Haber/Yorum: Ümit Aykut Şener

Üstelik işin içinde Akşehir varsa, Nasreddin Hoca’nın torunları olduğumuzu hatırlamamak mümkün değil.

Hoca bugün yaşasaydı ve 1922 Akşehirspor’un başına gelenleri görseydi, muhtemelen eşeğe ters binip, “Bari böyle yönetelim; belki doğru yöne gideriz” derdi!

Türkiye Futbol Federasyonu Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun 02.10.2026 tarih ve 12 sayılı toplantısında aldığı karar, 1922 Akşehirspor açısından üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koydu.

Kulüp, üç ayrı maddeden cezalandırıldı.

Ve insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Bir futbol kulübü, bir maçta yaptığı kural hatası nedeniyle hem hükmen mağlubiyet hem para cezası alıyor, hem de ayrıca başka bir talimat ihlali nedeniyle yeniden para cezasına çarptırılıyorsa, burada artık sadece futbolcuyu, teknik heyeti ya da bir maçı konuşmak yeterli midir?

Yoksa biraz daha yukarıya bakmanın zamanı gelmiş midir?

D S C 0068-10

Hoca bir kuruş almıyor” ama kulüp ne kadar kaybediyor?

Hatırlanacağı üzere 1922 Akşehirspor Kulübü Başkanı Gürcan Uysal, Eskişehir mağlubiyetinin ardından taraftarların “Niyazi Hoca İstifa” tezahüratlarına katılmadıklarını açıklamış ve yönetim olarak teknik heyete desteklerinin tam olduğunu belirtmişti.

Başkan Uysal, Niyazi Kart ile çalışmaya devam edeceklerini ifade ederek, hocanın bugüne kadar kulüpten 1 kuruş bile para almadığını, yapılan tepkinin teknik adam tarafından hak edilmediğini söylemişti.

Bu açıklama elbette yönetimin tercihidir.

Fakat futbolun acı bir muhasebe yöntemi vardır:

Bir insanın kulüpten para almaması, kulübe para kaybettirmeyeceği anlamına gelmez.

İşte PFDK kararı tam da bu noktada önümüze başka bir soru koyuyor.

Bir teknik adamın ücret almaması ekonomik açıdan olumlu görülebilir. Peki yapılan bir kural hatası sonucunda kulüp hükmen mağlup oluyor, ayrıca para cezalarıyla karşı karşıya kalıyorsa, ortaya çıkan sportif ve ekonomik kaybın hesabını kim yapacak?

Uşak’ta 3-0 yetmedi, bir de hükmen 3-0!

1922 Akşehirspor, 4. haftada deplasmanda Uşakspor ile karşılaştı.

Maç zaten 3-0 kaybedildi.

Ancak futbolumuzun kendine özgü kara mizah hanesine bir satır daha eklendi:

3-0 kaybedilen maç, bir de PFDK kararıyla 3-0 hükmen mağlubiyet olarak tescillendi.

Yani skor tabelasına bakınca değişen bir şey yok.

Fakat kulübün kasasına, hanesine ve prestijine bakınca değişen çok şey var.

PFDK kararında aynen şöyle denildi:

“1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, 27.09.2026 tarihinde oynanan UŞAK SPOR A.Ş.-1922 AKŞEHİR SPOR KULÜBÜ Nesine 3. Lig 2. Grup müsabakasında, Sportif Ekipman Talimatına aykırı eylem nedeniyle (Geçmiş yönetim döneminde forma yaptırılmaması nedeniyle bu cezası verildi.) FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 35.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada 1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, Futbol Müsabaka Talimatı’nın 22/d ve 23/4. maddeleri uyarınca (3-0) HÜKMEN MAĞLUBİYET CEZASI ile cezalandırılmasına”,

Buraya kadar olan bölüm, kural kitabının konusu. Sahada müsabakaya devam eden kadroda aynı anda en fazla 01.01.2001 öncesinde doğmuş 5 futbolcunun bulundurulması şart koşuluyor.

Asıl mesele ise şu:

Bu hata nasıl oldu?

Beş yaşlı oyuncu kuralı altıncıya nasıl çıktı?

