından insanlara ihtiyaç var. Çözüm odaklı bir çalışmada, bu insanların hepsi aynı laboratuvar mantığı içinde buluşurlar ve çözümü üretmek için gayret sarfederler. Üniversite bilişsel kurum değildir; üniversite, duygu, düşünce ve eylemin aynı anda işlenmesi gereken ve bu bütünsellik içinde yönetilmesi gereken bir süreçtir.”





