8 Ekim Perşembe sabahı, Cevizli Mahallesi'nde bulunan yedi katlı bir binanın alt üç katı çöktü. Yaşanan faciada, 9 Ekim itibarıyla açıklanan bilgilere göre beş vatandaşımız hayatını kaybetti, üçü çocuk olmak üzere on vatandaşımız yaralı olarak kurtarıldı. Saatler süren arama kurtarma çalışmaları tamamlandı.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Bir arama kurtarma gönüllüsü olarak, enkazın ne anlama geldiğini, altında bir can olduğunu bilerek çalışmanın nasıl bir sorumluluk taşıdığını çok iyi biliyorum. Bu nedenle böylesine acı olaylara yalnızca bir haber olarak bakmak mümkün değil.
Ancak bu olayda üzerinde durulması gereken çok önemli sorular var.
Çöken binanın 1987 yılında inşa edildiği belirtiliyor. Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen'in açıklamasına göre, belediye arşivindeki kayıtlarda binanın üst iki katının iskân alındıktan sonra kaçak olarak yapıldığı görülüyor. Öte yandan basına yansıyan bilgilerde, yapının yıllar içerisinde ilave katlarla büyütüldüğüne ilişkin farklı ayrıntılar da bulunuyor.
Elbette binanın neden çöktüğünü teknik incelemeler ve yürütülen soruşturma ortaya çıkaracak. Henüz kesinleşmemiş iddialar üzerinden birilerini suçlamak doğru olmaz.
Fakat insan sormadan edemiyor.
Bir binanın üzerine kaçak katlar çıkılırken hiç kimse görmedi mi?
Bu katlar bir gecede mi yapıldı? İnşaat malzemeleri taşınırken, beton dökülürken, katlar birer birer yükselirken denetim mekanizmaları neredeydi?
Daha da önemlisi, geçmişte bu yapıyla ilgili hangi işlemler yapıldı, hangi kararlar alındı ve bu kararların gereği yerine getirildi mi?
Bunlar birilerini peşinen suçlamak için değil, benzer acıların yeniden yaşanmaması için sorulması gereken sorular.
Çünkü yapı güvenliği yalnızca bina sahibinin değil; projelendirme, uygulama, ruhsatlandırma ve denetim süreçlerinde görev alan herkesin sorumluluğuyla ilgilidir.
Maltepe'de yaşanan facianın ardından binanın taşıyıcı sistemindeki olası sorunlar ve daha önce oluştuğu belirtilen çatlaklar da gündeme geldi.
Yapılan teknik incelemeler sonucunda çöküşün gerçek nedeninin bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerekiyor.
Ama benim asıl dikkat çekmek istediğim konu biraz daha büyük.
Biz yıllardır beklenen İstanbul depremini konuşuyoruz.
Uzmanlar olası Marmara depreminin oluşturabileceği tehlikelere dikkat çekiyor. Kentsel dönüşümü, yapı stokunu, toplanma alanlarını ve afet hazırlıklarını tartışıyoruz.
Peki, ortada bir deprem yokken, yer sarsılmamışken, böylesine acı bir bina çökmesiyle karşı karşıya kalıyorsak, beklenen büyük İstanbul depremi gerçekleştiğinde nasıl bir manzarayla karşılaşacağız?
Elbette tek bir binanın çökmesinden yola çıkarak İstanbul'daki bütün yapıların aynı durumda olduğunu söyleyemeyiz. Ancak bu olay, mevcut yapı stokunun güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Depremi engelleme şansımız yok. Fakat depremin afete dönüşmesini önlemek, en azından yol açacağı can kayıplarını azaltmak için yapabileceklerimiz var.
Sağlam yapılar inşa etmek, mevcut binaları bilimsel yöntemlerle incelemek, riskli yapıları zamanında dönüştürmek ve denetim süreçlerini tavizsiz yürütmek bunların başında geliyor.
Afetlere hazırlık yalnızca arama kurtarma ekiplerinin sayısını artırmak, daha fazla ekipman almak ya da tatbikat düzenlemek değildir.
Asıl başarı, insanların enkaz altında kalmasını önleyebilmektir.
Arama kurtarma ekiplerimiz ne kadar donanımlı olursa olsun, hiçbirimiz enkaz başında bir annenin evladını, bir çocuğun ailesini beklediği o çaresiz tabloyu görmek istemeyiz.
Bu yüzden afet yönetiminde müdahale kadar risk azaltmaya da önem vermek zorundayız.
Maltepe'de yaşanan bu facia, yalnızca bir binanın çökmesi olarak hafızalarımızda kalmamalı. Yapı güvenliğine, denetimlere ve afet hazırlıklarına ilişkin ciddi bir uyarı olarak değerlendirilmelidir.
Unutmayalım, bir binanın sağlamlığını yalnızca dışarıdan bakarak anlayamayız. Yaşadığımız yapıların güvenliği konusunda bilinçli olmak, gerektiğinde uzman incelemesi talep etmek ve tehlike işaretlerini görmezden gelmemek hepimizin sorumluluğudur.
Çünkü deprem öldürmesin diye mücadele ederken, deprem olmadan yıkılan binalarda insanlarımızı kaybetmeye devam edemeyiz.
Maltepe'deki acı olaydan çıkaracağımız en önemli ders belki de budur:
Enkaz altında hayat kurtarmak büyük bir fedakârlıktır. Ama insanları enkaz altında kalmaktan korumak, yerine getirmemiz gereken çok daha büyük bir sorumluluktur.