Uşakspor karşısında ilk 11’de 5 yaşlı kategorisinde futbolcu bulunuyordu:

Akın Aracan – 1994 doğumlu

Samet Dağlı – 1993 doğumlu

Uğur Ahmet Özden – 2000 doğumlu

Yasin Akyol – 1995 doğumlu

Furkan Mehmet Tuncer – 1994 doğumlu

Buraya kadar sorun yok.

Ancak 28. dakikada Samet Dağlı oyundan çıkıyor, yerine 1997 doğumlu Can Demir giriyor. 74.dakikada ise 2000 doğumlu Mustafa Eraslan oyuna dahil oluyor.

Ve iddiaya göre tam burada hesap şaşıyor.

Saha içindeki yaşlı oyuncu sayısı beşten altıya çıkıyor.

Futbolda bazen altıncı oyuncu oyuna girer ve takım güçlenir.

Akşehirspor örneğinde ise altıncı yaşlı oyuncu oyuna girdiğinde TFF talimatı devreye giriyor.

Nasreddin Hoca'nın memleketinde insanın aklına ister istemez şu fıkra geliyor:

“Hocam, kaç yaşlı oyuncumuz var?”

“Beş.”

“Emin misin?”

“Eminim.”

“Bir daha say.”

“Bir, iki, üç, dört, beş...”

“Peki o altıncı kim?”

“Galiba TFF’nin bize gönderdiği sürpriz oyuncu!”

Kara mizah bir yana, profesyonel futbol kulübü yönetmenin en temel sorumluluklarından biri, oynanan müsabakanın statüsünü ve uygulanacak talimatları bilmektir.

Çünkü futbol yalnızca topun peşinden koşmak değildir.

Talimatın da peşinden koşacaksınız.

75 bin liralık başka bir soru

PFDK'nın aynı kararında bir başka ceza daha var.

Kurul aynen şöyle karar verdi:

“1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, Antrenörlerin Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatı’nın 7/1. maddesine aykırı eylemi nedeniyle (Yine geçmiş yönetimin hatasıyla Altyapı Antrenör Talimatı’na uyulmaması) aynı talimatın 7/5. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 75.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına”

Demek ki mesele yalnızca bir maçta yapılan oyuncu değişikliği değil.

35 bin lira.

75 bin lira.

Üstelik hükmen mağlubiyet.

Toplayınca ortaya 110 bin liralık para cezası çıkıyor.

Parasızlıktan kıvranan bir kulüp için bunun adı artık yalnızca “hata” mıdır?

Yoksa ders çıkarılması gereken ciddi bir yönetim sorunu mudur?

Kulübün ekonomik sıkıntıları bilinirken, bir kuruş dahi ücret almayan bir teknik adamın görev yaptığı süreçte yapılan hataların kulübe bundan çok daha fazla maliyet çıkarması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkidir.

Peki profesyonel kulüp müdürü ne iş yapar?

İşte asıl sorulması gereken sorulardan biri de budur.

Yönetim “profesyonel kulüp müdürü” getirdik diyorsa, o profesyonellik tam olarak nerede devreye girmektedir?

Teknik kadroya;

“Hocam, bu değişikliği yaparsanız sahadaki yaşlı oyuncu sayısı altıya çıkıyor.”

diyen biri yok muydu?

Ya da varsa, söyledi de kimse dinlemedi mi?

İkinci ihtimal doğruysa mesele daha da vahimdir.

Çünkü o zaman sorun bilgi eksikliğinden çıkıp yönetim mekanizmasının işleyişine dönüşür.

Bir kulübün profesyonel kadroları olacak, talimatları bilen insanlar görev yapacak, yöneticiler bulunacak ve bütün bunlara rağmen sahada bir oyuncu değişikliğiyle kural ihlali yapılacak...

Sonra da PFDK kararını okuyup hep birlikte:

“Vallahi biz de anlamadık!”

diyeceğiz.

Nasreddin Hoca buna bile bir cevap bulurdu.

“Üst akıl” nerede, altı kim sayacak?

Akşehirspor konusunda zaman zaman “uzaktan kumandayla yönetildiği” yönünde iddialar dile getiriliyor.

Bu iddiaların doğruluğu elbette ayrıca ortaya konulmalı.

Kimsenin elinde somut kanıt olmadan birilerini “üst akıl” ilan etmek doğru değildir.

Fakat şu soruyu sormak da taraftarın hakkıdır:

Kulübü kim yönetiyor?

Kararları kim alıyor?

Teknik tercihleri kim belirliyor?

