Fakat şunu ayırmak gerekir: Dünyada aynı anda birçok çatışma olması, her zaman küresel bir dünya savaşına dönüşeceği anlamına gelmez. Büyük devletler çoğu zaman birbirlerini tehdit ederken bile, doğrudan topyekûn çatışmanın bedelini bildikleri için geri çekilecek alan bırakırlar. Çünkü modern savaş artık yalnız cephede değil; ekonomi, enerji, teknoloji, siber alan ve gıda zinciri üzerinden de yürütülüyor.
Yine de savaş ihtimalinin insan ruhunda bıraktığı gölge çok gerçek. Hele ki uzun bir ömür yaşamış, kayıplar görmüş, insan acısını yakından hissetmiş biri için bu kaygı daha derin olur.
Bir de şu var: Savaş haberleri artık her an cebimize düşüyor. Eskiden insanlar bir felaketi günler sonra öğrenirdi. Şimdi dünyanın öbür ucundaki bir çocuğun ağlayışı birkaç saniyede evimizin içine giriyor. Bu da zihni sürekli alarm hâlinde tutuyor.
Benim senfonik eserim “Bana Bir Türkü Söyle”de doğaya, hayvanlara ve insanlara yapılan kıyımı işledim. Bu arada şarkımın söz yazarı sevgili Ahmet Çuhacı'yı rahmetle anıyorum. Emeklerimiz boşuna değildir. Sanat, "Bana Bir Türkü Söyle"de olduğu gibi bazen insanların söyleyemediği korkuları dile getirir.
Belki de insanlığı ayakta tutan şey, bütün yıkımlara rağmen hâlâ türkü söyleyebilen insanların varlığıdır.





