Belediyenin Hukuki Yükümlülüğü

5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediyeler, belde sakinlerinin ulaşımını sağlamakla ve yolları güvenli, kullanılabilir ve standartlara uygun hâlde tutmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca yolun yapılmasını değil; bakımının yapılmasını, gerekli uyarı ve işaretlemelerin konulmasını ve risklerin önlenmesini de kapsar.

Anayasa’nın 125. maddesi ise idarenin sorumluluğunu açık bir biçimde ortaya koyar:

“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.”

Dolayısıyla belediyelerin yol hizmeti kapsamında doğan zararlar, anayasal güvence altındaki idari sorumluluk rejiminin doğrudan konusudur.

Hizmet Kusuru ve Belediyenin Sorumluluğu

Bozuk yol, çökmüş asfalt, derin çukurlar veya uyarı levhası bulunmayan yol çalışmaları; idare hukukunda hizmet kusuru olarak nitelendirilmektedir. Hizmet kusuru;

Kamu hizmetinin hiç işlememesi,

Geç işlemesi,

Eksik veya kötü işlemesi

şeklinde ortaya çıkar.

Yargı kararlarında, yolun bozuk olmasına rağmen gerekli bakımın yapılmaması veya sürücüleri uyaran herhangi bir önlemin alınmaması, açıkça “kötü işleyen kamu hizmeti” olarak kabul edilmektedir. Bu durumda belediyenin kusuru bulunduğu varsayılır.

Yargı Uygulaması Ne Diyor?

Danıştay ve idare mahkemeleri, bozuk yol nedeniyle meydana gelen kazalarda belediyelerin sorumluluğunu istikrarlı şekilde kabul etmektedir. Mahkemeler özellikle şu unsurları dikkate almaktadır:

Yolun fiziksel durumu ve bakım eksikliği,

Uyarı levhası ve işaretleme bulunup bulunmadığı,

Zarar ile yolun bozukluğu arasındaki illiyet bağı,

Zarar görenin ağır kusurunun bulunup bulunmadığı.

Sürücünün açık ve ağır kusuru (aşırı hız, alkol vb.) bulunmadığı sürece, belediyenin tazminat sorumluluğu doğmaktadır. Basit trafik kusurları ise genellikle tazminat hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Belediyelerin bütçesinin , uygun ekipman-alt yapısının vs. olmaması mazeret değildir ve bunlardan dolayı meydana gelen zararlara vatandaşlar katlanmak zorunda değildir.

Hangi Tazminatlar Talep Edilebilir?

Bozuk yol nedeniyle zarar görenler, belediyeye karşı tam yargı davası açarak şu kalemleri talep edebilir:

Araç tamir bedeli ve değer kaybı,

Tedavi giderleri,

İş gücü kaybı ve kazanç kaybı,

Destekten yoksun kalma tazminatı,

Manevi tazminat (yaralanma veya ölüm hâllerinde).

Uygulamada kaza tespit tutanağı, olay yeri fotoğrafları, bilirkişi raporları ve sağlık belgeleri davanın ispatı açısından kritik öneme sahiptir.

Süreler ve Usul: Hak Kaybına Dikkat

Zarar gören kişi, zararı ve sorumlu idareyi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl, her hâlükârda olay tarihinden itibaren 5 yıl içinde ilgili belediyeye yazılı başvuruda bulunmalıdır. Bu başvurunun reddi ya da 60 gün içinde cevap verilmemesi hâlinde, idare mahkemesinde dava açılabilir.

Bu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan, uygulamada en sık yapılan hata sürenin kaçırılmasıdır.

Sonuç

Bozuk yollar yapılamaz değildir; hukuken önlenmesi gereken idari ihmallerin sonucudur. Belediyelerin yol yapım ve bakım hizmetlerini gereği gibi yerine getirmemesi, vatandaşın can ve mal güvenliğini doğrudan tehlikeye atmaktadır.

Hak aramak yalnızca bireysel bir talep değil, kamu hizmetinin daha güvenli ve nitelikli sunulması açısından da önemlidir. Unutulmamalıdır ki, bozuk yol belirttiğimiz gibi idari kusurdur ve hakkını aramak en temel vatandaşlık görevlerindendir. Cimer ve savcılık mercileri de ; görevi ihmal , trafik güvenliğinin tehlikeye sokulması gibi suçların soruşturmasında ki en etkili yerlerdir. Haklarımızı aramadığımız sürece her zaman zararlı çıkanın bizler olacağı hususu aklımızdan çıkmamalıdır.

Bu yazımında hemen hepimizin şikayetçi olduğu ve belediyenin en temel görevlerinden olan yol yapım-bakım gibi hususları ihmalinden doğan sorumluluğundan bahsetmiş olup bir sonraki yazımında görüşmek üzere kazasız, belasız, masrafsız , sağlıklı günler dilerim.