Yönetim kendi iradesiyle mi hareket ediyor?

Yoksa kulübün üzerinde görünmeyen bir kumanda mı var?

Eğer gerçekten bir “üst akıl” varsa, rica edelim bir dahaki maçtan önce o akıl sahaya da uğrasın.

Çünkü görünen o ki üst akıl bulunurken altı oyuncuyu sayacak akıl unutulmuş!

Kara mizahın sınırları zorlanıyor ama mesele tam da burada düğümleniyor:

Bir kulüp yönetiliyorsa, kumanda kimde olursa olsun hesabı yönetim vermek zorundadır.

Taraftar seyirci değildir.

Bir başka konu da taraftarın tepkisi.

“Niyazi Hoca istifa” diye bağıran taraftarın karşısına geçmek, onların eleştirilerini yok saymak veya “Biz bu çağrıyı kabul etmiyoruz” demek yönetimin tercihidir.

Fakat taraftar da kulübün gerçek sahibidir.

Tribünde yağmurda, soğukta, deplasmanda takımının arkasında duran insanlara:

“Siz anlamazsınız, biz biliriz.”

denilecek bir futbol düzeni artık sürdürülebilir değildir.

Taraftarın her söylediği doğru olmak zorunda değildir.

Ama taraftarın söylediğini dinlemek zorundasınız.

Çünkü tribünün eleştirisini susturmak kolaydır.

O eleştirinin neden ortaya çıktığını çözmek ise yöneticilik ister.

Önce işi bileceksin, sonra yöneteceksin.

1922 Akşehirspor'un ihtiyacı olan şey kavga değil.

Suçlu aramak da değil.

Birbirine parmak sallamak hiç değil.

İhtiyaç duyulan şey çok daha basit:

İşini bilen insanlar.

Talimatı okuyacak.

Oyuncunun yaşını hesaplayacak.

Oyuncu değişikliğinin sonuçlarını bilecek.

Teknik heyetin görev ve sorumluluklarını takip edecek.

Profesyonel yapılanmayı gerçekten profesyonel şekilde işletecek.

Yönetim kurulunu bilgilendirecek.

Ve gerektiğinde teknik heyete:

“Hocam, bu olmaz.”

diyebilecek.

Çünkü yöneticilik, yalnızca maç günü protokol tribününde oturmak değildir.

Yönetmek, gerektiğinde kendi sevdiğiniz insanlara bile “yanlış yapıyorsunuz” diyebilmektir.

Şimdi herkesin önünde aynı soru var

1922 Akşehirspor yönetimi ve teknik kadro artık kamuoyuna bir açıklama yapmak durumunda.

Bu hata nasıl yapıldı?

Kim fark etmedi?

Kim uyarmadı?

Profesyonel kulüp müdürü varsa neden müdahale edilmedi?

Teknik kadro kuralı bilmiyor muydu?

Biliyorsa neden uygulamadı?

Yönetim biliyor muydu?

Biliyorsa neden önlem alınmadı?

Ve daha önemlisi:

Bundan sonra aynı hatanın tekrarlanmaması için ne yapılacak?

Çünkü mesele yalnızca 110 bin lira değil.

Mesele yalnızca hükmen mağlubiyet de değil.

Mesele bir kulübün yönetim anlayışıdır.

Akşehirspor bunu hak etmiyor

1922 Akşehirspor'un, kişisel hesaplaşmaların, kulislerin, “üst akıl” tartışmalarının veya kimsenin kimseyi dinlemediği bir yönetim anlayışının içinde kaybolmasına Akşehir seyirci kalmamalı.

Bu kulüp, Akşehir'in ortak değeridir.

Kim yönetirse yönetsin, bugün yönetimde olanlar yarın olmayabilir.

Ama 1922 Akşehirspor kalır.

İşte bu yüzden kimse kendi makamını kulübün önüne koymamalı.

Kimse “Ben bilirim” kolaycılığına kaçmamalı.

Kimse “Bize bir şey olmaz” rehavetine kapılmamalı.

Ve hiç kimse kulübü başkalarının aklıyla yönetmeye kalkmamalı.

Madem iyi niyetle bu göreve talip oldunuz, o halde artık ipleri gerçekten elinize alın.

Kendi doğrularınızla, kendi iradenizle, şeffaf biçimde yönetin.

Yanlış yaptıysanız kabul edin.

