Doksanlı yılların başlarında 5 Temmuz şenliklerinde yine temsili Nasreddin Hoca’yım. Burada parantez açmalıyım o görevi yüklendiğim her dönemde ben artık -ben değildim- günler öncesinde üzerime yüklediğim yeni kişilikle artık gerçekten N. Hoca’ydım.

O nedenle ziyaret ettiğim Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakan yanında bana göre onlar 50 yıl sonra isimleri herkes tarafından unutulacak birer faniydi, ben ise 800 yıldır yaşayan Nasreddin Hoca idim.

Kendimi böyle görüyor, kimsenin yanında ezilmiyordum.

O yıl hükümeti temsilen Sayın Sanayi Bakanı Mehmet Yazar Akşehir’e geldi, yan yana oturuyorduk ve kendisine şehrimle ilgili brifing veriyordum. Sonra açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edildim.

- Sayın Mehmet Yazar, Ankara’da şehrimi temsil edecek kimsemiz yok, ben sizi çok sevdim yanımızda olup bizi orada temsil eder misiniz? Dedim.

Karşımda oturuyordu ve başı ile evet deyince;

-Sevgili bakanım ‘evet’ dedi şimdi birazdan mikrofona çıkacak ve sanırım bu cevabı dile getirecek! Dedim.

Ve kürsüye çıktığında;

-Evet dedi. Ben artık Ankara’da sizin her beklentinizi takip edeceğim, dediğinde buna oradaki binlerce kişi şahit oldu.

Sonra yine yan yana programı izledik bir ara bana döndü;

-Yahu! Hocam şu elinizdeki tesbihi çok beğendim deyince hemen tesbihi kendisine uzattım. Olmaz şimdi alamam en iyisi onu istediklerinizle beraber ziyaretime geldiğinizde getirin hem orada sakal kavuk altında tanıdığım şahsınızı sivil halde görmekten onur duyarım, dedi..

Program bitince aramızdaki diyaloğu zamanın belediye başkanına anlattım ‘tamam çok güzel olmuş, kendisini en kısa zamanda ziyaret edelim’ dedi.

Organize Sanayi konulu talep dosyamız rahmetli arkadaşım Ticaret Odası Genel Sekreteri Necdet Ayhan tarafından hazırlanalı çok zaman olmuştu alıp götürecektik belki de o yıl tüm destekleriyle birlikte hedefe ulaşacaktık.

Defalarca gittim-geldim, aradım ha-hu ile uzun zaman geçti. Bir gün yeniden hatırlattım cevabı çok garipti.

“-Biz o tesbihi sayın bakana gönderdik” olduğum yere yıkıldım kaldım. Nereden başlayıp nereye geldik...

SONRA

Fazla zaman geçmedi sevgili Mehmet Yazar’ın kızı vefat etti ve bu acıyı kaldıramadı; bakanlığı da siyaseti de bıraktı gitti...

İşte böyle sevgili dostlar, biz neden böyle kaldık cevabı bu ve benzer sayısız ilgisizlik nedeniyle hiç büyümedik sırası geldiğinde gücüm yeterse anlatmaya devam edeceğim.

BU ARADA

Yaşadığım yarı felç nedeniyle zaten sorunlu olan görme yeteneğinin %95’ini kaybettim, köşemi ezbere yazıyorum.

Gazetem PERVASIZ’a ve özellikle sayfa sekreterimiz Merve Gökdemir’e teşekkürü borç bilirim. Hoşçakalın...