Hata yaptıysanız ders çıkarın.

Eksik varsa tamamlayın.

Ama en önemlisi, aynı hatayı ikinci kez yapmayın.

Çünkü Nasreddin Hoca'nın torunları olmak, yalnızca fıkralarla övünmek değildir.

Hoca'nın asıl mirası, en zor durumda bile olayın içindeki çelişkiyi görebilmek, soruyu doğru yere sorabilmek ve gerektiğinde kendisiyle bile dalga geçebilmektir.

Bugün Akşehirspor'un ihtiyacı olan da tam olarak budur.

Biraz akıl.

Biraz hesap.

Biraz liyakat.

Biraz da cesaret.

Ve mümkünse...

Maçtan önce talimat kitabını açacak kadar akıl!

Yoksa yarın bir gün yine aynı hikâyeyi okuruz:

Maç kaybedildi...

PFDK ceza verdi...

Kulüp para ödedi...

Yönetim şaşırdı...

Taraftar kızdı...

Ve Nasreddin Hoca mezarında dönüp:

“Eşeğe mi ters bindiniz, yoksa eşek mi sizi yönetiyor?”

diye sordu.

Artık bu soruya cevap verme sırası 1922 Akşehirspor yönetiminde.

Unutmayalım ki, 2006 yılında Konyalı bir teknik direktörün çalıştırdğı bir dönemde tüm uyarılara rağmen Akşehirspor TFF tarafından küme düşürülmüştü.

Bilenler Bilmeyenlere Söylesin...

Madem bazıları bilmiyor, bilenler de susuyor; o halde bilenler bilmeyenlere söylesin...

Futbol kulübü nasıl yönetilir?

Talimat nasıl okunur?

Oyuncu değişikliği yapılırken kurallar nasıl hesaplanır?

Teknik heyet nasıl denetlenir?

Profesyonel kulüp müdürü ne işe yarar?

Ve en önemlisi...

Bir kulübün ipleri gerçekten kimin elindedir?

Akşehir, Nasreddin Hoca'nın memleketi.

Burada fıkra çok, ama artık futbol kulübünün başına gelenler fıkrayı da aştı.

Birileri yukarıdan akıl veriyorsa, üst akıl biraz aşağıya insin.

Birileri uzaktan kumanda ediyorsa, kumandanın pillerini değiştirsin.

Yönetim gerçekten kendi iradesiyle yönetiyorsa, o zaman da kendi doğrularının ve kendi hatalarının sorumluluğunu alsın.

Çünkü işin sonunda hesap hep aynı yere çıkar:

Bilenler bilmeyenlere söylesin...

Bilmeyenler de bildiğini zannedenlerden biraz uzak dursun!

Ve lütfen...

Maç başlamadan önce kural kitabını bilen birine okutun.

Nasreddin Hoca'nın torunlarıyız diye her gördüğümüz eşeğe ters binmek zorunda değiliz!

Hele hele...

Eşeğin bizi nereye götürdüğünü bilmeden yolculuğa hiç çıkmayalım.

Zira, Hoca Para Almıyor Ama Kulüp Ceza Ödüyor!

İşte Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu'nun 02.10.2026 tarih ve 12 sayılı toplantısında 1922 AKŞEHİRSPOR hakkında almış olduğu kararlar:

“1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, 27.09.2026 tarihinde oynanan UŞAK SPOR A.Ş.-1922 AKŞEHİR SPOR KULÜBÜ Nesine 3. Lig 2. Grup müsabakasında, Sportif Ekipman Talimatına aykırı eylem nedeniyle FDT’nin 46/1. maddesi uyarınca takdiren ve neticeten 35.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına,

Aynı müsabakada 1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, Futbol Müsabaka Talimatı’nın 22/d ve 23/4. maddeleri uyarınca (3-0) HÜKMEN MAĞLUBİYET CEZASI ile cezalandırılmasına”,

“1922 AKŞEHİR SPOR Kulübünün, Antrenörlerin Statüsü ve Çalışma Esasları Talimatı’nın 7/1. maddesine aykırı eylemi nedeniyle aynı talimatın 7/5. maddesi uyarınca ve FDT’nin 13. maddesinin uygulanması suretiyle takdiren ve neticeten 75.000.-TL PARA CEZASI ile cezalandırılmasına” karar verdi.

PFDK Kararlarını görmek için tıklayınız...